arşiv

‘Genel’ kategorisi için arşiv

İşte Uzun Yaşamanın Sırrı

Cuma, 08 Eki 2010 yorum yok

94 yaşındaki Amerikalı bilimadamı Dr. Richard Passwater sağlıklı ve uzun bir hayat için gerekli reçeteyi anlattı.

“En az 8 saat uyu. Günde yarım saat egzersiz yap. Gökkuşağı gibi beslen. Bir de güzel arkadaşlıklarla seni mutlu edebilecek sosyal bir çevre edin…”

Bunlar bizim değil, Amerikalı ünlü Bilimadamı Dr. Richard Passwater’ın uzun ve sağlıklı yaşam reçetesinin ilk 4 maddesi.

Dr. Passwater bir seminer için Türkiye’de. Hazır İstanbul’dayken de 94 yaşındaki Passwater belki bize uzun ve sağlıklı yaşamanın sırlarını verir dedik, kapısını çaldık.

Passwater’ın sağlıklı yaşam için ilk şartı, düzenli ve saatinde uyku:

“Günümüzde insanlar tercihlerini pek uykudan yana kullanmıyor ama hal böyle olunca alınması gereken tüm nutrişenler de bedene girmiş olmuyor. İnanın bana, sağlıklı bir yaşam için en az 8- 9 saat uyku gerekir. Günümüz insanları 5-6 saat arasında uyku tercih ediyor ama bu da daha sonra, beden ama en çok da zihin yorgunluğu ile kendini gösteren hastalıklara sebep oluyor. Nedir bu hastalıklar, kalp ve damar hastalıklarını tetikler az uyku. Dinlenmemiş bir bedende kalp krizi riski daha yüksek. ”

Bir diğer önemli konu ise gökkuşağı gibi yemek. Yani Passwater’ın gökkuşağından kastı “rengi olan her meyve ve sebzenin sıklıkla tüketilmesi”

HER RENKTEN SEBZE VE MEYVE

“Gökkuşağındaki renklerin hepsini tüketmeliyiz. Ne kadar renk varsa, hepsini. Portakaldan başlayın mesela, sonra havuç, bezelye, ısırgan otu, kayısı. Yiyebildiğiniz kadar çok çeşitli meyve ve sebze tüketin, biz buna ‘gökkuşağı beslenmesi’ diyoruz. Her farklı renkten sebze ve meyveyi hayatınıza sokmayı öğrenmelisiniz. Tek tip beslenme ve aşırı yeme alışkanlıklarını bir kenara bırakmalısınız. Sadece vücudun ihtiyaç duyduğu besinlere yönelin. ”

Portakal, nar, kayısı, patates, ısırgan otu daha neler yok ki o “gökkuşağı” listesinde. Yani bir diğer deyişle a,b,c,d,e gerekli tüm vitaminler ve selenyum meyve ve sebzelerden giderilebilir.

BALIK

Tabii bir de omega 3 var. Halk diliyle bilinen tabiri ile balık yağı. Dr. Passwater, “Mutlaka ama mutlaka haftada en az 2-3 kez tüketilmeli” diyor balık için:

“Mutlaka ama mutlaka haftada 2-3 kez balık tüketilmeli. Eğer balık savmiyorsanız günde mutlaka omega 3′le zenginleştirilmiş bir tablet balık yağı yutmalısınız. Aslında bizi daha sağlıklı yapması için neler tüketilmesi gerektiğini gayet iyi biliyoruz ama nedense bunu yaşamımıza bir türlü uyarlayamıyoruz. ”

Gerekli görüldüğü takdirde balık yağı tabletlerine de başvurulmalı. Çünkü balık yağının faydaları saymakla bitmiyor! Kalp krizinden, adet sancılarına, tansiyondan, kolesterole balığın bin bir yararı var.

Omega-3 yağ asitleri gibi yararlı yağları içeren balıklar arasında ise orkinos, ton balığı, Mersin balığı, sardalye ve lüfer var.

EN AZ YARIM SAAT HAREKET LAZIM

Dr. Passwater, “Mutlaka ama mutlaka en az yarım saat hareket lazım” diyor uzun ve sağlıklı bir yaşam için. Kışın kapıya dayandığı şu günlerde sokağa çıkamaya üşenenlere ise bir önerisi var doktorun:

“Sağlığınız adına yaptığınız en ufak yatırımlar bile ilerleyen yaşlarınızda size artı olarak dönecektir. Hareket mesela. Zamanım yok demeyin, ya da çok pahalı bir spor kulübünün şık salonunda çalışmak zorunda değilsiniz. İş yerinizde oturduğunuz yerden kalkın, biraz hareket edin, yürüyüş yapın, sadece 10 dakikadan bahsediyorum, metrodan çıkarken yürüyen merdivenleri tercih etmeyin mesela. Bu hem bulunduğunuz ortamdan zihin olarak biraz uzaklaşmanızı hem de vücudunuzu çalıştırmanızı sağlar. Ev kadını mısınız, o zaman evde yaptığınız temizlik bile vücüdunuzu çalıştırmanız için bir fırsattır bu fırsatı değerlendirin. Bunlar küçük şeyler gibi görülebilir. Ama uzun ve sağlıklı bir yaşamın anahtarı bu saydıklarım, bunları akıldan çıkarmamak gerekir. ”

Tabii bir de sosyal çevre ve iyi arkadaşlıklar var Dr. Passwater’ın uzun yaşam reçetesinde.

AİLE BAĞLARI İYİ OLAN İNSANLAR

“100 yaşına gelenlerin yedikleri içtikleri birbirinden farklı olabilir ama hepsi hayatı seven insanlar” diyor Dr. Passwater ve eklliyor:

“Aile bağları iyi olan insanlar daha uzun süre yaşıyor. Aile hayatınız, iş hayatınız ve çevrenizdeki arkadaşlarınızla ilişkileriniz güzel olmadığı sürece uzun yaşama şansınız çok sınırlı. Kendinize amaçlar belirleyin ve onları gerçekleştirmek için uğraşın. Hayatı sevin.”

Kaynak : http://www.internethaber.com/iste-uzun-yasamin-sirlari-299906h.htm#ixzz11lMzhxzZ

Categories: Genel Tags:

Son bin yılın en sert kışı

Çarşamba, 06 Eki 2010 yorum yok

Atlas Okyanusu’ndaki Gulfstream sıcak su akıntısının hızının yarı yarıya azalması nedeniyle bilim adamları, “Kuzey Kutbu’ndan gelen soğuk rüzgârlar sıcak hava tarafından kesilmeden Avrupa’ya ulaşacak, bu da kıtayı soğutacak” görüşünü ortaya koydu.

Meteorologlar, yaklaşan kışın Avrupa’nın son bin yılda yaşadığı en soğuk kış olacağını açıkladı. Uzmanlar, Kuzey Avrupa iklimini ılımanlaştırarak yaşanabilir kılan Gulfstream sıcak su akıntısının hızının yarı yarıya azalmasının ardından, önümüzdeki kışın tahminlerin çok üzerinde soğuk geçeceğini bildirdi. Bilimadamları, Gulfstream sıcak su akıntısının güçlü olmamasının, Kuzey Kutbu’ndan gelen soğuk rüzgarların sıcak hava tarafından kesilmeden Avrupa’ya ulaşacağı anlamına geldiğini bunun da kıtanın kış mevsimini son bin yılın en soğuk kışı olarak yaşayacağına işaret ettiği görüşünü ortaya koydu.

RUSYA ÖNLEM ALIYOR
Yaz boyunca aşırı sıcaklar nedeniyle birçok can kaybının yaşandığı Rusya’nın bu kış kötü hava koşullarından en çok etkilenen ülke olacağı düşünülüyor. Ülkede kış ayları boyunca can kaybı yaşamamak adına hazırlıklara şimdiden başlandı. Polis ve sosyal görevliler evsizleri kapalı alanlara yönlendirerek, insanların donarak ölmesini engellemeye çalışacaklarını söyledi. Rusya’nın tüm şehirlerinde önemli kamu binalarının ısıtma sistemleri de şimdiden sıkı bir kontrolden geçiriliyor. Özellikle başkent Moskova’da bataklıkların buharlaşması nedeniyle birkaç hafta boyunca şehrin üzerinde asılı kalan sisin, ısıtma sistemlerine zarar vermiş olabileceğinden endişe ediliyor.

‘Mini buzul çağı yaşanacak, ancak zamanı bilinmiyor’
Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu (İTÜ Meteoroloji Müh. Öğretim Üyesi):

Körfez sıcak su akıntısının (Gulfstream) Batı Avrupa’yı ılıman hale getirdiği doğrudur. Sibirya ile aynı enlemde olmasına rağmen İngiltere ve İskoçya, bu sıcak su akıntısından ötürü daha ılıman iklime sahiptir. Buzulların erimesinden dolayı açığa çıkan tatlı suyun okyanusa karışması, akıntının yukarı enlemlerde batmasını engelliyor. ‘Yarından Sonra’ filminin senaryosu da bu olayı konu alır. Geçmişteki 20 bin yıl içinde bu sürecin 100 kere yaşandığı söyleniyor. İklim değişikliğinin bu bölgelerde mini buzul çağına neden olacağını biz de dile getiriyoruz bazen. Isınmanın bir etkisi de bu körfez sıcak su akıntısının durmasıdır. Ancak bu sürecin önümüzdeki 5 yılda mı 10 yılda mı ya da 20 yılda mı yaşanacağı bilinmiyor.

‘ŞÜPHEYLE BAKIYORUM’

Sıcaklıkları genellikle doğru tahmin eden Kolombiya Üniversitesi’nin İklim Tahmin Merkezi verilerine göre Ekim 2010’dan Mart 2011’e kadar baktığımda, merkezin uluslararası tahminine göre Avusturya, Almanya, Fransa, Hollanda, Polonya, İsviçre’de mevsim normallerinin biraz altında sıcaklıklar seyrederken, İngiltere’deki sıcaklık bu tabloda mevsim normallerinin üzerinde görülüyor. Yine Türkiye için de sıcaklıklar normalin üzerinde seyredecek. Bu nedenle habere biraz şüpheli bakıyorum.”

Categories: Genel Tags:

Bedelli ve Kısa Dönem Çalışmaları

Çarşamba, 06 Eki 2010 yorum yok

Hükümet, askerlik süresinin zorunlu olarak 9 ay, kısa dönem olarak 4 aya indirilmesini öngören bir çalışma başlattı.

Çalışma hayata geçerse silah altında bulunan askerlerin erken terhis olma ihtimali bulunuyor. Terhislerle doğması beklenen 250 bin kişilik açığın bedelli askerlik formülüyle giderilmesi görüşü ağırlık kazanmış durumda.

Kısa dönem 4 ay zorunlu 9 ay!
Genelkurmay Başkanlığı’nın tek tip askerlik çalışmasına karşın, hükümet de yeni bir askerlik süresiyle ilgili çalışmada bulunuyor. Genelkurmay Başkanlığı’nın askerlik yükümlülüğü gelen her gencin 12 ya da 9 ay gibi, “Tektip” askerlik yapmasına yönelik çalışması hükümet kanadında sıcak karşılanmadı. Konu üzerinde Genelkurmay başkanlığı çalışmasını sürdürmesine rağmen, hükümetin de askerlik süresi ve şekliyle ilgili olarak çalışma içinde olduğu öğrenildi.

Bu çalışmaya göre, şu anda yürürlükte olan okuma yazma bilmeyen kişiler ile lise mezunu veya iki yıllık yüksekokul mezunlarına kadar olanlar 15 aylık zorunlu askerlik süresi 9 aya indirilecek. 4 yıllık üniversite mezunu olan kısa dönem er-erbaş olarak askerlik yapanların süresinin de 6 aydan 4 aya indirilmesi planlanıyor. Hükümetin çalışmasında da yedeksubaylık bulunmuyor. Ancak üniversite mezunları için kısa dönem uygulama hakkı devam edecek.

ÇELİK: HAKKANİYETE UYMAZ
Konuyla iligili açıklama yapan Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Genelkurmay başkanlığının yaptığı tek tip çalışmasının hakkaniyete uymadığını, iki üniversite bitirip doktora yapan biriyle ilkokul mezunlarının aynı şekilde askerlik yapmasının doğru olmadığını dile getirdi. Bu nedenle hükümetin askerlik süresiyle ilgili yeni bir çalışma yaptığını belirten Çelik, bu çalışmanın genelkurmayın yaptığı çalışmadan münferit olduğu ve yeni bir süre ve şekli kapsadığını da söyledi.

ERKEN TERHİSLER BEKLENİYOR
Henüz tasarı haline gelmeyen, ancak çalışma halinde olduğu 9 ya da 12 aylık tek tip askerlik kararının çıkmasıyla birlikte erken terhisler de söz konusu olacak. Yapılan çalışmada süre 9 aya indirildiğinde 250 bin askerin, 12 aya indirildiğinde de 100 bin askerin erken terhisi sözkonusu. Ancak Genelkurmay başkanlığının çalışmasında askerlik süresinin değişmesiyle birlikte silah altındakilerin bu durumdan etkilenmemesi ve yeni askere alınanların yeni düzenleme ile silah altına alınmasını istiyor. Böylece asker açığının oluşmamasının sağlanacağı Genelkurmay başkanlığı tarafından dile getiriliyor.

AÇIK, BEDELLİ İLE KAPATILABİLİR
Hükümetin yaptığı çalışma hayata geçerse de silah altında bulunan askerlerin faydalanıp faydalanmaması da ayrı bir tartışma konusu olarak ortaya çıkıyor. Askerlik süresinin zorunlu olarak 9 ay, kısa dönem olarak 4 aya indirilmesini öngören hükümet çalışması gerçekleşirse, genelkurmay başkanlığının silah altındakilerin bu çalışmadan faydalanmasını istemeyeceği belirtildi. Buna rağmen hükümetin erken terhislerle doğması beklenen 250 bin kişilik açığın da bedelli askerlik ile kapatılması yönünde görüş hakim. Böylece Erdoğan’ın halkoylaması mitinglerinde söz verdiği bedelli askerlik beklentisi içinde olanlara karşı da bu sözü yerine getirmesi imkanı da sağlanmış olacak. 2 ya da 3 celp halinde bedelli olarak askere alınacak yükümlüler, asker açığını da kapamış olacak. Bedelli askerlik bekleyenlerin sayısı da 200 bin civarında olduğu hesap ediliyor. Başbakan Erdoğan meclis resepsiyonunda, asker kanadından konuyla ilgili olarak brifing alacağını belirterek, “Brifingden sonra konuyla ilgili kararımızı vereceğiz. Daha konuyla ilgili çalışmaları bile görmüş değiliz, bilmiyoruz. Dolayısıyla herhangi birşeyi bilmeden karar vermek yanlış olur” ifadesini kullanmıştı.

Gençler çalışmadan memnun
Hükümetin şu anda 15 ay olan zorunlu askerliği 9 aya, 6 ay olan kısa dönem askerliği de 4 aya düşürecek bir formül üzerinde çalışması gençler arasında memnuniyet oluşturdu. Gençlik örgütü temsilcileri hükümetin üzerinde çalıştığı yeni sistemin kendilerini heyecanlandırdığını dile getirdi. Genç Gönüllüler Türkiye Koordinatörü Hasan Yavuz Uğurlu, ülkenin yetişmiş beyinlerini 12 ay silah altına almanın ciddi bir beyin erozyonu oluşturacağını belirtti. 12 ay sürecek tek tip askerliğin ülkeye maddi anlamda büyük zararlar vereceğini dile getiren Uğurlu, hükümetin üzerinde çalıştığı 4 ay kısa dönem, 9 ay normal askerlik sisteminin uygulanabilir olduğunu ifade etti.

Genç Dergi Yazı İşleri ekibinden Ali Düz de, hükümetin planladığı askerlik süresini son derece olumlu bulduklarını söyledi. 12 aylık tek tip askerliğin bir eşitsizlik kaynağı olacağını belirten Düz, “Üniversite okumayan biri ile dört yılını okulda harcayan ve maddi manevi kayıplar veren kişilerin aynı süre askerlik yapması açıkça bir eşitsizliğin ifadesi olacaktır. Hükümetin üzerinde çalıştığı bu yeni sistem Türkiye’deki askerlik gerçeğini daha işlevsel ve gerçekçi bir noktaya çekecektir. Askerliğin Türk gençliği üzerinde oluşturduğu baskı da bu vesileyle ortadan kalkacaktır ve Türk gençliği daha bir azim ve şevkle asker ocağına gidecektir. Son olarak askerliklerini yapan insanlar daha sağlıklı ve düzgün bir psikolojiyle vatani hizmetlerini yapacaklar diye düşünüyorum.” diye konuştu.

Categories: Genel Tags:

Kurban Bayramı Tatili 9 Gün

Çarşamba, 06 Eki 2010 yorum yok

Kurban Bayramı tatili, turları doldurdu. Tur satışlarına iki ay önceden başlayan turizmciler, bayramda 100 bin kişinin yurtdışına çıkmasını bekliyor. Daha çok Avrupa’ya ilgi gösteren tatilcilerin bir diğer gözdesi ise Uzakdoğu turları…

Kurban Bayramı tatili aslında 4 gün. Ancak 13 Kasım ve 14 Kasım Cumartesi ve Pazar’a denk geliyor. Pazartesi günü ise bayram arefesi. Onun ardından 16-17-18-19 Kasım da bayram tatili ve Cuma günü son buluyor. 20 ve 21 Kasım ise yine haftasonuna denk geliyor. Böylece bayram tatili 9 güne çıkıyor.

Dokuz günlük Kurban Bayramı, turizm sektörünün yüzünü güldürürken, tatilcilere de fırsat oldu. Bayrama yönelik tur satışlarına iki ay öncesinden başlayan turizm şirketleri turlarının büyük bir kısmını doldurdu. Turizmciler, taleplere yetişmek için ek uçak anlaşmaları yapıyor.

AVRUPA TURLARI ÇOK SATTI

Referans Gazetesi’nden Sevgi Sayar Başaran’ın haberine göre; Kurban bayramında 15 bin kişiyi yurtdışına götüreceklerini belirten Pronto Tur Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran, “Özellikle Avrupa turları çok sattı. Eylül ayı içinde tur satın alanlara kişi başı 50-100 avro arasında indirim yapıyorduk. Önceki günde indirimin son günüydü. Sadece bugün 1000 kişiye tur sattık” dedi. Baracuda Tur’un sahibi Cem Polatoğlu da, Kurban Bayramı tatili için daha bir ay olmasına rağmen turlarının çoğunun dolduğunu belirterek, “Yeni turlar açmak istiyoruz fakat uçaklarda yer bulma sorunu var. Tur şirketleri olarak yeni uçak anlaşmaları yapıyoruz. Bu da tabi daha önce aldığımızdan yüzde 20 daha pahalı oluyor. Bunu da fiyatlarımıza yansıtıyoruz” dedi.

BU YIL REKOR KIRILACAK

Bu yıl turizm sektörü açısından ‘kış dönemine denk gelen son uzun tatil’ olarak nitelendirilen Kurban Bayramı’nda rotayı yurtdışına kıran tatilcilerin gözdesi Avrupa, Çin, Vietnam, Kamboçya ve Güney Afrika turları. Bayram tatilinde 100 binden fazla kişinin yurtdışına çıkması bekleniyor.

Kurban Bayramı tatilinin turizm sektörü için son yılların en büyük rekorunu kırdırdığını belirten Pronto Tur’un Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran, “Önceki gün turlardaki indirimimizin son günüydü. Toplam 650 bin avroluk satış yaptık. Bu bizim için de bir rekor” diye konuştu.

Geçtiğimiz Kurban bayramında 6 bin kişiyi yurtdışına götürdüklerini belirten Onaran, bu yıl sayının 15 bine çıktığını söyledi. Onaran, tatil için talep gören yerler arasında önceliğin Avrupa’da olduğunu belirterek, şunları söyledi: “İlk sırada İtalya geliyor. İtalya’yı İspanya izliyor. Arkasından Mısır ve Balkan ülkeleri geliyor. Uzakdoğu ülkelerine de talep var. Fakat fiyat anlamında döviz ve dolar kurunun düşük olması nedeniyle Avrupa daha avantajlı geliyor.”

Kaynak : http://www.internethaber.com/memura-9-gunluk-bayram-mujdesi-299345h.htm#ixzz11acmIncj

Categories: Genel Tags:

Çeyrek Altın 105 Lira Oldu

Çarşamba, 06 Eki 2010 yorum yok

Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Odası Başkanı Hasan Çavuşculu, yaptığı açıklamada, altın fiyatlarındaki artışın sürdüğünü söyledi.

Son artışlarla birlikte 22 gram altın fiyatının 61 liraya ulaştığını anlatan Çavuşculu, esnafın yüksek fiyatlar nedeniyle bu aralar satış yerine daha çok alış yaptığını bildirdi.

Esnafın nakit sıkıntısının bulunmadığını belirten Çavuşculu, imkanı olan hem büyük hem de küçük tüm yatırımcılara altın almaları önerisinde bulundu.

31 grama denk gelen ons fiyatının, Ocak 15′te bin 137 dolar, Martta bin 106 dolar, geçen ay ise bin 269 olduğunu anımsatan Çavuşculu, şöyle konuştu:

‘Şu an altının ons fiyatı bin 300 doları geçti. Bu rakamların önümüzdeki aylarda bin 500 dolara ulaşmasını bekliyoruz. Yıllardır en iyi yatırım aracı olan altın, bu özelliğini artırarak koruyor. Eğer imkanınız varsa fırsatı kaçırmayın. Dövizdeki ani çıkış ve yükselişler, özellikle küçük yatırımcılar için güvenli değil. Buna karşılık altın, diğer yatırım araçlarına oranla, yatırımcılar için daha güvenli bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü döviz inişli çıkışlı bir seyir izliyor ve sosyal olaylardan fazlasıyla etkileniyor. Yani dünyanın herhangi bir yerindeki gelişme ekonomilerle birlikte dövizleri etkiliyor. Bunun zaman zaman yaşanan örnekleri haklılığımızı ortaya çıkarıyor. Altın, her zaman için dünyanın en güvenilir yatırım aracı oldu. Dünyada yaşanılan tüm sıkıntılı dönemlerde, bunun böyle olduğunu gördük.’

Gelişmekte olan ekonomilerinde altının en iyi yatırım aracı olduğunu keşfetmeye başladığını anlatan Çavuşculu, bu durumun da önümüzdeki süreçte ons fiyatının yükselmesinde etkili olacağını savundu.

ABD Merkez Bankası’nın 8 bin ton, Almanya’nın ise 3 bin ton civarında altın rezervi olduğunu anımsatan Çavuşculu, sürekli büyüyen Çin’in de önümüzdeki süreçte altına yönelebileceğinin altını çizdi. Çavuşculu, Çin’de beklenen bu tarz bir yönelişin de fiyatlardaki artışı tetikleyebileceğini söyledi.

ÇEYREK ALTIN 105 LİRAYA ULAŞTI

Çavuşculu, düğün, nişan gibi törenlerin vazgeçilmez takılarından olan çeyrek altının fiyatının da 105 liraya kadar ulaştığını söyledi.

Çeyrek altının geçen yıl aynı tarihlerde 60-70 lira civarında olduğunu belirten Çavuşculu,’Ancak onstaki yükselme en çok sattığımız çeyreğe de yansıdı, esnaf 104,5 – 105 liradan çeyrek altın satıyor’ dedi.

Çavuşculu, yükselişe rağmen ‘takı’ olması nedeniyle çeyrekteki satışlarında azalma yaşanmadığını belirtirken, alışların ise 100 lira 101 lira civarında olduğunu kaydetti.

BAYRAM ÖNCESİ HAREKETLİLİK BEKLENTİSİ

Ramazan nedeniyle özellikle durgun bir süreç yaşadıklarını belirten Çavuşculu, Kurban Bayramı öncesi ise düğünlerde bekledikleri artışın, satışlarına da yansımasını umduklarını söyledi.

Normal günlerde düğün, nişan, sünnet gibi etkinlikler için genelde çeyrek satışı yaptıklarını, düğünlerde ise işçilik yoğun ürünlerin satıldığını hatırlatan Çavuşculu, ‘Her yıl olduğu gibi kış ayları öncesi düğünlerde artış bekliyoruz. Kurban Bayramı tatili de düğünler için iyi bir zamanlama. Çoğu kişi yakınlarınında yanlarında olduğu bugünlerde düğününü yapmak istiyor. Esnaf doğal olarak bayram öncesi satışlarında bir hareketlilik bekliyor’ diye konuştu.

Kaynak : http://www.internethaber.com/ceyrek-altin-105-lira-oldu-299344h.htm#ixzz11acVF01M

Categories: Genel Tags:

Tek Tip Askerlikte Son Karar

Cuma, 01 Eki 2010 yorum yok

‘Tek tip’ askerlik uygulaması başlamadan bitti. Hükümet, günlerdir tartışılan “tek tip askerlik”le ilgili çalışmayı rafa kaldırmaya karar verdi.

Daha dün Savunma Bakanı Vecdi Gönül, tek tip konusundaki sorulara “Genelkurmay çalışmasını Başbakanlık’a verdi, bundan sonra inisiyatif Başbakanlık’ta, Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Dairesi’nde” yanıtını vermişti.

Ama bir kaç saat sonra bakan Gönül geri adım attı. Açıklamasını, “yanlış anlaşıldı” diyerek değiştirdi.

Genelkurmay Başkanı Koşaner’in, Başbakan Erdoğan ile görüşmesinde konunun gündeme gelmiş olabileceğini belirtti, “konu görüşülmüş olabilir ama bakanlığımızdan Başbakanlık’a gitmiş herhangi bir tasarı yok. Konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor” dedi.

Gönül’ün bu açıklamaları, aynı saatlerde devam eden AK Parti MYK toplantısına da yansıdı. MYK üyelerinden tek tip askerlik uygulamasına karşı çıkanlar oldu.

Gerekçe olarak, eğitim durumu farklı kişilerin aynı şartlarda askerlik yapmasının haksızlık olacağını savundular.

Ve sonuçta adaletsizliğe yol açabilir gerekçesi ile yapılan çalışmanın gündemden düşürülmesi kararı alındı.

Categories: Genel Tags:

Şeker Hastalığı Çocukları da Vurdu

Perşembe, 16 Eyl 2010 yorum yok

Eğer çocuğunuzda diyabet varsa ya da olduğuna dair şüpheleriniz oluşmaya başladıysa yazımızı okumanızda fayda var.

Profesör Dr. Atilla Büyükgebiz çocukta diyabete dair merak ettiğiniz her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyor.

Çocukluk çağı diyabeti vücutta insülin salgılayan pankreas bezindeki hücrelerin tahrip olması sonucu oluşur. Bu, tip1 diyabet veya insüline bağımlı diyabet olarak da adlandırılır. Çocukluk çağı diyabetinde, sebebi henüz tam olarak bilinemeyen ve ani olarak başlayan, insülin salgılayan hücre tahribatı sonucu kan şekeri yükselir.

Hastalarda çok su içme, çok idrara çıkma, çok yemek yeme, zayıflama gibi belirtiler olur. Hastaların % 15′i bu belirtilerin saptanamaması sonucu diyabet komasına girer. Şuur kaybıyla hastaneye kaldırılır. Herhangi bir zamanda alınan kan şekeri değerinin 200 miligram/dl (dekalitre) üzerinde olması ve idrarda şeker olması durumunda tip1 diyabet tanısı konur.

Görüldüğü Dönemler
Çocukluk çağı diyabeti 18 yaş öncesinde, yenidoğan dönemi de dahil herhangi bir yaşta görülebilir. En sık görülme yaşları okula başlama stresinin yaşandığı 6-7 ve en hızlı büyümenin gözlendiği 13-14 yaşları. Fiziksel veya ruhsal stresler, bazı virüs yollu bulaşan enfeksiyonlar, pankreas insülin salgılayan hücre tahribatını tetikleyebilir. Tip1 diyabet yenidoğan döneminde görülebildiği gibi, nadiren erişkinlerde de görülür.

Çocukluk çağı diyabetinin çok büyük kısmı genetik olmaz. Akrabalarda diyabet olmasıyla ilgisi yok. Ama son yıllarda çocuklarda da erişkin diyabetine benzer, şişmanlığın tetiklediği diyabet tanısında artış gözleneniyor.

Çeşitleri Ve Tedavisi
Çocukluk çağı diyabetine tip1 veya insüline bağımlı diyabet, erişkinde görülen diyabeteyse tip2 diyabet denir. Çocukluk çağı (tip1) diyabette vücutta insülin olmadığı için, mutlaka dışarıdan insülin verilmesi gerekir. Ancak tedavi yalnız insülin verilmesiyle sağlanamaz. Mutlaka kalori ayarlanması yani diyet tedavisi ve egzersiz yapılması gerekir.

Dolayısıyla çocukluk çağı diyabet ailenin katılımı ve diyabet eğitimini çok iyi öğrenmesi şartıyla doktor, diyetisyen, hemşire ve psikologdan oluşan bir ekip tarafından tedavi edilir. Tip2 yani erişkinde görülen diyabetteyse pankreastan insülin salgılanır ancak insülinin direnci görülür. Bu kimseler genelde kilolu olur. Önce diyet tedavisi ve ağızdan alınan anti diyabetiklerle tedaviye başlanır. Gerekirse insülin tedavisi verilir. Diyabetli bir çocuk dışarıdan insülin yapmak zorunda kalır. Ama bu yetmez. Ne kadar kalori tüketeceğini de bilmesi gerekir. Diyetisyenle, yaşına ve boyuna uygun kalori hesaplanır. Üç ana ve üç ara öğün şeklinde düzenlenir. Diyabetli çocuk belirli bir miktar kalori diyeti tüketip kan şekeri değerlerine göre insülin yapar.

Categories: Genel Tags:

Barbaros Hayrettin Paşa çizgi film oluyor

Cumartesi, 11 Eyl 2010 yorum yok

Osmanlı donanmasının ünlü Kaptan’ı Deryalarından Barbaros Hayrettin Paşa’nın hayatı, her biri 24 dakikalık 39 bölümden oluşan 3 boyutlu çizgi film dizisiyle anlatılacak.

Çizgi dizide Fatih, Yavuz ve Kanuni dönemlerinde Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya devletleriyle ilişkileri, tarihe geçen ünlü kaleler ve donanmalar da yer alıyor.

Çizgi dizi projesini hazırlayan Mavi Ağaç Film Prodüksiyon şirketi Ankara Şube Müdürü Mihriye Hakan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”Barbaros Projesi”nin Kültür ve Turizm Bakanlığınca da destekleme kapsamına alındığını söyledi.

Görsel hafıza teknikleri kullanılarak Türkçe ve İngilizce hazırlanan çizgi dizinin esas olarak Barbaros’un korsanlıktan Kaptan’ı Derya’lığa uzanan hayatını içerdiğini anlatan Hakan, ”Ayrıca üç büyük padişah döneminde Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya devletleri ve dönemin ünlü kral, kraliçe ve sultanlarıyla olan ilişkileri, tarihe geçen ünlü donanma ve kaleler de senaryoda yer alıyor” dedi.

Hakan, her biri 24 dakikalık çizgi film dizisinin 39 bölüm olarak projelendirildiğini ifade ederek, ”Bu yaklaşık 10 uzun metrajlı film demektir. Tamamı 29 ay sürecek projenin 3 sezon yayınlanması öngörülmüştür” diye konuştu.

”GENEL İZLEYİCİ KİTLESİNE HİTAP EDECEK”

Senaryo kaleme alınırken, ilköğretim çağı başta olmak üzere genel izleyici kitlesine ve dünya kamuoyuna hitap edecek şekilde hassasiyet gösterildiğini belirten Hakan, ”Osmanlı kültürünün güzellikleri, diğer dünya devletleriyle olan ekonomik, politik, sosyal ve askeri alanlarda yaşanan ilişkiler, dönemin imparator, kral ve sultanlarıyla olan ilişkiler, ülkeler arasındaki savaşlar, kaleler, donanmalar, tarihe mal olmuş kara ve özellikle deniz savaşları kan akıtma sahnelerinden uzak olacak şekilde ve tarihi gerçeklere uygun olarak senaryolaştırılmıştır” dedi.

Projenin çizgi film dışında, çocuklara yönelik oyun kartları, kutu ve PC oyunları ile web sitesini de içerdiğini bildiren Hakan, projeye Milli Eğitim ve Ulaştırma Bakanlıkları ile Denizcilik Müsteşarlığı ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı başta olmak üzere denizcilikle ilgili bütün kurum ve kuruluşların desteğini almak üzere çalışmaların devam ettiğini kaydetti.

Hakan, çizgi dizinin 2011 yılı sonbahar aylarında yayına girmesini beklediklerini sözlerine ekledi.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags:

Bu inançla şampiyon oluruz

Cuma, 10 Eyl 2010 yorum yok

Bu inançla şampiyon oluruz
Dünya Basketbol Şampiyonası çeyrek finalinde Slovenya’yı devirerek Türkiye’yi coşturan 12 Dev Adam’ın gözü artık altın madalyada. Milli Takım’ın iki yıldızı Ömer Aşık ile Kerem Gönlüm de Sırbistan ile yarın oynanacak yarı finalde kendilerinden emin. Finale çıkacaklarına inanan Devler, şimdiden ABD’yi gözüne kestirmiş durumda. Müthiş ikili, “İnşallah Türkiye asıl bayramı pazar gecesi yaşayacak.” diyor.

A Milli Basketbol Takımımız, ülkemizde düzenlenen 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda Slovenya’yı da saf dışı bırakarak yarı finale kaldı. Bayram sevincini ikiye katlayan basketbolcularımızdan Kerem Gönlüm ve Ömer Aşık, Sırbistan ile oynanacak yarı final öncesi kendilerine çok güveniyor. Devler, finalde de ABD’yi gözüne kestirmiş durumda.

Turnuvada döktüren Kerem ile Ömer’in çok önemli bir ortak noktası var; o da geçen sezonu ikisi de basketbol oynamadan geçirdi. Ömer Aşık, 2009 Aralık ayında Fenerbahçe Ülker forması altında Antalya Büyükşehir Belediyesi maçında sakatlanarak basketboldan uzak kalmış, Kerem Gönlüm de 14 Haziran 2009′daki Efes-FB Ülker play off final serisindeki dopinginin pozitif çıkması nedeniyle 1 yıl salonlardan uzaklaştırılmıştı. Milli Takım, Dünya Basketbol Şampiyonası’nda rakiplerini dize getirirken neredeyse 1 yıldır oynamayan bu ikilinin gösterdiği performans izleyenlerden büyük beğeni aldı. Bu yıl NBA’de Chicago Bulls formasını giyecek olan Ömer Aşık ile Efes’te yoluna devam eden Kerem Gönlüm Sırbistan’ı da yenerek finale çıkacaklarına yürekten inanıyor.

Bu saatten sonra rakip tanımayacaklarını dile getiren Kerem Gönlüm, müthiş bir takım haline geldiklerinin altını çiziyor. Kampın en başından beri hedeflerinin önce yarı final sonra final olduğunu ifade eden Gönlüm, “Dışarıdan kolay gibi görünebilir fakat hiç de kolay olmadı. Yendiğimiz Fransa takımı İspanya’yı mağlup etti. Biz maçlarda farkı açıp üzerine yatmıyoruz. Sonuna kadar mücadele ediyoruz. İşte başarımızın sırrı burada gizli. Yani takımda herkes kupayı istiyor.” dedi.

Milli Takım’ın pota altındaki vazgeçilmez yıldızı haline gelen Ömer Aşık ise Kerem Gönlüm’den çok şey öğrendiğini söyleyerek, “Kerem ağabeyden çok şey öğrendim. Geçen sene Polonya’da Kerem ağabey de olsaydı kesin madalya alırdık. Şimdi önümüzde Sırbistan var. Sırplar geçen sene Avrupa Şampiyonası’nda final oynadı. Bu sene daha da geliştiler. Biz geçen sene onları Polonya’da yenmiştik şimdi de yeneceğiz.” diye konuştu.

Yarı finalde Sırbistan’ı peşinden de finalde ABD’yi gözlerine kestirdiklerini ifade eden Kerem Gönlüm, altın madalya almalarının uzak ihtimal olmadığını söyledi. Bir senenin ardından parkelere müthiş dönüş yapmasında emeği geçenlere teşekkür eden Gönlüm, “Turnuvadan önceki hazırlık döneminde çok eleştirildik ama biz buna hazırlıklıydık. Tanjeviç bizimle sürekli konuşuyordu bu meseleyi. Turnuvayı bir merdivene benzetiyoruz ve tek tek emniyetli bir şekilde çıkıyoruz basamakları. Çeyrek finalde Slovenleri devirdik. Şimdi Sırbistan var, peşinden de ABD’yi finalde gözümüze kestirdik. Seyircimiz bizden desteğini ve dualarını eksik etmesin. İnşallah altın madalyaya ulaşacağız.” şeklinde konuştu.

Slovenya karşısında Efes’ten takım arkadaşı Nachbar’a yaptığı nefis blokla alkışları toplayan Kerem, bu konuya da esprili bir yaklaşımda bulunarak sözlerini tamamladı: “Yaptığım blok gerçekten müthişti. Nachbar’ı ilk gördüğümde söyleyecek çok şeyim olacak.”

ZAMAN

Categories: Genel Tags:

Bayram namazı nasıl kılınır?

Çarşamba, 08 Eyl 2010 yorum yok

Bayram namazının diğer namazlardan kılınış bakımından farkı, bu namazın her rekatında üçer fazla tekbir olmasıdır.

Bu fazla tekbirlere “zait tekbirler” denir. Bu ilave tekbirler vacip olup 1. rekatta kıraatten önce, 2. rekatta kıraatten sonra alınır.Tekbirle birlikte eller kaldırılır ve yanlara bırakılır. İlk rekatta iftitah tekbirinden sonra eller bağlanır ve Subhaneke okunur. Bundan sonra imamla birlikte zait tekbirlere geçilir.

İmamın tekbiri diğer tekbirlerde olduğu gibi sesli, cemaatin tekbirleri ise alçak sesle olur. Allahüekber denilerek eller kaldırılır ve yanlara salınır, üç kere ”Subhanallah” diyecek kadar beklendikten sonra yeniden tekbir alınır; aynı şekilde eller kaldırılır, yanlara bıkarılır ve biraz beklendikten sonra bu rekattaki zait tekbirlerin sonuncusu olan 3. tekbir alınır ve bu defa eller bağlanır.

Cemaat susar, imam gizlice euzu besmele çektikten sonra açıktan okumaya başlar. Fatiha’dan sonra bir zammı sure okur. Rüku ve secdeden sonra 2. rekata kalkılır. 2. rekatta imam, Fatiha ve arkasından bir sure okuduktan sonra 3 defa tekbir alınır ve eller yanlara salıverilir. 4. tekbir rükua geçiş tekbiri olup bu tekbirle rükuya gidilir ve namaz tamamlanır.

Categories: Genel Tags: