arşiv

1, 2010 için arşiv

Ezel’de Sekiz’in Akıbeti

Cumartesi, 18 Eyl 2010 yorum yok

NTV Ana Haber bülteni Ezel dizisinin senaristlerini ağırladı. Can Dündar’ın sorularını yanıtlayan senaristler dizinin bugünü ve geleceğine dair tüyolar verdi.

KIVANÇ TATLITUĞ DİZİDE KALICI MI?
Senarist Kerem Deren ve Pınar Bulut diziye yeni dahil olan ‘Sekiz’ karakterine dair merak edilenleri açıklarken Kıvanç Tatlıtuğ’un kalıcı olup olmadığı sorusunu da ilginç bir yanıt verdiler.

Kerem Deren: Sekiz öyküye belli bir amacı olan bir karakter olarak dahil oldu. Sekiz ve Ezel karşı karşıya gelecek ve biri kaybedecek.

Can Dündar: Kıvanç dizide kalıcı olacak mı peki yoksa geçici olarak bir kaç bölüm için mi oynayacak?

Kerem Deren: Onu göreceğiz bakalım, şimdi söylemeyelim.

Can Dündar programın sonlarında aynı soruyu tekrarlamasına rağmen net bir cevap alamadı. Ancak senaristlerden edindiği izlenime göre Kıvanç Tatlıtuğ’un dizide kalıcı olmayacağını söylemekten kendini alamadı.

DİZİNİN ÖYKÜSÜNDE NELER DEĞİŞECEK?

Dizinin senaristleri öykünün ne yönde kurulacağına dair olarak da önemli açıklamalar yaptı. Ezel’in yeni sezonunda yepyeni bir öykü bekliyor izleyenleri.

Kerem Deren: Bu kez başka bir hikaye var. İmkansıza karşı üç dört insanın mücadelesi. Sıfırdan başlayan bir mücadele. Eski ve yeni arasında bir mücadele.

Categories: Tv - Sinema Tags:

Nurcan Taylan Dünya Şampiyonu

Cumartesi, 18 Eyl 2010 yorum yok

Antalya’da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası’nda podyuma çıkan Nurcan Taylan, 48 kiloda silkmede 121 kilo kaldırıp, dünya rekoru kırarak altın madalyaya ulaştı. Nurcan Taylan, koparma ve silkmenin ardından toplamda kaldırdığı 214 kilo ile altın madalya kazanırken, şampiyonayı 3 altın madalya ile dünya şampiyonu olarak tamamladı.

Antalya Expo Center’da düzenlenen şampiyonanın ilk gününde 48 kiloda podyuma çıkan Nurcan Taylan ve Sibel Özkan madalya için birbirleriyle yarıştı. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in de izlediği müsabakalarda Nurcan Taylan ilk hakkında 112 kilo kaldırırken, madalya almayı garantiledi. İkinci hakkında 116 kilo kaldıran Nurcan Taylan, üçüncü hakkında 121 kilo ağırlığı kaldırarak dünya rekoru kırdı. Nurcan Taylan, toplamda 214 kiloya ulaşarak şampiyonada 3 altın madalya kazandı. Taylan, Olimpiyat ve Avrupa şampiyonu unvanlarının yanına dünya şampiyonu unvanını da ekledi.

Aynı kiloda yarışan diğer milli sporcu Sibel Özkan, ilk hakkında 110 kilo ağırlık kaldırarak madalya almayı garantilerken, ikinci hakkında 115 kilo ile bronz madalyayı garantiledi. Üçüncü hakkında 119 kiloyu deneyen Özkan, bu hakkında başarısız oldu. Özkan, toplamda 205 kiloya ulaşarak gümüş madalya aldı.

Başarılı halterci şampiyonayı 2 gümüş, bir bronz madalya ile tamamladı.

Çin’den Yuan Tian da silkmede gümüş madalya kazandı. Tian, silkmede ilk hakkında 106 kilo, ikinci hakkında 113 kilo, üçüncü hakkında ise 116 kilo ağırlığı kaldırdı. Genç sporcu toplamda 204 kiloya ulaşarak bronz madalya kazanırken, toplamda kendisine ait genç bayanlar dünya rekorunu kırdı.

Daha sonra düzenlenen madalya töreninde kürsüye çıkan Nurcan Taylan ile Sibel Özkan, madalyalarını TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in elinden aldılar.

“DEVAMI LONDRA’DA”
Antalya’da düzenlenen Dünya Halter Şampiyonası’nda 48 kiloda silkmede dünya rekoru kıran ve 3 altın madalya ile dünya şampiyonluğunu kazanan Nurcan Taylan, ”Kendi ülkemde tarih yazdım” dedi.

Olimpiyat ve Avrupa şampiyonluklarının ardından dünya şampiyonu unvanını da kazanan Nurcan Taylan, müsabakaların ardından Türk bayrağı ile podyumda tur atarak, sevincini salondakilerle paylaştı. Milli halterci Nurcan Taylan, gazetecilere yaptığı açıklamada, ”Olimpiyat tarihimizde altın madalya alan tek bayan sporcuydum. Dünya şampiyonasında da 3 altını dünya rekoruyla süsleyen bayan sporcu olarak tarihe geçtim. Kendi ülkemde tarih yazdım” diye konuştu.

Kendisine inanlara ve güvenenlere teşekkür eden Taylan, 2012 Londra Olimpiyatları’nda da altın madalyayı hedeflediğini söyledi. Taylan, koparmada da dünya rekoruna yaklaştığını ancak heyecanına yenildiğini vurgulayarak, ”Gerçekten kendi halkımın önünde podyuma çıkmak beni çok heyecanlandırdı. İnşallah devamı Londra’da. Kolay kolay kırılacak bir dünya rekoru değil. Bana inanan herkese teşekkür ediyorum. Madalyalarımı aileme, Türk halkına armağan ediyorum” dedi.

Şampiyonada 2 gümüş, 1 bronz madalya kazanan Sibel Özkan da, ”İstediğim gibi bir derece çıkartamadığım için üzgünüm. Kendimden daha iyi dereceler bekliyordum” diye konuştu.

“ALTIN BEKLİYORDUM AMA NASİP DEĞİLMİŞ”
Özkan, sağlık nedenlerinden dolayı vücudunda su kaybı oluştuğunu ve bunun kramplara neden olduğunu belirterek, ”Buna rağmen elimden geleni yapmaya çalıştım. Nurcan arkadaşımı tebrik ediyorum. Ben kendimden bir altın almayı bekliyordum ama nasip değilmiş” dedi.

Başarılı milli sporcu bundan sonraki hedefinin Londra Olimpiyatlarından altın madalya ile dönmek olduğunu söyledi.

Categories: Spor Tags:

Oskar Adayımız Bal filmi

Cumartesi, 18 Eyl 2010 yorum yok

Türkiye’nin bu yıl Oscar adayı Semih Kaplanoğlu imzalı ‘Bal’ oldu. En prestijli sinema ödülüne önceki yıl da Mahsun Kırmızıgül’ün ‘Güneşi Gördüm’ filmi aday olmuştu.

Semih Kaplanoğlu’nun Altın Ayı ödüllü filmi ‘Bal’ bu sene Türkiye’nin Oscar adayı seçildi.

Kaplanoğlu’nun “Yusuf üçlemesi”nin son halkası olan filmde, seyirci Yusuf karakterinin çocukluk dönemine tanıklık ediyordu.
‘Bal’ 60. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde en prestijli ödül olan Altın Ayı ödülünü kazanarak büyük başarıya imza atmıştı.

‘Yumurta ve Süt’ ile birlikte üçlemeyi tatmlayan ‘Bal’ın konusu ise şöyle: Yusuf bir sabah gördüğü rüyayı babasına anlatır. Bu rüya ikisi arasında sonsuza dek kalacak bir sırdır. Aynı gün Yusuf sınıfın önünde öğretmenin verdiği okuma metnini okurken aniden kekelemeye başlar ve arkadaşlarının alay konusu olur.

Yakup, anlaşılmaz bir nedenle soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Babasının gidişiyle Yusuf iyice sessizliğe gömülür. Yusuf’un bu hali çay tarlasında çalışan annesi Zehra’yı üzmektedir. Ne kadar uğraşsa da Yusuf’u konuşturamaz.

Günler geçer, Yakup’un gecikmesi Zehra’yı ve Yusuf’u tedirgin eder. Zehra Miraç Kandil’i gecesi için Yusuf’u köyden uzaktaki annaannesine gönderir. Yusuf, orada dinlediği hikayelerdeki peygambere benzettiği babasının mutlaka geri döneceğine inanmaktadır.
Ertesi gün Sis Dağı şenliğinde de Yakup’a rastlayamazlar… Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf’un gördüğü rüya gerçekleşecek midir?

Geçtiğimiz sene Türkiye’nin Oscar adayı Mahsun Kırmızgül’ün yönettiği ‘Güneşi Gördüm’ olmuştu.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Tv - Sinema Tags:

İşte KPSS’yi iptal ettiren skandal

Cumartesi, 18 Eyl 2010 yorum yok

Yüzbinlerce memuru ve memur adayını yakından ilgilendiren KPSS sınavının iptal edilmesinin yankıları sürerken, perde arkasında şaşırtan bilgi ve belgeler ortaya çıkıyor. Kopya çetesinin kullandığı inanılmaz yöntemler, yetkililere iptalden başka şans bırakmadı. Kalem kameralardan aracılığıyla görüntülenen sorular çözülünce cevaplar, küpe mikrofonlarıyla adaylara iletilmiş.

CEP TELEFONLARI DA KULLANILMIŞ

KPSS kopya iddialarını soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı operasyonu derinleştirdikçe şok gelişmeler yaşandı. Soruşturma Savcısı Şadan Sakınan’ın talimatıyla dün 8 ilde operasyon düzenleyen polis 72 kişiyi gözaltına aldı. Soruşturmanın ALES, TUS, LYS sınavlarıyla da ilgili olduğu bildirildi.Gözaltına alınan bazı yüksek lisans öğrencileri ve öğretim görevlilerenini sınavla ilgili soruları cep telefonu ile kopyalayarak para karşılığı sattığı iddia ediliyor.

CEVAPLAR KÜPE ŞEKLİNDEKİ KULAKLIKLARLA SIZDIRILMIŞ

Sınav çetesinin çok organize bir şekilde hareket ettiği, teknolojinin tüm imkanlarını kullandığı ortaya çıktı. Şebeke üyesi öğretim üyesi ve öğretmenleri gözetmen olarak sınava sokan çetenin, soruları ise saat ve kolye şeklindeki kameralı mini cep telefonları ile sızdırdığı belirlendi. Sızdırılan sorular çete tarafından daha önce tutulan bir eve aktarılıp orada çözüldükten sonra cevaplar sınava giren çete üyelerine gözle görülemeyecek derecede küçük olan mini kulaklıklarla aktarıldığı tespit edildi.

MANŞETTEKİ HABERDE İLGİNÇ DETAYLAR

YeniŞafak Gazetesi’nin manşetten duyurduğu habere göre, gözaltına alınanlar arasında kopya organizatörü olduğu iddia edilen üniversite hocalarının da yer aldığı ortaya çıktı. Operasyonlarda kopya çetesi liderine de ulaşıldığı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi O.A.U.’nun çetenin lideri olduğu iddia edildi. Çete lideri O.A.U.’nun bir dönem MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin danışmanlığını yaptığı da ortaya çıktı. Kopya iddiaları ile ilgili olarak “Suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçlarından gözaltına alınan ve liderliğini O.A.U.’nun yaptığı suç örgütünün diğer yöneticilerinin de Ülkü Ocakları ile irtibatlarının olduğu tespit edildi. O.A.U.’nun liderliğindeki şebekenin başta Ankara olmak üzere Konya, Bursa, Karaman, Malatya, Sakarya, Elazığ gibi birçok ilde faaliyet gösterdiği belirtildi. Çetenin bir diğer yöneticisi Z. B.’nin eski Ülkü Ocakları başkanı olduğu ve 2007 Genel Seçimlerinde MHP’den Elazığ Milletvekili adayı olduğu tespit edildi.

HOCALAR ORGANİZE OLMUŞ

Ergenekoncuların ÖSYM’yi de kafeslediğinin ortaya çıkması üzerine soruşturmayı derinleştiren Ankara Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan, ÖSYM sınav merkezinde görevli S.Ö. (ÖSYM’da bilgi işlemci), N.A. (ÖSYM bilgi işlemci), H.Y. (ÖSYM Bilgi İşlem), M.T.’yi (ÖSYM Bilgi İşlem Müdürü) gözaltına aldırdı. Savcı Sakınan’ın talimatıyla Türkiye genelinde birçok ilde operasyon düzenleyen polis, 72 kişiyi gözaltına aldı. Ankara, Elazığ, Bolu, Sakarya, Adana, Konya ve Bursa’da eş zamanlı operasyon yapan polis aralarında üniversite öğretim üyeleri, öğretmen adayları ve KPSS sınavına girip de tam puan alan kişilerin de bulunduğu 72 kişiyi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların üzerlerinde, ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda sınavlarda kullanılmak üzere yurt dışından getirilmiş çok küçük aparatlara ulaşıldığı, iki adet de ruhsatlı silah ele geçirildiği iddia edildi. Son yıllarda yapılan ÖSYM tarafından yapılan merkezi sınavları mercek altına alan Savcı Sakınan; Mart 2010 ÜDS, Nisan 2010 YGS, Mayıs 2010 KPDS, Mayıs 2010 ALES, Haziran 2010 LYS, Temmuz 2010 KPSS sınavlarda kopya işlerini organize ettiği belirtilen, Gazi Üniversitesi’nden O.A.U., Malatya İnönü Üniversitesi’nde görev yaptığı iddia edilen dört öğretim üyesi, Konya Selçuk Üniversitesi’nde görev yapan M.H.Ç, Eğerli’de ikamet eden M.D ve M.Y’yi gözaltına aldırdı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde de bir öğretim üyesinin polis tarafından sorgulandığı belirtildi. Savcı Sakınan’ın gözaltına alınanların Ankara’ya getirilmeleri talimatı verdiği belirtildi.

OPERASYONLAR SÜRECEK

Ankara Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan’ın talimatı doğrultusunda Ankara, Bursa, Konya, Karaman, Bolu, Elazığ, Sakarya ve Adana’da eş zamanlı yapılan operasyonlarda Ankara’da 16 kişi gözaltına alınırken, Elazığ’da dört kişi dün gözaltına alındı. Adana’da gözaltına alınan Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu mezunu U.K.U’nun Isparta Yalvaç’ta gözaltına alınıp serbest bırakılan Baki S. ile benzer bir mail alarak, sınav sorularını önceden temin ettiği iddia ediliyor. Operasyonların ikinci dalgasının da önümüzdeki birkaç gün içerisinde yapılacağı söylendi.

Categories: Eğitim Tags:

Kol saatleri tarih oluyor

Cumartesi, 18 Eyl 2010 yorum yok

iPod nano’ları kolunuza saat gibi takıp gezmek ister miydiniz? Cevabınız evet ise bir saat üreticisi, iPod nano’ları kolunuza saat gibi takabilmenizi sağlayan kayış üretti.

Kayış, iPod nano’yu kolunuza bağlıyor ve bir saat gibi işlem görmesini sağlıyor. Tabii ki normal bir saatten daha sık şarj etmeniz gerekebilir. Şarjdan başka tabii bir de kolunuzdaki bir saate gelen kulaklık sorunu bulunuyor. Yolda yürüyüp müzik dinlerken, kablonun bir yerlere takılması kaçınılmaz. Bunun üstesinden gelebilmek için de bir Bluetooth eklentisi çıkabilir.

Son olarak henüz her yere yayılmış olmasa da iPod nano için saat kayışının 17 dolardan satıldığını söyleyelim.

Categories: Teknoloji Tags:

Beşiktaş CSKA Sofya Maçına Hazır

Perşembe, 16 Eyl 2010 yorum yok

Oynadığı futbolla bu sezon Türkiye’yi kasıp kavuran ve taraftarlarının yüzünü güldüren Beşiktaş, Avrupa’da da hedefleri yüksek tutmuştu…

Teknik direktör Bernd Schuster’in, “Final oynamak istiyorum” dediği Avrupa Ligi’nde Beşiktaş, gruplardaki ilk maçına çıkacak. Siyah-Beyazlılar, Bulgaristan temsilcisi CSKA Sofya’yla kozlarını paylaşacak. İnönü Stadı’nda oynanacak kritik mücadele, saat 22.05’te başlayacak. Kritik 90 dakikayı Laurent Duhamel yönetecek. Üst üste Ankaragücü, CSKA Sofya ve Fenerbahçe’yle karşılaşacak olan Beşiktaş, bu maça büyük önem veriyor. Siyah-Beyazlılar, CSKA’yı da devirip, pazar günkü Fenerbahçe derbisine moralli bir şekilde çıkmanın hesaplarını yapıyor.

Türk futbolu için…
Bu maçın Türk futbolu için de ayrı bir önemi var. Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’un havlu attığı Avrupa arenasında, sadece Bursaspor ile Beşiktaş ülkemizi temsil ediyor. Bursa ve Kartal’ın kazanacağı puanlar, Türkiye için büyük önem taşıyor.

Stat: İnönü
Saat: 22:05
Yayın: Star
Hakem: Laurent Duhamel (Fransa)

BEŞİKTAŞ
Cenk
Ekrem
İ.Toraman
Ferrari
İ.Üzülmez
Hilbert
Aurelio
Ernst
Guti
Quaresma (Holosko)
Nobre
T.Direktör: Bernd Schuster

CSKA SOFYA
Chavdarov
Vidanov
Esposito
Minev
Yanchev
Trifonov
Galchev
Marquinhos
Tonev
Spas
Sheridan
T.Direktör: Jovanovski

Categories: Spor Tags:

Şeker Hastalığı Çocukları da Vurdu

Perşembe, 16 Eyl 2010 yorum yok

Eğer çocuğunuzda diyabet varsa ya da olduğuna dair şüpheleriniz oluşmaya başladıysa yazımızı okumanızda fayda var.

Profesör Dr. Atilla Büyükgebiz çocukta diyabete dair merak ettiğiniz her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyor.

Çocukluk çağı diyabeti vücutta insülin salgılayan pankreas bezindeki hücrelerin tahrip olması sonucu oluşur. Bu, tip1 diyabet veya insüline bağımlı diyabet olarak da adlandırılır. Çocukluk çağı diyabetinde, sebebi henüz tam olarak bilinemeyen ve ani olarak başlayan, insülin salgılayan hücre tahribatı sonucu kan şekeri yükselir.

Hastalarda çok su içme, çok idrara çıkma, çok yemek yeme, zayıflama gibi belirtiler olur. Hastaların % 15′i bu belirtilerin saptanamaması sonucu diyabet komasına girer. Şuur kaybıyla hastaneye kaldırılır. Herhangi bir zamanda alınan kan şekeri değerinin 200 miligram/dl (dekalitre) üzerinde olması ve idrarda şeker olması durumunda tip1 diyabet tanısı konur.

Görüldüğü Dönemler
Çocukluk çağı diyabeti 18 yaş öncesinde, yenidoğan dönemi de dahil herhangi bir yaşta görülebilir. En sık görülme yaşları okula başlama stresinin yaşandığı 6-7 ve en hızlı büyümenin gözlendiği 13-14 yaşları. Fiziksel veya ruhsal stresler, bazı virüs yollu bulaşan enfeksiyonlar, pankreas insülin salgılayan hücre tahribatını tetikleyebilir. Tip1 diyabet yenidoğan döneminde görülebildiği gibi, nadiren erişkinlerde de görülür.

Çocukluk çağı diyabetinin çok büyük kısmı genetik olmaz. Akrabalarda diyabet olmasıyla ilgisi yok. Ama son yıllarda çocuklarda da erişkin diyabetine benzer, şişmanlığın tetiklediği diyabet tanısında artış gözleneniyor.

Çeşitleri Ve Tedavisi
Çocukluk çağı diyabetine tip1 veya insüline bağımlı diyabet, erişkinde görülen diyabeteyse tip2 diyabet denir. Çocukluk çağı (tip1) diyabette vücutta insülin olmadığı için, mutlaka dışarıdan insülin verilmesi gerekir. Ancak tedavi yalnız insülin verilmesiyle sağlanamaz. Mutlaka kalori ayarlanması yani diyet tedavisi ve egzersiz yapılması gerekir.

Dolayısıyla çocukluk çağı diyabet ailenin katılımı ve diyabet eğitimini çok iyi öğrenmesi şartıyla doktor, diyetisyen, hemşire ve psikologdan oluşan bir ekip tarafından tedavi edilir. Tip2 yani erişkinde görülen diyabetteyse pankreastan insülin salgılanır ancak insülinin direnci görülür. Bu kimseler genelde kilolu olur. Önce diyet tedavisi ve ağızdan alınan anti diyabetiklerle tedaviye başlanır. Gerekirse insülin tedavisi verilir. Diyabetli bir çocuk dışarıdan insülin yapmak zorunda kalır. Ama bu yetmez. Ne kadar kalori tüketeceğini de bilmesi gerekir. Diyetisyenle, yaşına ve boyuna uygun kalori hesaplanır. Üç ana ve üç ara öğün şeklinde düzenlenir. Diyabetli çocuk belirli bir miktar kalori diyeti tüketip kan şekeri değerlerine göre insülin yapar.

Categories: Genel Tags:

Barbaros Hayrettin Paşa çizgi film oluyor

Cumartesi, 11 Eyl 2010 yorum yok

Osmanlı donanmasının ünlü Kaptan’ı Deryalarından Barbaros Hayrettin Paşa’nın hayatı, her biri 24 dakikalık 39 bölümden oluşan 3 boyutlu çizgi film dizisiyle anlatılacak.

Çizgi dizide Fatih, Yavuz ve Kanuni dönemlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya devletleriyle ilişkileri, tarihe geçen ünlü kaleler ve donanmalar da yer alıyor.

Çizgi dizi projesini hazırlayan Mavi Ağaç Film Prodüksiyon şirketi Ankara Şube Müdürü Mihriye Hakan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”Barbaros Projesi”nin Kültür ve Turizm Bakanlığınca da destekleme kapsamına alındığını söyledi.

Görsel hafıza teknikleri kullanılarak Türkçe ve İngilizce hazırlanan çizgi dizinin esas olarak Barbaros’un korsanlıktan Kaptan’ı Derya’lığa uzanan hayatını içerdiğini anlatan Hakan, ”Ayrıca üç büyük padişah döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya devletleri ve dönemin ünlü kral, kraliçe ve sultanlarıyla olan ilişkileri, tarihe geçen ünlü donanma ve kaleler de senaryoda yer alıyor” dedi.

Hakan, her biri 24 dakikalık çizgi film dizisinin 39 bölüm olarak projelendirildiğini ifade ederek, ”Bu yaklaşık 10 uzun metrajlı film demektir. Tamamı 29 ay sürecek projenin 3 sezon yayınlanması öngörülmüştür” diye konuştu.

”GENEL İZLEYİCİ KİTLESİNE HİTAP EDECEK”

Senaryo kaleme alınırken, ilköğretim çağı başta olmak üzere genel izleyici kitlesine ve dünya kamuoyuna hitap edecek şekilde hassasiyet gösterildiğini belirten Hakan, ”Osmanlı kültürünün güzellikleri, diğer dünya devletleriyle olan ekonomik, politik, sosyal ve askeri alanlarda yaşanan ilişkiler, dönemin imparator, kral ve sultanlarıyla olan ilişkiler, ülkeler arasındaki savaşlar, kaleler, donanmalar, tarihe mal olmuş kara ve özellikle deniz savaşları kan akıtma sahnelerinden uzak olacak şekilde ve tarihi gerçeklere uygun olarak senaryolaştırılmıştır” dedi.

Projenin çizgi film dışında, çocuklara yönelik oyun kartları, kutu ve PC oyunları ile web sitesini de içerdiğini bildiren Hakan, projeye Milli Eğitim ve Ulaştırma Bakanlıkları ile Denizcilik Müsteşarlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı başta olmak üzere denizcilikle ilgili bütün kurum ve kuruluşların desteğini almak üzere çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Hakan, çizgi dizinin 2011 yılı sonbahar aylarında yayına girmesini beklediklerini sözlerine ekledi.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags:

Ezel’de ‘yok artık’ dedirten transfer!

Cumartesi, 11 Eyl 2010 yorum yok

ATV’nin soluksuz izlenen dizisi Ezel’e yeni dahil olacak karakteri Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandıracağı iddia edildi.
ATV’nin soluksuz izlenen dizisi Ezel’e yeni dahil olacak karakteri Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandıracağı iddia edildi.

Ezel yeni sezona yeni isimlerle başlıyor. Haluk Bilginer’i kadrosuna dahil eden Ezel’in, bir diğer yeni karakteri de “sekiz”.

Televizyon Gazetesi’nin haberine göre, dizinin yayınlanan son fragmanında karakterden bahsediliyor. Sekiz, Ramiz’in yıllardır görmediği torunu… Çocuğu Kenan Birkan’ın yetiştirdiği, fragmandaki şu diyaloga dayandırılıyor:

Kenan: Sen de senin yetiştirdiğin hayalperest çocuk da benim yetiştirdiğim kahramanla başa çıkamaz.

Ramiz: Senin kahramanın ha… Benim kanım Kenan, benim kanım.

Fragmanda yeni karakter yalnızca siluet olarak görülüyor. Karakteri Kıvanç Tatlıtuğ’un canlandıracağı ve yalnızca birkaç bölüm için diziye dahil olduğu kulislerde konuşuluyor.
RAMİZ’İN TORUNU OLABİLİR Mİ?
Dizinin önceki bölümlerinde, Ramiz’in oğullarından Selim öldürülürken yanında oğlu Ramiz vardı. Oğlunu okuldan alan Selim vurulmuş, küçük Ramiz’in silgisi ise ölümüne delil olarak Dayı’ya gönderilmişti. Oçocuğun Kenan Birkan tarafından büyütülmüş olma ihtimali var, adı Ramiz olduğu için de Sekiz lakabı kullanılıyor olabilir. İddiaların doğruluğunu ise zaman gösterecek.

Categories: Tv - Sinema Tags:

Grekoremenciler Dünya 2.si

Cuma, 10 Eyl 2010 yorum yok

Rusya’nın başkenti Moskova’da yapılan Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası’nda dünya ikincisi olan Milli Takım kafilesi yurda döndü.

Selçuk Çebi, Rıza kayaalp, Vasıf Arzumanov, kaptan Nazmi Avluca ile TGF Koordinatörü Ata Karataş ile

Antrenörler Salih Bora, Hakkı Başar, Şaban Donat, Muttalip Yerlikaya ve masör Suat Aksakal’dan oluşan kafileyi yakınları karşıladı.

Grekoromen Güreş Milli Takımı kafilesiyle birlikte, THY’nin tarifeli uçağıyla Moskova’dan İstanbul’a gelen altın madalyalı şampiyon güreşçi Selçuk Çebi’yi eşi Kübra, 1 yaşındaki oğlu Yusuf ve kulübü İstanbul Büyükşehir Belediyesporlu güreşçiler, İstanbul Güreş İhtisas kulübü ile birlikte çiçekler, Türk bayrakları ve alkışlarla karşıladı.

Altın madalyalı Çebi, şampiyonluk madalyasını oğlu Yusuf’un boynuna takarken, burada yaptığı açıklamada, geçen yıl da dünya şampiyonu olduğunu, bu yıl aynı başarıyı tekrarladığını dile getirerek, ”1962′de Toledo’da ve 1963′te Helsinki’de Dünya şampiyonu olan Tevfik Kış’tan 47 yıl sonra, üst üste iki Dünya şampiyonluğu kazanan ikinci güreşçi olduğumu öğrendim. Güreş Federasyonuna, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a, İstanbul Büyükşehir Belediyespor Kulübü yöneticilerine teşekkür ederim. Her zaman bize destek oldular. Bu madalyayı ülkemize çifte bayram hediyesi olarak hediye ediyorum.” dedi.

Çebi, Türkiye’nin son günlerde milli takımlar bazında gerek futbol, gerekse basketbolda önemli başarılara imzasını attığını belirterek, ”İnşallah hep böyle gideriz ve ülkemizin adını hep yukarılara taşırız. Bundan sonra hedefim, 2011′de İstanbul’da yapılacak şampiyonada üçüncü kez dünya şampiyonu olmak ve olimpiyat vizesi almak. Ondan sonra da sırada 2012 Londra Olimpiyatları var. 2011′de İstanbul’da ev sahibi olduğumuz şampiyona için çok çalışmamız gerekiyor. İki sene üst üste dünya şampiyonu olarak duble şampiyon oldum. Allah nasip ederse futbol tabiriyle İstanbul’da ‘hat trick’ yapmayı düşünüyorum” şeklinde konuştu.

TGF Koordinatörü Ata Karataş ise yaptığı açıklamada, ara hedef olarak 2011 İstanbul’da yapılacak olan ve olimpiyat vizesinin de olduğu dünya şampiyonasında zirve olduğunu söyledi.

Karataş, 2011′in sonrasında ise hedeflerinin 2012 Londra Olimpiyatları olduğunu belirterek, ”Tabiiki olimpiyatlar ana hedefimizdir, stratejik ve mastır programımıza göre burada Kaptan Nazmi ile iş kazası yaşayan Rıza Kayaalp ile ve diğer elemanlarla 2009 ‘daki gibi inşaallah takım şampiyonluğu ile altın madalyalar hedeflemekteyiz.” dedi.

Karataş, Güreş Federasyonu olarak ilk hedeflerinin 2011′de İstanbul’da yapılacak dünya şampiyonasında takım halinde şampiyon olmak ve tüm kilolarda da olimpiyat barajını aşmak olduğunu sözlerine ekledi.

Categories: Spor Tags: