arşiv

1, 2010 için arşiv

Yasak Aşka Meydan Dayağı!

Çarşamba, 29 Ara 2010 yorum yok

Bursa’nın Büyükorhan ilçesinde kalabalık bir grup, evli kadınla birlikte olduğu iddiasıyla köy meydanında dövdükleri kişinin el ve ayaklarını bağladıktan sonra jandarmaya ihbarda bulundu.

Jandarmanın el ve ayakları bağlı ve yaralı halde bulduğu kişi hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili 11 kişi gözaltına alındı.

İlçeye bağlı bir köyde, gece H.A’nın (28) evinden çıktığı ileri sürülen A.Y (44), yanına yaklaşan kalabalık bir grup tarafından köy meydanına götürülerek, darbedildi.

Daha sonra A.Y’nin el ve ayaklarını bağlayan kalabalık dağıldı. Bu gruptaki kişilerden birinin jandarmayı arayarak ”köy meydanında biri var, gelin alın” diye ihbarda bulunması üzerine köy meydanına gelen jandarma ekipleri, A.Y’yi el ve ayakları bağlı ve yaralı halde buldu.

A.Y, jandarma tarafından Büyükorhan Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Olayla ilgili 11 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Evli H.A ile birlikte olduğu gerekçesiyle dövülüp, el ve ayakları bağlandığı ileri sürülen A.Y’nin iddiaları kabul etmediği öğrenildi.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , ,

Önlisans KPSS Sonuçları Açıklandı

Çarşamba, 29 Ara 2010 yorum yok

ÖSYM, 28 Kasım’da yapılan KPSS Ortaöğretim/Önlisans sınav sonuçlarını açıkladı. Sınav sonuçları kurumun internet sitesinden öğrenebilecek

Categories: Genel Tags:

Cumhurbaşkanı’na Kürtçe Sözlük

Çarşamba, 29 Ara 2010 yorum yok

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Diyarbakır gezisinin ayrıntıları belli oldu. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in, Gül’e Kürtçe-Türkçe sözlük hediye edeceği öğrenildi.

Cumhurbaşkanı’na kentin sorunlarını içeren bir brifing verecek olan Baydemir, Gül’e Kîzvan (Menengiç) kahvesi ikram edecek. Baydemir’in, Demokratik Toplum Kongresi tarafından yapılan çalıştayda ortaya çıkan ‘Demokratik Özerklik’ projesiyle ilgili olarak da Gül’ü bilgilendireceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül üç yıl aradan sonra Diyarbakır’a gidecek. Özerklik ve iki dil tartışmaları devam ederken gerçekleşecek bu ziyarette Gül bir ilke de imza atacak. Kürtçe yayın yapan TRT Şeş’te canlı yayınlanan bir programa katılacak Gül, izleyiciyi de Kürtçe selamlayacak.

İki gün sürecek resmi programa göre Gül yarın (Perşembe) sabah Diyarbakır’a gidecek ve resmi temaslarını gerçekleştirecek. Gül bu kapsamda Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i de ziyaret edecek. Program kapsamında Cumhurbaşkanı Gül Organize Sanayi Bölgesi’nde incelemelerde bulunacak, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç’tan da üniversite ile ilgili brifing alacak. Diyarbakır’daki siyasetçi, işadamları, sivil toplum örgütleri ve gazeteciler ile bir araya gelecek olan Gül geceyi Büyükşehir Belediyesi yanında bulunan Dedeman otelde geçirecek.

Gül yılın son günü 31 Aralık’taki Diyarbakır programında ise turistik ve tarihi mekanları ziyaret edecek. Eşi Hayrinusa hanım ile Atatürk’ün bir süre konakladığı Gaziköşkü, Tarihi Keçi Burcu’nu gezdikten sonra, restorasyonu devam eden Hz. Süleyman Türbesi’nde incelemelerde bulunacak olan Gül Cuma namazını Nebi (Peygamber) Camii’nde kılacak ve Gazi Caddesi’nde bulunan esnafları ziyaret etikten sonra saat 16.00′da Diyarbakır’da ayrılacak.

-ÖZERKLİK VE İKİ DİL MESAJLARI-

Cumhurbaşkanı Gül’ün temasları kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine gerçekleştireceği ziyaret büyük önem taşıyor. Baydemir’in Gül’e ziyarette Kizvan (Menengeç) kahvesi ikram edeceği ve Kürtçe-Türkçe bir sözlük hediye etmek için hazırlık yaptığı öğrenildi. Gül’ün ise ziyarette özellikle son günlerde gündemi meşgul eden özerklik ve iki dillilik konusunda geçtiğimiz günlerde verdiği mesajı yinelemesi bekleniyor. Gül daha önce konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede “Türkiye’de konuşulan başka diller de vardır. Halkımızın konuştuğu bütün diller bizim dillerimizdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin dili Türkçedir, Türkçe herkesin ortak dilidir. Türkçe bilmeyen, öğrenmeyenlere öğretmemiz gerekiyor. Hiç kimse Türkiye’de ikinci sınıf vatandaş olmak istemez. Herkes birinci sınıf vatandaştır. Vatandaşlarımızın konuştuğu farklı diller de bizim kültür mirasımızdır. Anayasa bize, bütün kültür mirasımızı korumayı emrediyor. Bazen bunlar müzeler olur, bazen bunlar destanlar olur, bazen diller olur. Bu bakımdan baktığımızda Kürtçe de bu Türkiye’de konuşulan dildir. Vatandaşlarımızın bazıları konuşuyordur. O da bizim dilimizdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili Türkçedir, o da bizim resmi dilimizdir” demişti.

-KÜRTÇE KONUŞACAK-

Cumhurbaşkanı Gül ziyaretinde bir ilke de imza atacak. Kürtçe yayın yapan TRT Şeş’te canlı yayınlanan bir programa katılacak olan Gül, izleyiciyi Kürtçe selamlayarak başlayacak. Konuşmasının devamında Türkçe konuşacak olan Gül’ün sözleri simültane tercüme ile anında Kürtçe’ye çevrilecek. Cuma günü öğleden sonra Diyarbakır’dan canlı olarak yayımlanacak Rojev (Gündem) programına konuk olacak olan Gül, TRT Şeş koordinatörü Fethullah Kırşan ve Haber Müdürü Cumali Çaygeç’in gündeme ilişkin sorularını cevaplayacak.

Konu ile ilgili Aramalar:

Azra Akın’a Kocaman Bravo

Salı, 28 Ara 2010 yorum yok

Her hafta yaptığı dans ile yarışmanın birincisi seçilen Azra Akın, bu hafta jüriden ilk kez tam puan alan yarışmacı oldu.

Gecede ikinci dansını siyah üzerine beyaz puantiyeli elbisesiyle yapan Azra Akın muhteşem dansıyla izleyen herkesi kendisine hayran bıraktı.

işte jürinin Azra Akın için söylediği sözler;

Tan Sağtürk: Şaşırıyorum ben de bazen. inanılmaz. içine sanki profesyonel dansçı kaçmış gibi. Bu kadar hızlı ivme gösterip yükseleceğini kimse tahmin edemezdi.

Saba Tümer: Ne şekersin sen, gerçekten. Çok mu yeteneklisin, herkesten çok daha mı fazla çalışıyorsun. Enteresan yani.

Lilia: Çok beğendim. Harikasınız. Çok güzel.

Sait Sökmen: Harikasınız. Çok güzel. Bu yetenek sende nereden çıktı bilmiyorum. Ama inanılmaz. Ben de inanamıyorum. iyi aileler çocuklarını baleye falan gönderirler de yetenek başka bir şey.

Konu ile ilgili Aramalar:

Yuh Artık!

Salı, 28 Ara 2010 yorum yok

11 Yaşındaki Kızı, ‘Yardım Alacağız’ Diye Sevgilisine Götürmüş.
Adana’da kocası ölen komşusunun 11 yaşındaki kızı G.C.’yi, meyve suyuna ilaç katıp, birlikte olması için 45 yaşındaki sevgilisine götürdüğü iddiasıyla tutuklanan 31 yaşındaki Gülbani Dağdelen ve sevgilisi Hakkı Ayvaz’ın yargılanmasına başlandı.

Gülbanı Dağdelen’in, G.C.’nin annesini “Kızına AK Parti’den yardım alacağız’ diyerek kandırdığı ortaya çıktı.İddiaya göre Gülbani Dağdelen, sevgilisi Hakkı Ayvaz’ın isteği üzerine, cinsel ilişkiye girmesi için komşusunun ilköğretim okulunda okuyan kızı G.C.’yi hedef seçti. Kızın annesine, ‘Ak Parti’den öksüz çocuklara yardım dağıtılacakmış, kızına da yardım alalım’ diyerek kandıran Gülbani Dağdelen, küçük kızı yanına aldıktan sonra cep telefonuyla sevgilisi Hakkı Ayvaz’ı arayarak, “Kızı ayarladım. Okuldan getiriyorum. Meyve suyuna ilacı koyup içireceğim. Ancak 50 lira isterim” dedi.

KONUŞMA TAKİBE TAKILDI

Polis, bir başka suç nedeniyle telefonlarını dinlediği Hakkı Ayvaz ve sevgilisi Gülbani Dağdelen’i küçük kızla birlikte minibüse binerken yakaladı. Tutuklanan Hakkı Ayvaz ile sevgilisi Gülbani Dağdelen hakkında, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı, cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 29′ar yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Adana 2′inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan sanıklar suçlamaları kabul etmedi.

Gülbani’den 18- 19 yaşlarında birini istediğini belirten Hakkı Ayvaz, şunları anlattı:”Gülbani ile Haziran 2010′dan beri görüşüyorum. Geceleri alkol alırım. Gülbani ile yaptığım telefon görüşmesinde ailevi sorunlarım da olması nedeniyle ile kendisinden 18- 19 yaşlarında birisini getirmesini istedim. O da ‘tamam’ dedi. Olay günü merkez parkta buluştuk. Ancak kızın yaşının küçük olduğunu görünce herhangi bir şey yapmadım. İlk görüştüğümüzde ayrılacaktım. Ancak ‘Karnımız aç’ deyince karınlarını doyurdum. Büfeden cips ve meyve suyu aldım. Daha sonra kendilerinden ayrılacaktım. Ancak polisler yakaladı.”

KISKANIYORDUM

Gülbani Dağdelen de savunmasında, Hakkı Ayvaz’la aralarında ilişki olduğunu belirterek, şöyle dedi:”Onu kıskanıyordum. Benden sürekli, özellikle alkol aldıktan sonra, genç kız getirmem konusunda istekte bulunuyordu. Bana telefon görüşmesinde son kez genç kız istediğini söyledi. Başka bir istekte bulunmayacağını da söyledi. Kızı, annesinden ‘AK Parti’den yardım alacağız’ diye aldım. İlacı da daha önce aldım. Minibüs beklerken kıza içinde ilaç bulunan meyve suyunu verdim. Ancak otobüs geldiği için kız içmedi, attı. Amacım Hakkı’nın kızı küçük görüp, cinsel isteklerinden vazgeçmesi idi. Kendisine teslim etmeyecektim, pişmanım.”‘

‘TADI DEĞİŞİK GELİNCE İÇMEDİM’

Meyve suyunun tadı değişik olduğu için içmediğini anlatan G.C. de ifadesinde şunları söyledi:’Gülbani, olay günü beni annemden ‘AK Parti’ye gidip yardım alacağız’ diye istedi. Minibüste telefonla görüştü. Götürdüğü merkez parkta bir süre dolaştık. Daha sonra benden bir süre uzaklaştılar. Hakkı, Gülbani’ye para verdi. Minibüse birlikte bineceğimiz esnada polisler bizi yakaladı.”

‘ŞİKAYETİNİ GERİ AL’ DAYAĞI

Kızın annesi Adile C. ise sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek şöyle konuştu:”Gülbani’nin annesi sabah gelip, ‘Öksüz çocuklara yardım yapılıyor’ diye kızımı benden istedi. Saat 11.00′da gittiler, saat 18.00 olmasına rağmen gelmediler. Merak edip bir kaç kez Gülbani’nin annesine gittim ancak haber yoktu. Daha sonra polisler durumu bana bildirdi. Hakkı’nın kardeşleri gelip şikayetimi geri almam için bana bir daire dahi teklif ettiler. Gülbani’nin ailesi de evime saldırıp beni dövdü.”Mahkeme heyeti, G.C.’nin Ç.Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı’na sevk edilerek, ruh ve beden sağlığının bozulup bozulmadığı konusunda rapor alınmasına karar verip duruşmayı erteledi.

Konu ile ilgili Aramalar:

94 Yaşında Baba Oldu

Salı, 28 Ara 2010 yorum yok

Hindistan’ın Haryana eyaletinde yaşayan bir çiftçi 94 yaşında baba oldu.

Times Of India gazetesinin internet sitesindeki habere göre, Kharkhoda ilçesinde yaşayan 94 yaşındaki Ramajit Raghav yeni doğan oğluyla, daha önce bu rekoru elinde tutan ve 90 yaşında baba olan Hindistanlı Nanu Ram Jogi’yi geçerek “dünyanın en yaşlı babası” unvanını aldı.

Bölgede 1929 yılında yayılan salgını hatırlayan ve Haryana eyaleti yaşlılık aylıkları kayıtlarına göre 94 yaşında olan Ramajit’in eşi Shakuntala ise 50 yaşında.

Hastane yetkilileri, çiftin, “Tanrının lütfu” olarak gördüğü ve Karamjit olarak adlandırdıkları çocuğun sağlıklı olduğunu belirtti.

Konu ile ilgili Aramalar:

Şeyh Bedreddin Mezarı Başında Anıldı

Pazar, 26 Ara 2010 yorum yok

Alevi, Bektaşi, Bedreddini İnancı ve Felsefesinin Önderlerinden Şeyh Bedreddin, İdamının 590. Yıl Dönümünde Mezarı Başında Anıldı.

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği üyesi bir grup, Çemberlitaş’taki Şeyh Bedreddin’in Sultan II. Mahmut Türbesi haziresinde bulunan kabri başında toplandı. Katılımcılar ilk olarak Şeyh Bedreddin’in mezarı başına karanfil bıraktı. Ardından Kırklareli’nden gelen bir ozan sazıyla beraber Şeyh Bedreddin için deyişler okudu. Burada konuşan Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu, “590 yıl önce katledilen pirimiz Şeyh Bedreddin’i anmak için burada toplandık. Tarih Şeyh Bedreddin’i farklı şekilde yorumlasa da o bizim pirimizdir. O her zaman zalimin zulmünün ve sistemin yoksulları ezmesinin karşısında olmuştur” dedi. Sultan II. Mahmut?un alevileri katlettiğini iddia eden Kenanoğlu ?Pirimizin II. Mahmut?un yanı başında yatması ise çok düşündürücü bir durumdur? şeklinde konuştu.

Kenanoğlu, Şeyh Bedreddin’e düşünsel ve inançsal olarak sahip çıkmak için anma törenlerini her yıl yaparak geleneksel hale getireceklerini belirtti.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , ,

Kur’an-ı Kerim’in Lahuti İklimi Almanya’yı Sardı

Pazar, 26 Ara 2010 yorum yok

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ’2010 Kur’an Yılı’ Etkinlikleri Çerçevesinde Almanya’nın Köln Kentinde “Kur’an Sedası” Programı Düzenlendi. Almanya’da Köln Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği ve Diyanet Türk İslam Birliği (Ditib) Köln Eyalet Birlikleri Tarafından Köln Kentinde “Kur’an Sedası” Programı Düzenlendi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ’2010 Kur’an Yılı’ etkinlikleri çerçevesinde Almanya’nın Köln kentinde “Kur’an Sedası” programı düzenlendi.

Almanya’da Köln Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği ve Diyanet Türk İslam Birliği (DİTİB) Köln Eyalet Birlikleri tarafından Köln kentinde “Kur’an Sedası” programı düzenlendi. Kuran’ın lahuti ikliminde yolculuk yapmak, gönülleri ve kulakları Kur’an iklimine açmak ve Kuran’ı kerimi anlamak maksadıyla yapılan programa farklı ülkelerden Kur’an-ı Kerim okuma birincileri katıldı.

Programda Nisan-2010 tarihinde DİTİB Dernek Başkanları tarafından dernek üyelerine ve cemaatine Kur’an-ı Kerim’ler hediye edildiği ve hatim yönüyle ve mealinden okunması kampanyası başlatıldığı belirtildi. Kur’an-ı Kerim okuma kampanyasına Köln ve çevresindeki illerden toplam 2 bin 134 kişinin katıldığı açıklandı. Hatimlerin duasının birincisinin Kadir gecesinde bütün DİTİB Camilerinde, ikincisinin Arafat’da yapıldığını belirten DİTİB yöneticileri, hatimlerin üçüncü duasını da Kur’an Sedası programında yaptı.

Program öncesinde DİTİB Tasavvuf Müziği ekibi bir konser verdi. İstiklal Marşı ile başlayan programda 2010 yılının niçin Kur’an yılı olduğuna dair bir multimedya gösterisi yapıldı. Programda DİTİB Köln Eyalet Birliği Başkanı Şinasi Akyürek açılış konuşmasını yaptı. Köln Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Zekeriya Bülbül’de yaptığı konuşmada Köln bölgesindeki Din hizmetleri ve yapılan faaliyetler hakkında bilgi verdi.

Berlin Din Hizmetleri Müşaviri ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Dere, Kur’an aşıklarına hitaben bir konuşma yaptı. Allah insanlara bir rahmet olarak Kur’anı Kerimi Peygamberimize gönderdiğini belirten Dere, ” Kur’an-ı Kerim Cenab-ı Allah’ın yoğunlaştırılmış özlü insanın zihnine doğrudan bir mesajıdır, doğrudan bir kitabıdır. Bizler Kur’an-ı okurken uzaktaki birine gelen bir mesaj olarak değil, bin 400 sene önceki topluma gelen bir kitap da değil. Bizler Kur’an okurken her okuyuşumuzda her birimiz akıl ve kulağımızı açtığımızda her birimizin gönlüne vahyedilen bir kitap olarak Kur’an okuruz. O yüzden Kur’an kelimesi çok okunan anlamına gelir.” ifadesini kullandı.

Kuran’ın yüce bir kitap olduğunu belirten Prof. Dr. Dere, Kur’an-ı Kerim içerisinde Cenab-ı Allah’ın kendisini bize tanıttığını söyledi. Dere, “Kur’an-ı Kerim’de Allah birçok isimlerle kendisini bize gösterir, tanıtır ve öğretir. Bu isimlere baktığımızda bu isimlerin her biri insan için ve dünya için bir rahmettir. O bu bir zikirdir. O bir hatırlatmadır. O doğru ve güzelliklerin hatırlatmadır. O bir Furkan’dır. Doğru ve yanlışı birbirinden ayıran bir kitaptır. O bir Rahmettir. İnsanların gönlüne ve toplumların içerisine bir rahmet olarak gelir. O bir Hakim kitaptır. Hikmetli bir kitaptır. Az sözle çok manayı derin ifada eden bir kitaptır. Rahmet olan bu yüce kitap O’nun seslenişi ve O’nun çağrısı dünün insanına değildir, bugünün insanınadır. Ama yarının ve geleceğin insanına da aynı tazelikte ve dirilikle gelir. Gönlünü, zihnini ve kulağını açana O mesaj tesirini gösterir. Onun hayatını Kuran’ın o rehberliği ve çekirdeği ile şekillendirir ve daha sağlıklı bir hayata dönüştürür.” dedi.

Kuran’ın söylediklerinin evrensel olduğunu ve sadece Müslümanların etkilenmediğini belirten Prof. Dere, “Kuran’ın söyledikleri bir coğrafyayı kapsamaz bütün insanlığa hitap eder. O’na yaklaşanı tesiri altında bırakır. Kur’an araştırması yapanların sözlerine ve tanımlarına baktığımızda Kuran’ın edebi ve içerik yönü ile nasıl takdir ettiklerini görüyoruz. Yakın tarihteki Alman bir bayan Profösörün “Ben Kur’an aşığıyım” sözlerini söylediğini biliyoruz.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Dere, Kur’an-ı anlamaya yönelik çalışmalar, ortaya koyulan binlerce ciltlik eserler tarihin derinlikleri arasında yer alıyor. Ayrıca Kur’anı en güzel şekilde yazılması için geliştirilen hat sanatları ve birçok güzellikleri ile bize yansıdığını belirtti.

Kuran’ın anlaşılması kadar yazılması ama güzel okunması ve dinlenmesi de Kur’anla olan o ilişkinin o iletişimin başka boyutunu oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Dere, “Kuran’ın güzel okunması ve tilavet edilmesi için geçmişten günümüze kadar birçok etkinlikler yapılmıştır. Bu işin üstatları tarafından icra edilen Kur’an-ı Kerim tilaveti ile bizleri Kuran’ı o denli lahuti iklimine götürmektedir. Kuran’ın üç boyutu: Anlaşılması, okunması, yazılması insana huzur kazandıran yüce bir irtibattır.” dedi.

Dere, “Bugün burada Kuran’ın lahuti iklimine yolculuk yapacağız. Gönüllerimizi ve kulaklarımızı O’nu iklimine açacağız. Aynı zamanda onun anlamını ve ilkelerini öğrenmeye çalışacağız.” iadesini kullandı. Dere, Almanya’da da Kuran’ın lahuti ikliminde yolculuk yapmak ve Kuran’ı anlamak için yapılan bu tür programlarının devam edeceğini belirtti.

Kuran’la yoğunlaşmak ve Kuran’la uğraşmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Dere, “Ne mutlu O Kuran’ın sesine kulak verenlere, Ne mutlu O Kuran’ın aydınlığında gidenler, Ne mutlu Kuran’ın coşkulu sedasına, gönlünü, kulağını ve aklını açanlara!” diyerek Kur’an sedası programına katılan farklı ülkelerden gelen Kur’an okuyucularına ve emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

Kur’an tilaveti Ankara’dan gelen hafız Ali Tel’in Kur’an okumasıyla başladı. Hafızlar Kur’an okurken, okudukları ayetlerin mealleri sine vizyon gösterisi ile izleyenlere sunuldu. Kur’an tilaveti sırayla İstanbul’dan gelen İshak Danış, İran’dan gelen Rahim Khaki, İstanbul’dan gelen Osman Şahin ve Mısır’dan gelen Dr. Ahmed Naina’nın birbirinden güzel okudukları Kuran ayetleri dinleyenleri Kur’anın lahuti iklimine taşıdı.

Kur’an tilavetinin sonunda Müşavir Prof. Dr. Ali Dere hafızlara sahnede tek tek teşekkür ederek, bir sertifika verdi. Programa sponsor olanlar da sahneye çağrılarak teşekkür sertifikası verildi.

Kur’an Sedası programlarının Köln’den Hannover ve Nürnberg’de yapılacağı açıklandı.

KUR’ANI KERİM OKUMA KAMPANYASINA KATILANLARA UMRE ÖDÜLÜ

Diyanet Türk İslam Birliği (DİTİB) Köln Eyalet Birlikleri tarafından Köln ve çevresindeki illerde başlatılan Kur’an-ı Kerim okuma kampanyasına katılan 2 bin 134 kişi arasından çekilişle çıkan isimlerin Umre’ye gönderileceği açıklandı. Kampanyaya katılanlar yetişkin erkekler, bayanlar ve gençler olarak 3 katagoriye ayrıldı. Kur’an okuma kampanyasına katılanların her birine verilen bir numara cam bir kavanoz içine konularak halkın huzurunda çekiliş yapıldı. Çekilişte her kategoriden 2 kişi toplam 6 kişi Umre ile mükafatlandırıldı.

Program Köln Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Zekeriya Bülbül’ün yaptığı hatim duası ile sona erdi.

Konu ile ilgili Aramalar:

‘Mavi Marmara’ İstanbul’da

Pazar, 26 Ara 2010 yorum yok

‘Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım” kampanyası kapsamında Gazze’ye giderken İsrail’in saldırısına uğrayan ”Mavi Marmara” gemisi, İstanbul’a geldi.

Sarayburnu’ndan 219 gün önce 22 Mayısta yola çıktıktan sonra 31 Mayısta İsrail’in saldırısına uğrayan ”Mavi Marmara” gemisi, dün gece saat 01.10′da Çanakkale’deki Kepez Limanı’ndan resmi işlemlerinin tamamlanmasından sonra yola çıktı.

İstanbul’a saat 13.00′de ulaşan ”Mavi Marmara” gemisini Sarayburnu Limanı’na geminin kaptanı Mahmut Tural yanaştırdı. Geminin mürettebatı da ”Mavi Marmara” ile birlikte İstanbul’a geldi.

İHH İnsani Yardım Vakfı tarafından Sarayburnu’da düzenlenen törenle, ”Mavi Marmara” gemisi vatandaşlar tarafından ”Mavi Marmara” şarkısı eşliğinde coşkuyla karşılandı. ”Mavi Marmara” gemisinin Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğü’ne bağlı iki römorkör eşliğinde boğaza girişinde Galata Köprüsü üzerinde havai fişekler patlatıldı. Gemi limana yanaşırken, törene katılan bazı vatandaşlar, gözyaşlarını tutamadı. ”Mavi Marmara” gemisinin üzerine saldırıda şehit olanların resimlerinin de asılı olduğu görüldü.

Deniz polisi de boğazda güvenlik önlemi aldı. Anamur-Girne arasını 26 saat 15 dakika kafessiz yüzerek dünya rekoru kıran milli yüzücü Alper Sunaçoğlu’da ekibiyle Sarayburnu’ndan denize atlayarak, ”Mavi Marmara” gemisinin İstanbul’a gelişini yüzerek karşıladı.

Öte yandan bazı vatandaşlar, deniz yoluyla Sarayburnu’na ellerinde Filistin bayrakları olduğu halde sloganlar atarak geldi.

Sarayburnu’nda düzenlenen karşılama törenine, İHH Başkanı Bülent Yıldırım, Başpiskopos Hilarion Capucci, gemide şehit olanların aileleri ve ”Mavi Marmara” gemisiyle Filistin’e yardım götüren gönüllüler katılıyor.

Karşılama töreni için birçok ilden otobüsler kaldırıldı. 50 farklı ülkeden aktivist İstanbul’a geldi. ”Mavi Marmara”yı denizde balıkçı gırgırları karşıladı. Tören alanının girişine ve sahneye de ”Mavi Marmara” şehitlerinin resimleri asıldı.

”Mavi Marmara” gemisi, Sarayburnu’nda bir hafta kalarak vatandaşların ziyaretine açık olacak. Gemi daha sonra Tuzla Tersanesi’ne çekilecek. Burada geminin tamir ve bakımı devam edecek. Talep olması halinde gemi başka ülkelere de gönderilecek. Bu şekilde Filistin’de yaşanan ambargonun sürekli gündemde olması sağlanacak.

Konu ile ilgili Aramalar:

“Kürtçe Seçmeli Ders Olabilir”

Pazar, 26 Ara 2010 yorum yok

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, eğitim dili Türkçe olmak şartıyla Kürtçe ve diğer dillerin seçmeli ders olarak okutulmasında bir mahsur olmadığını söyledi.

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, 1. Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bir süredir TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan bütçenin yeterince tartışılmadığını söyleyen Kurtulmuş, “Bütçede kaynakların önemli bir kısmı sayıları 500 bini geçmeyen rantiye kesmine aktarılıyor.” dedi. Bütçenin adaletli bir bütçe olmadığını savunan Kurtulmuş, “Nereden bulursanız bulun tüketin, ben de sizden vergi alayım, böylece bütçeyi oluşturayım mantığı ile oluşturulmuş bir bütçedir. Kalkınmayı sağlayacak bir bütçe değildir. Bu bütçe çok az sayıdaki rantiyeciyi kalkındırma bütçesidir.” diye konuştu.

Kurtulmuş iki dilli hayat ile ilgili de “Türkiye’nin resmi dili Türçedir. Türkçe dışında başka bir resmi dilin kullanılması Türkiye’nin menfaatine uygun değildir, doğru değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Ana lisanların ana sütü kadar helal olduğuna inandıklarını söyleyen Kurtulmuş; farklı dil ve renklerin yaratılışın hikmetlerinden olduğunu kaydetti. Kurtulmuş şöyle devam etti: “Resmi dil Türkçe olmak şartıyla bu topraklardaki her yurttaşın kendi ana dilini, etnik kültürünü öğrenmesi, bunları öğrenmek için her türlü imkana sahip olması, ana dilin konuşulması önündeki tüm engellerin kaldırılmasından yanayız. Bu çerçevede eğitim dili Türkçe olmak şartıyla, Kürtçe ve diğer dillerin seçmeli ders olarak okutulması, hatta sadece ders olarak değil, kültürlerin ve folklorik birikimlerin seçmeli ders olarak okutulmasının hiçbir mahsur teşkil etmediği kanaatindeyiz.”

“AKARYAKIT ZAMMINDA MİLLETLE DALGA GEÇİLİYOR”

Akaryakıt zammı ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, “Akaryakıt zammı ile ilgili gelişme kelimenin tam anlamıyla milletle dalga geçmektir.” dedi.

Kurtulmuş, “2 ila 3 kuruş petrol fiyatları indiriliyor. Dün ise 8 kuruş petrol fiyatlarına zam yapılıyor. 3.22 TL’ye satılan euro dizel, 3.30 liraya satılıyor. Kırsal motorin 3.12 liradan, 3.16 liraya yükseliyor.” şeklinde konuştu.

Hükümet yetkililerinin Türkiye’deki petrol ve motorinin otomatik olarak fiyatlandırıldığı yönünde açıklamalar yaptığını kaydeden Kurtulmuş, “Serbest piyasadan bahsediyorsunuz da, ey insafsızlar bu fiyatların içerisindeki yüzde 75′e varan vergileri de dünya piyasaları mı size emrediyor, bu vergileri getirin bu milletin üzerine koyun diye…” dedi.

Kurtulmuş, hükümetin ‘işine geldiği zaman liberal, vergi almaya geldiği zaman da komünist olarak davrandığını’ ileri sürdü.

Konuşmasında Mavi Marmara’nın İstanbul’a geleceğini de hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Kırmızı çizgilerimiz diye ısrarla söylenen üç tane husus vardı. Birincisi Türkiye’den özür dilenecek, ikincisi tazminat ödenecek, üçüncüsü Gazze ambargosu kaldırılacak. Geldiğimiz noktada aradan aylar geçmiş olmasına rağmen, İsrail her fırsatta özür dilemeyeceğini söylüyor. Türkiye İsrail ile ilişkilerinde hiç Mavi Marmara’dan bu yana Gazze’nin ambargosunun kaldırılması laflarını duyuyor musunuz?”

Kurtulmuş, tazminat meselesinin ise uluslar arası hukukun labirentlerine terk edildiğini söyledi.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , , , ,