arşiv

1, 2010 için arşiv

Justin Bieber Resimleri

Pazar, 02 May 2010 31 yorum

Hamilelikte Nasıl Beslenilmeli

Pazar, 02 May 2010 yorum yok

Evet, artık siz iki kişisiniz ama bu sizin her şeyden bol bol yiyebileceğinizin bir göstergesi olmamalı. Tükettiğiniz ürünlerin besin değerlerini bilerek yerseniz, bu süreci daha keyifli geçirmenin yanında sağlıklı bir hamilelik de yaşamış olursunuz.

Annenin kendi günlük yaşantısını sürdürmek için gerekli besin ve enerji öğelerine ek olarak alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması açısından gereklidir. Normal bir hamilelik süresince annenin ortalama yaklaşık 8-12 kg alması beklenir. Bu artışı sağlayabilmek için annenin ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gerek.

Hamilelik döneminizde çeşitli yiyecek gruplarından faydalanabilirsiniz. Yiyeceklerin vücudumuzda çeşitli görevleri var. Görevi aynı olan yiyeceklerden “besin grupları” oluşur. Gruptakilerden biri yerine diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.

Et, yumurta, kurubaklagil grubu: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir kaynağıdır.

Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineral kaynağı.

Tahıllar: Enerji ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.

Yağlar ve şekerler: Sadece enerji içerirler. Sağlıklı ve dengeli beslenmede ölçülü tüketmeniz gereken bu besin grubunu hamileliğiniz boyunca da aynı özende tüketmelisiniz. Enerji kaynağı bu besin grubunun kontrol dışı veya ihtiyaç fazlası tüketimi, yaşamın her evresinde olduğu gibi hamilelik döneminde de aşırı kilo nedeni olabilmektedir.

Doğru olan, hamileliğin annenin yaşı ve boyuna göre ideal kilodaylen başlamasıdır.

Anne adayı normale göre kilo fazlası olduğu bir dönemde hamile kalırsa, (hamilelik süresince kilo alacağı da göz önüne alınırsa) hamileliğin gerek anne gerekse bebek açısından sorunlu olması kaçınılmaz olur. Bu nedenle hayatın her evresinde ideal kilonuzu korumalısınız. Planlı bir hamilelik için ise önce ideal kilonuza inmeli, sonra hamile kalmalısınız.

Fazla kilolarınızla başladığınız hamilelik sürecinizin ilk aylarında kilonuzu korumaya çalışmalı, ilk üç ay enerji eklemesi yapmamalı, dördüncü aydan itibaren yüksek enerjili yiyeceklerden kaçınmalı, hamilelik için gerekli besin öğelerini alarak gereksinmelerinizi karşılamalısınız.

Ergenlik çağındaki anne adaylarından ya da hareketli hamilelerde ideal kilo alımının sağlanması, artan gereksinimin karşılanması önemlidir. Hamilelik döneminde kilo artışı önemlidir. İlk üç ay 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1-1,5 kg. almalısınız.

Çok zayıf, yetersiz ve dengesiz beslenen hamilelerde; düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğum riski yüksektir. Annede kansızlık, kemik erimesi ve diş çürümeleri, hipotansiyon, vücutta su tutulması (ödem), halsizlik görülür. Kilolu hamilelerde hipertansiyon, şeker hastalığı, zor doğumda olası durumlar arasındadır.

Örnek Liste

Sabah
1 bardak süt
1 yumurta
1 dilim peynir
1 dilim tahıllı ekmek
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşilbiber, dereotu, nane
4-5 zeytin

Ara
1 meyve+ 1 bardak ayran + 1 dilim tahıllı ekmek

Öğle
1 porsiyon et/balık/tavuk/hindi
1 porsiyon zeytinyağlı sebze/1 kase çorba
1 bardak ayran
1 porsiyon salata
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 dilim tahıllı ekmek + 1 dilim peynir + domates, salatalık + 1 meyve

Akşam
1 porsiyon etli kuru baklagil
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon salata veya 1 kase yoğurt
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 bardak süt + 1 meyve

Hamilelikte yararlı besinler

Süt, yoğurt, peynir: Kalsiyum, protein
Yeşil yapraklı sebzeler: C vitamini, lif, folik asit
Yağsız kırmızı et: Protein, demir
Tavuk: Protein, demir
Balık: Protein, fosfor
Tahıllı ekmek: Protein, lif, folik asit

Hamilelikte zararlı besinler

Tatlı ve şekerlemeler
Şekerli marmelatlar
Alkollü içecekler
Gazlı ve şekerli içecekler (Kola, gazoz vb.)
Tuz
Kızartmalar, yağlı ve baharatlı sucuk, salam, sosis gibi gıdalar
Aşırı kahve veya çay
Sigara

Hamilelik döneminizde 1 günde tüketmeniz gereken besinler ve ölçüleri

Süt ve süt ürünleri

Miktarı: 2 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek

Et, yumurta ve kuru baklagiller

Miktarı: 1 yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (100 gr.)
1 porsiyon kuru baklagil (120 gr.)

Taze sebze ve meyveler

Miktarı: 2 porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve

Tahıllar

Miktarı: 4-6 ince dilim tahıllı ekmek
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon çorba

Yağlar

Miktarı: 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı

Şekerler

Miktarı: 1-2 çay kaşığı bal veya pekmez (çok arzu edilirse!)

Konu ile ilgili Aramalar:

Tek Günlük Diyet Listesi

Pazar, 02 May 2010 yorum yok

Yarın kaçamak  yapma  diyeti

Bu diyetin ertesi günü istediğiniz bir şeyi yiyebilirsiniz.
Kahvaltı: Yulaf ezmesi + ceviz + kurutulmuş yabanmersini
Ara öğün: Kereviz sapı + fıstık ezmesi
Öğle: Yeşil salata + ızgara + tavuk + biraz zeytinyağı
Akşam: Tam tahıllı makarna + zeytinyağı ile tatlandırılmış ızgara karides + taze orman meyveli tatlı

Regl öncesi sendrom diyeti

Kahvaltı: Süzme peynir + orman meyveleri (dut, çilek, böğürtlen…) +  vitamin  takviyesi
Öğle: Ispanak salatası + somon + yağsız süt
Ara öğün: Yağsız patlamış mısır + iki kare bitter çikolata
Akşam: Sarımsak, mantar, soğan ve domates soslu tam tahıllı makarna

Randevu diyeti

Kahvaltı: Meyveli smoothie (şeftali, çilek, muz, ananas ve yoğurt)
Öğle: Avakadolu Sezar salatası
Ara öğün: Nane çayı + salatalık dilimi
Akşam: Sodyumu azaltılmış çorba + buharda pişirilmiş somon ya da tavuk

İşyeri diyeti

Kahvaltı: Çırpılmış yumurta beyazı + tam tahıllı mısır gevreği + portakal
Öğle: Taco salata (yağsız biftek + barbunya + yeşillikler)
Ara öğün: Az yağlı kepekli muffin + su
Akşam: Tam tahıllı ekmeğe hindili sandviç + elma

Konu ile ilgili Aramalar:

Nuh’un Gemisi Bulundu

Pazar, 02 May 2010 yorum yok

Ağrı Dağı’nda araştırma yapan Türk ve Hong Konglu araştırmacılar Nuh’un Gemisi’ni bulduklarını hatta içine girdiklerini öne sürdü. Hong Kong’da, Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven’in de katıldığı bir basın toplantısı düzenleyen grup, Nuh’un Gemisi’ne ait oldu-ğunu söyledikleri ip, tahta parçası ve çivileri de dünyaya gösterdi.

Tarihin en çok merak edilen efsanelerinden biri olan Nuh’un Gemisi’nin, bulunduğu iddia edildi. Hong Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup, Ağrı Dağı’nda 4 bin metre yükseklikte, 12 metre boyunda, 5 metre yükseliğinde bir ahşap yapı bulduklarını, hatta içine girip araştırma yaptıklarını da açıkladı. Grup, ahşap yapıdan alınan ahşap parçalarının karbon testi yardımıyla 4 bin 800 yıllık olduğu, bunun da kutsal kitaplarda anlatılan Nuh Tufanı’nın tarihiyle uyuştuğunu savundu. South China Morning Post gazetesine göre Hong Konglu Evangelical Media, Noah’s Ark Ministry International ve Türk bilimadamlarından oluşan grup, Pazar günü Hong Kong’da yaptıkları basın toplantısında büyük iddiayı açıkladı. Grup, Nuh’un Gemisi’ne ait olduğunu öne sürdükleri parçaları, gemide hayvanların bir arada tutmak için kullanılan ipleri ve çivi benzeri birçok parçayı da gazetecilere gösterdi.

Yeri gizli tutuluyor

Basın toplantısına, gruba çalışmalarının başından beri destek veren Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven, Ağrı İlk Turizm Müdürü Muhsin Bulut ve Doğubeyazıt Kaymakamlık Yazı İşleri Müdür İbrahim Şahin de katıldı. Toplantıda, şu anda yeri gizli tutulan Nuh’un Gemisi’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması ve üzerinde bilimsel araştırma yapılması çağrısı da yapıldı. Grup, yapının yerinin Türk yönetiminin bölgede arkeolojik kazı için gerekli önlemleri alana kadar gizli tutulacağını da söyledi.

Gemiye girdik

Hong Konglu grup, aşırı muhafazakar evanjelist Hristiyan kuruluşları olan ’Media Evangelism’ ve Uluslararası Nuh’un Gemisi Birliği, NAMI’den oluşuyor. Türk hükümetinin destek verdiği ilk Nuh’un Gemisi araştırma grubu olduklarını söyleyen grubun lideri Man Fai Yuen, basın toplantısında şöyle konuştu: “Bizim girdiğimiz bölüm, tarihte anlatılan gemiye çok benziyor. Biz, bu ahşap yapının içini bulan ve görüntüleyen ilk ekip olduk. 38 milimetre uzunluğundaki bir tahta parçasına, İran’da karbon testi yaptırdık. 4 bin 800 yıl öncesine ait bir selvi ağacına ait olduğu ortaya çıktı.” Tevrat’a göre Nuh’un Gemisi, gofer ağacından yapılmıştı. Yuen, bu iki ağaç arasındaki benzerliklerin test edildiğini de söyledi.

Kalıntıyı buzul korudu

Araştırmaya katılan ve daha önce birçok kez Ağrı Dağı’nda araştırmalar yapan Hollandalı Gerrit Aalten gemiyle ilgili verileri değerlendirirken, “Elimizde efsanevi Nuh’un Gemisi’ni bulduğumuza dair güçlü kanıtlar var” diye konuştu. İstanbul Üniversitesi’nden arkeolog Prof. Oktay Belli de, bu ahşap yapının bir insan yerleşim biriminden kalmasının mümkün olmadığını, 3 bin 500 metreden daha yüksek bir yerde, bugüne kadar hiç insan yerleşimi bulunmadığını söyledi. Grubun bir diğer üyesi Sütçü İmam Üniversitesi Jeoloji Bölümü’nden Dr. Ahmet Özbek de buzulların ve volkanik maddelerin düşük ısıda bu bölgenin bozulmadan kalmasına yardım etmiş olabileceğini söyledi. Basın toplantısında hazır bulunan Ağrı İl Turizm Müdürü Muhsin Bulut, “Bu dünyayı şoke edecek bir haber. 2 bin yıldan fazla süredir tarih ve görgü tanıkları bize bir geminin tufandan kurtularak Ağrı Dağı’na oturduğunu söylüyor. İnsanlar bunun Nuh’un Gemisi olduğuna inandı. Ben bu grubun nihayet bu gemiyi bulduğuna ve bunun Nuh’un Gemisi olduğuna inanıyorum” dedi. Ağrı Vali Yardımcısı Murat Güven de, gruptan 4 Hong Konglu’ya Ağrı’nın fahri hemşehriliği verildi.

Ortak bildiri yayınlandı

Uluslararası Nuh’un Gemisi Birliği (NAMI) ile Türk yetkililer, basın toplantısından sonra açıkladıkları bildiride Nuh’un Gemisi’nin bulunmasının ideolojik farklılıkları da bitireceği savunuldu. Bildiride, ” Burada imzası bulunanlar Ağrı Dağı’nda Nuh’un Gemisi için bilimsel araştırmalar yapılmasında anlaşmıştır. Buradaki sonuçlar, insanoğlunun ortak inançları ve tarihleri için çok önemlidir. Nuh’un Gemisi’nin keşfinin yüzyıllardır süren ulusal ideolojik farklılıkları bitireceğine inanıyoruz.

Araştırmalar 2008’de başladı

Grubun Türk lideri Ahmet Ertuğrul da, bölgedeki bu yapıdan 2008 Haziran’da kendisine gelen bir bilgiyle haberdar olduğunu belirterek, “Hemen bir ekip topladım ve yola koyuldum. Ahşap yapıyı bulduk ve içine girdik. Fotoğraflarını çektim. Yıllardır NAMI ile çalıştığım için de keşfimden onları haberdar ettim” diye konuştu. Bunun üzerine Ekim 2009’da bölgeye bu kez kameralarla giden Hong Konglu ve Türk uzmanlar, volkanik kül ve buzlar altında bulunan ve el yordamıyla kazılan ahşap yapının içine girdi ve görüntüledi.

15 kişilik ekip

Hong Konglu ve Türk bilimadamlarından oluşan 15 kişilik bir grup 3 yıllık araştırmalarının sonunda önemli veriler elde etti.

Gemiden parçalarla toplantı!

Bilimadamları Hong Kong’daki basın toplantısında ortaya çıkardıkları çok çarpıcı verileri de açıkladılar. Ahşap yapının girilen bölümünün 5 metre yüksekliğinde, 12 metre genişliğinde olduğunu açıklayan uzmanlar yapının kutu şeklinde değil, bir gemi gibi eğimli olduğunu vurguladı. Araştırmacı Panda Lee, “Orada bir metre eninde, yarım metre boyunca küçük bir kapı vardı. Bu kapı da, başka bir bölüme açılıyordu” diye konuştu. İki metre boyunda, iki metre eninde ve iki metre yükseliğindeki bu kutu şeklindeki bölümün, hayvanların konulduğu bölüm olduğuna inanan araştırmacılar, burada çivi, ip ve askı parçaları da buldu. Grup, yeterli oksijenleri olmadığı için bu bölüme giremediklerini de söyledi.

TARİHİN EN MERAK UYANDIRAN EFSANESİ

Nuh’un Gemisi, efsaneye göre Tanrı’nın insan ve diğer canlıların ırkının devam etmesi için büyük tufandan önce Nuh’a yapmasını emrettiği büyük gemidir. Nuh’un ailesi ve dünyada bulunan diğer hayvanlar gemiye binerek tufandan kurtulmuş ve soylarını devam ettirebilmiştir. Bu hikâye Tevrat ve Kuran’da da anlatılır.

Categories: Genel Tags: ,

Türkiye Şehitlerine Ağlıyor

Cumartesi, 01 May 2010 yorum yok

Diyarbakır’ın Lice İlçesi Abalı Köyü jandarma karakoluna bir grup PKK’lı terörist uzun namlulu silahlarla saldırı düzenledi. Karakoldaki askerlerin karşılık vermesi üzerine çıkan çatışmada ilk bilgilere göre bir üsteğmen şehit oldu, 1 asker yaralandı. YARALI ASKERLER HASTANEDE Edinilen bilgiye göre olay akşam saatlerinde yaşandı. Karanlıktan istifade ederek dağlık bölgedeki karakola yaklaşan teröristler, uzun namlulu silahlarla yaylım ateşi açtı. Açılan ilk ateşte bir üsteğmen şehit oldu, bir er de yaralandı. Yaralı asker Diyarbakır Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı. Saldırı sonrasında Kobra Helikopterlerinin de desteğiyle geniş çaplı operasyon başlatıldı.

Konu ile ilgili Aramalar:

Erman Toroğlu Gene Abarttı

Cumartesi, 01 May 2010 yorum yok

Beyaz, Erman Toroğlu’na çeşitli sorular sorup gayet normal cevaplar alıyordu ki, Erman Toroğlu son anda yaptı yapacağını…
Beyaz, Toroğlu’na; “Issız bir adaya gitsen yanına hangi yorumcuyu alırdın?” diye sorunca Toroğlu şov başladı.
İşte Toroğlu’nun cevabı… devamını oku…

Konu ile ilgili Aramalar:

Erdoğanda Taksimde Yürümüş

Cumartesi, 01 May 2010 yorum yok

Çandar sözü 1 Mayıs kutlamalarına getiriyor. Çandar’ın sözlerinin bitmesinin ardından Başbakan Erdoğan’ın ağzından şu sözler dökülüyor:
Aramızdan bazıları, 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkılmasına şiddetle karşıydı. Bir ara, ben, ‘Niye Taksim’e çıkılmasın? Taksim’e çıkılmaması, 12 Eylül askeri rejimiyle birlikte gelen yasaklardan biridir. devamını oku…

Ertuğrul Sağlam Şampiyonluktan Emin

Cumartesi, 01 May 2010 yorum yok

Bursa’da oynanan Kayserispor maçının ardından basın toplantısı düzenleyen Sağlam, geride kalan maçlar için çok önemli bir karşılaşma oynadıklarını belirterek, şöyle konuştu: “Karşımızda çok iyi bir takım, iyi kadrosu ve teknik adamı olan bir takım vardı. Böyle bir rakibe karşı kazanmak zorunda olduğumuz bir oyunu oynamak kolay değil. Rakibimizin de bir iddiası var. Çok hırslı oynadılar. Sertlikler oldu. İlk yarı kalemizde gol pozisyonu görmeden 2-0 öne geçtik. İkinci yarı risk aldıkları sırada arkada bıraktıkları boşlukları değerlendirmek istedik. Ataklarda geliştirdik ama farkı açmak için golleri bulamadık. Rakibimizin çok önemli silahları var, Makukula gibi. Onları değerlendirmek istediler.” devamını oku…

Yüksek Lisanslı Öğretmen Yok Denecek Kadar Az

Cumartesi, 01 May 2010 yorum yok

OECD tarafından yapılan ”Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Araştırması”nın (TALIS) Türkiye Ulusal Raporu’nda, ”Yüksek düzeyde eğitimli öğretmen oranının Avusturya’da yüzde 59, Belçika’da yüzde 84, Polonya’da yüzde 94, Slovakya’da yüzde 96 olduğu” belirtilerek, ”Türkiye’deki öğretmenlerin ise yaklaşık yüzde 7′sinin yüksek lisans mezunu olduğu” kaydedildi.

Avrupa Komisyonu tarafından desteklenerek, Türkiye dahil 23 ülkenin katılımıyla Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD) Eğitim Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen TALIS’in Türkiye Ulusal Raporu yayımlandı.

Araştırma süresince Türkiye’den 200 okul müdürüne ve her okuldan 20 öğretmene anketler uygulandı.

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMENLER GENÇ

Türkiye’nin genç bir öğretmen nüfusuna sahip olduğu belirtilerek, öğretmenlerin dörtte üçünün 40 yaşın altında olduğu, yüzde 17′sinin sözleşmeli ve geçici görevle çalıştığı, öğretmenlerin yüzde 83′ünün, yöneticilerin de yüzde 74.1′inin devlet sektöründe görev yaptığı tespiti yapıldı.

Türkiye’de her 24 öğrenciye bir öğretmen, her 25 öğretmene bir pedagojik destek personeli ve her 10 öğretmene bir yönetici düştüğü ifade edildi.

Okullarda en fazla nitelikli öğretmen eksikliğine vurgu yapıldığının belirtildiği raporda, yöneticilerin yüzde 78.5′inin, öğretmenlerin ise yüzde 26.9′unun 40 yaşın üzerinde olduğu belirtilerek, yöneticilerin yüzde 91.1′inin erkek, öğretmenlerin ise yüzde 45′inin erkek olduğu kaydedildi.

Okul müdürlerinin sadece yüzde 8.9′unun kadın olduğu belirtilerek, bu oranın TALIS ülkelerinde yüzde 44.6 olduğu kaydedildi.

Yöneticilerin yüzde 66.1′inin, öğretmenlerin ise yüzde 84.2′sinin lisans mezunu olduğu ifade edilerek, ”Okul müdürlerinin eğitim düzeyleri öğretmenlerin eğitim düzeylerinin altında olduğu görülmektedir. Yöneticilik görevi özel eğitim gerektiren uzmanlık alanıdır. Dolayısıyla, okul yöneticilerinin daha nitelikli olması ve nitelikli hizmet sunması için ölçütler belirlenerek yetiştirilmesi ve atanması gerekmektedir” denildi.

TALIS’e katılan öğretmenlerin üçte birinden daha azının yüksek lisans derecesine sahip olduğu vurgulanarak, yüksek düzeyde eğitimli öğretmen oranının Avusturya’da yüzde 59, Belçika’da yüzde 84, Polonya’da yüzde 94, Slovakya’da yüzde 96 olduğu kaydedilerek, Türkiye’deki öğretmenlerin ise yaklaşık yüzde 7′sinin yüksek lisans mezunu olduğu belirtildi.

Raporda, ”Türkiye’de lisansüstü eğitim derecesine sahip öğretmenlerin oranının oldukça düşük olduğu dikkati çekmektedir” ifadesine yer verildi.

Türkiye’de öğretmenlerin ortalama 12 gün mesleki gelişim etkinliğine katıldığının belirtildiği raporda, mesleki gelişim etkinliklerinin yüzde 72′isini konferanslar/seminerler, yüzde 64′ünü ise çalıştayların oluşturduğu kaydedildi.
Rapora göre, öğretmenlerin yüzde 75′inin bu etkinliklerin mesleki gelişimleri üzerinde çok etkili olmadığını belirtirken, yüzde 56′sının bireysel ve grupla yapılan mesleki araştırma etkinliğinin çok etkili olduğunu bildirdi.

Öğretmenlerin yüzde 55′i ise daha fazla mesleki gelişim etkinliğine katılmak istemediklerini dile getirdi. Daha fazla mesleki gelişim etkinliğine katılmama gerekçelerinin başında ”uygun bir mesleki gelişim etkinliğinin bulunmaması”, ”ders saatleri ile çakışması” ve ”ailevi sorumluluklarının geldiği” gösterildi.

Öğretmenler en çok özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilere öğretim ve bilgi iletişim teknolojilerini kullanma konusunda mesleki gelişime ihtiyaç duyduklarını ifade etti. Öğretmenlerin sadece yüzde 15′i ”öğretim becerilerini geliştirmeye çok ihtiyaç duyduklarını” belirtti.

Okul müdürlerince, okulların yüzde 48′inde okula yeni gelen öğretmenlere hazırlayıcı eğitim verildiği ifade edilirken, okulların yüzde 35′inde ise böyle bir eğitimin uygulanmadığı kaydedildi.

Categories: Eğitim Tags: