arşiv

‘Sağlık’ kategorisi için arşiv

Hastane Randevuları

Perşembe, 02 Haz 2011 yorum yok

Vatandaşlar, haziran ayından itibaren Türkiye’nin her yerinde 182′den aldıkları randevuyla belirlenen saatte direk hekimin odasına girecek.

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Adnan Çınal, Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) ile devlet hastanelerinde tek telefonla hastalara randevu vermeyi amaçladıklarını söyledi. Projenin detaylarını TRT Ankara Radyosu’na anlatan Çınal, bakanlığa bağlı 267 hastanede telefon, SMS ve internet yöntemleriyle randevu alınabildiğini vurguladı.

Merkezi Randevu ile bunları tek çatı altında toplayacaklarına işaret etti. Hastaların sıraya girmeden evinden istediği herhangi bir zaman için 182′den hastane ve hekim için randevu alacağını belirten Çınal, “Şu anda 9 ilde ve 93 hastanede uygulanıyor. Günlük 8 bin hasta bu şekilde randevu alarak tedavi oluyor. Hedefimiz Haziran 2011′de bu hizmeti Türkiye’ye yaygınlaştırmak. Tüm hastalarımız rahatlıkla hizmet alabilecekler.” diye konuştu.

Hasta, en yakın hastaneye yönlendiriliyor

2010 Şubat ayında Erzurum ve Kayseri’de başlayan uygulamanın 9 ile yaygınlaştığını söyleyen Müsteşar Yardımcısı, vatandaştan memnun edeci sonuçlar aldıklarını dile getirdi. Randevuyla canlı operatörlerin hastayı en yakın hastaneye en uygun hekime yönlendirdiğine işaret eden Çınal, “Boğazı ağrıyan varsa bunu KBB’ciye yönlendiriyor. Hangi saatte ve günde gidebileceğinizi soruyor. Hasta onaylarsa randevu alınmış oluyor.” dedi.

Erzurum, Kayseri, Yalova, Eskişehir, Bilecik, Çanakkale, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ’da uygulanan sistemin haziran ayında Ankara, İstanbul, İzmir dahil 81 ile yaygınlaşacağını dile getiren Çınal, sistemle ilgili büyük müjde verdi:

“Sistemi uyguladığımızda Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan randevuyla birlikte provizyon alacak. Hasta bu sistem uygulandığında hiç beklemeden doğrudan muayene olacağı doktora gidecek.

Mevcutta provizyon almak için 30 dakika önceden gitmesi gerekiyor. Sistem tamamlandığında direk hekimin karşısına çıkacak. Kuyruk olmayacak, hastanede bankoya gitmesi gerekmeyecek. Haziran ayında bu imkan sağlanmış olacak.”

444 3 833′ü arayın evde tedavi olun

Sağlık Bakanlığı’nın bu yıl içinde 100 bin hastaya genişleteceği evde sağlık hizmetleriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Çınal, şu ana kadar 11 binin üzerinde hastaya 445 birim ile evde bakıldığını söyledi.

Gezici birimler, taşrada köylerde bu hizmeti alması gerekenlere mobil vasıtalarla ulaşıp evde tedavi ettiklerini dile getiren Müsteşar Yardımcısı Çınal, “100 bin hasta grubunda yatağa bağımlı hastalar var. Kanser hastası gibi evinde bakılanlar. Kas hastaları, trafik kazası geçirmiş çok uzun dönem hastanede yatmış ve yatağa bağımlı hastalar. Kronik Akciğer hastaları. Bunlara sürekli oksijen veriliyor. Yeni doğanlara bu hizmetleri veriyoruz.” şeklinde konuştu.

Bu hizmetlerden faydalanmak isteyenleri, 444 3 833 numaralı telefonu aramaya çağıran Çınal, işleyiş hakkında şu bilgileri verdi:

“Hastayı yerinde değerlendiriyorlar. Felç hastası taburcu olacağı zaman bir hafta öncesinden evde sağlık hizmeti birimi değerlendiriyor. Havalı yatak ve cihazlar kuruluyor. Hastayı hastaneden ambulansla alıp ilaçları tedavileri raporları hazırlanıyor. Kim ne yapacaksa hepsi planlanıyor. Evdeki akrabasına da neler yapması konusunda eğitimler veriliyor.”

4 Ağız Diş Sağlığı Merkezi’nde evde diş hizmeti verdiğini açıklayan Çınal, evde tedavi almak isteyenlerin Sağlık Bakanlığı Bilgi İşlem Merkezi Alo 184′ü arayabileceklerini aktardı.

Konu ile ilgili Aramalar:

“Doktorun ağzında kulağımı gördüm”

Cuma, 20 May 2011 yorum yok

KONYA’nın Seydişehir İlçesi’nde tartışma sonucu burnunu kırdığı 40 yaşındaki aile hekimi Ahmet Özcan’ın, ısırması sonucu kulağının bir bölümü kopan eczacı kalfası 29 yaşındaki Kenan Aksakal, psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Aksakal, ”Kavga ederken yere düştük ve arbede halinde iken doktorun dişlerini gördüm ve beni ısıracağını anladım. Daha sonra doktorun ağzında kulağımı gördüm” dedi. Burnu kırılan doktor Özcan ise, ”Burnum kırılıp, kan boşaldıktan sonra kendimi kaybettim. Ne olduğunu hatırlamıyorum” diye konuştu
Seydişehir 2 Nolu Sağlık Ocağı’nda Aile Hekimi olarak görev yapan Dr. Ahmet Özcan, mobil hizmet kapsamında geçen salı günü Gökhüyük Köyü’ndeki tek odalı sağlık evine gitti. Dr. Özcan, iddiaya göre hastalarını muayane ettiği sırada, yine mobil hizmet kapsamındaki nöbetçi eczanenin kalfası Kenan Aksakal, hastaların reçetelerini almak için odayı girip beklemek istedi. Dr. Özcan, Aksakal’a dışarıda beklemesini söyledi. Bunun üzerine doktor ile eczacı kalfası arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Dr. Özcan, eczanenin sahibiyle telefonla görüştü. Ardından Kenan Aksakal sağlık evinden ayrıldı.

’KULAK DİKİLEMEDİ’

Gökhüyük Köyü’ndeki hastalarını muayane eden Dr. Ahmet Özcan, otomobiliyle Madeni Köyü’ne geçtiği sırada Kenan Aksakal, önünü kesti. Bunun üzerine Aksakal ve Özcan otomobillerinden indi. İddiaya göre Aksakal, Özcan’a kafa atarak burnunu kırdı. Dr. Özcan da, Aksakal’ın sağ kulağını ısırdı. Kulağının bir bölümü kopan Aksakal, ambulansla Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.

Kulağının kopan bölümü aşırı derecede zedelendiği için dikilemeyen ve tedavisi süren Aksakal, yaşadığı olaylar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Aksakal, “Ben doktora kafa atmadım. Konuşmak için yanına gittim. O, ’Sana gıcık oluyorum’ diyerek beni ittirdi. Kavga ederken yere düştük ve arbede halinde iken doktorun dişlerini gördüm ve beni ısıracağını anladım. Daha sonra doktorun ağzında kulağımı gördüm. Bu olay karşısında psikolojim bozuldu. Ayrıca oğlum yanıma geldiğinde, ’Baba senin kulağını ne zaman tamir ettireceğiz?’ diye soruyor. Onun bu sorusu karşısında çok üzülüyorum” diye konuştu.

’BURNUMDAN KAN BOŞALINCA KENDİMİ KAYBETTİM’

Burnu kırıldığı için 10 günlük iş göremez raporu aldığını belirten Dr. Ahmet Özcan da şunları anlattı:

”Hastaları muayene ettiğim için Kenan Aksakal’a dışarıda beklemesini söyledim. Çünkü diğer eczanelerin görevlileri de dışarı bekleyip, reçete işlemlerini yapıyorlar. İtiraz etti. Tartıştık. Sonra sağlık evinden ayrıldı. Diğer köye giderken önümü kesti. Bana kafa atıp burnumu kırdı. Burnumdan kan boşalınca kendimi kaybettim. Ne olduğunu hatırlamıyorum.”

Her iki tarafın da jandarmaya birbirlerinden şikayetçi olduğuna dair müracaatta bulunduğu belirtildi.

Konu ile ilgili Aramalar:

Ellerde 4.742 farklı bakteri var

Perşembe, 19 May 2011 yorum yok

ABD’deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ve aynı üniversiteden Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer’in kaleme aldıkları bilimsel makaleye göre araştırmalarda, ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu da anlaşıldı.

Yazı, “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı bilimsel yayının on-line sayısında (http://www.pnas.org) bugün yayımlandı. Araştırma, ABD’deki “Ulusal Sağlık Enstitüsü” ve “Ulusal Bilim Vakfı” tarafından desteklendi.

Yazıya göre araştırmanın şefi olan Fierer, “Araştırmamızın sonucunda belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık” dedi.

Araştırmacılar, kadınların ellerindeki bakteri türünün daha zengin olmasının nedenini bilemediklerini, bunun, erkeklerin derisinin daha “asitik” olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini belirttiler. Araştırmacılar bir başka nedenin, kadınlarla erkekler arasında, ter ve yağ bezlerinin çalışma farklılıkları olabileceğini de ifade ettiler.

Knight’ın açıklamasına göre kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı, erkeklere göre daha az.
Ellerde 4.742 farklı bakteri

Araştırmacılar çalışmaları sırasında 51 üniversite öğrencisinden (toplam 102 el)örnekler aldı. Örnekler, DNA bakterilerini belirleyen yeni ve çok detaylı bir sistem kullanılarak incelendi.

Bu 102 elde toplam 4.742 bakteri türü belirlendi. Bu türlerden yalnızca 5′inin bütün ellerde bulunduğu anlaşıldı. Her insanın elinde genellikle diğerlerinden farklı bakteriler yaşadığı gibi, bir insanın iki elinde yaşayan bakteriler de genellikle birbirinden farklı. Bir insanın iki elindeki bakteri türlerinin ortalama yüzde 17′si birbirinin aynı.

Araştırmaya göre ortalama bir elde 150 bakteri türü yaşıyor. Ancak bakterilerin türünü belirlemek yaklaşık olarak mümkün olmasına karşın, elde toplam kaç adet bakteri bulunduğunu saymak mümkün olmuyor.

Araştırmacılar, aynı çalışmayı çeşitli ülkelerde tekrar ederek sonuçların karşılaştırılmasının önemli olacağını vurguluyorlar.
Kabullenmek gerek

Araştırmadan anlaşıldığı kadarıyla, bakterilerle yaşamayı kanıksamak gerekiyor. Çünkü el yıkama, bunları ortadan kaldırmıyor. Knight’a göre düzenli el yıkama önemli ancak el yıkama, bakteriyi ortadan kaldırmıyor. Knight, makalede, “bakteri kolonileri, el yıkamanın hemen ardından hızla yeniden ürüyor. Veya el yıkama, deri yüzeyinde bulunan bakterilerin büyük bölümünü gideremiyor” dedi.

Konu ile ilgili Aramalar:

Orgasm Ölüm Riskini Azaltıyor

Çarşamba, 18 May 2011 yorum yok

Erkeklerde seks sonrası yaşanan orgazm hayati öneme sahip. İşte erkeklerde orgazmın faydaları:

Orgazm sağlığı olumlu etkileyen bir aktivitedir. Yani orgazm sağlığa yararlıdır. Yapılan tıbbi araştırmalarda daha sık ve düzenli orgazm olan erkeklerin, daha seyrek ve düzensiz orgazm olan erkeklere oranla ölüm riskinin daha az olduğu görüldü ve uyarılma ve orgazm sırasında salgılanan hormonların, kanser ve kalp hastalıklarına karşı vücudu koruduğu tespit edildi.

Aynı zamanda orgazm sırasında salgılanan oksitosin ve endorphin rahatlatıcı bir etki yapıyor. Seksin baş ağrısını geçirme özelliği de tamamen bu salgılardan kaynaklanıyor. Ayrıca düzenli orgazm olan erkeklerin prostat kanserine yakalanma riski de daha az.

Sonuç olarak, orgazmın sağlığa yararlı mı zararlı mı olduğu sorusuna cevap olarak, düzenli orgazm olmanın, sağlığa birçok fayda sağladığı ve özellikle kalp sağlığı için orgazmın birebir olduğu kaçınılmaz bir gerçek.

Bugün

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel, Sağlık Tags: ,

Mısır’da Domuz Gribinden 2 Kişi Öldü

Cuma, 17 Ara 2010 yorum yok

Domuz Gribinin Neden Olduğu Enfeksiyondan, Mısır’da 2 Kişinin Hayatını Kaybettiği Bildirildi.

Halk arasında, Domuz Gribi olarak bilinen (A) H1N1 virüsünün neden olduğu enfeksiyondan, Mısır’da 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Mısır’ın resmi Nil televizyonunun haberine göre, Hurgada kentinde polis Tümgenerali Mustafa Şefik ile Mansura kentinde ismi açıklanmayan 70 yaşındaki bir çiftçi, Domuz Gribinden dolayı yaşamını yitirdi.

Özel On televizyonu ise Sağlık Bakanlığı kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, ülke genelinde, son 10 gün içinde 137 kişide Domuz Gribine rastlandığını ve bu kişilerin tedavilerine başlandığını belirtti.

Haberde, Domuz Gribi vakalarının daha çok Nil deltasındaki bölgelerde görüldüğü, söz konusu ölümlerin 2010 yılı içinde ilk olduğu bilgisine yer verildi.

Mısır Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Mısır’da 2009 yılında 134 kişi Domuz Gribi virüsünden dolayı hayatını kaybetmişti.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Sağlık Tags: , ,

Grip Aşısı Ne zaman Yapılmalı

Perşembe, 02 Eyl 2010 yorum yok

Adana Eczacı Odası Başkanı Burhanettin Bulut, Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) her yıl bir önceki yılda en çok karşılaşılan virüsleri inceleyerek grip aşılarının içeriğini yenilediğini söyledi.

Bu yıl da geçen yıl en sık rastlanan virüsler göz önünde bulundurularak aşının yenilendiğini ifade eden Bulut, bu sezonun grip aşılarının, eczanelerde satışa sunulmaya başlandığını bildirdi.

an id=”byLine”>Grip aşısının yapıldıktan sonra hemen etkisini göstermediğini ifade eden Bulut, şöyle konuştu:

”Gribin havaların soğuduğu dönemlerde daha sık rastlandığını göz önüne alırsak, aşı yaptırmak için şu an uygun dönem içerisindeyiz. Havalar soğuyup, grip etkisini göstermeye başlamadan aşı yaptırılmalı.”

Bulut, iki farklı firma tarafından piyasaya sunulan grip aşısının 11 lira 84 kuruşa satıldığını bildirildi.

KRONİK HASTALAR İHMAL ETMEMELİ

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Aksu da, havaların soğuduğu aylarda kapalı yerlerde daha fazla zaman geçirildiğini belirterek, buna bağlı olarak solunum yoluyla bulaşan grip ve nezle gibi enfeksiyon hastalıklarında artış yaşandığını kaydetti.

Gripten korunmak için bu hastalığa yakalanmadan önce tedbir alınması gerektiğini anlatan Aksu, hastalığın henüz yayılmaya başlamadığını, bu nedenle 2-4 hafta içerisinde etkisini gösteren grip aşısını yaptırmak için en uygun dönemde olunduğunu söyledi.

Akciğer, kalp, böbrek, karaciğer, şeker ve kanser gibi kronik hastalığı bulunanların risk grubu içinde yer aldığının altını çizen Aksu, özellikle bu gruba girenlerin aşı yaptırmaları gerektiğini kaydetti.

YÜZDE YÜZ KORUMAZ AMA EN ETKİLİ YÖNTEM
Kronik hastaların yanı sıra öğrenci, öğretmen, sağlık personeli gibi kalabalık ortamlarda çalışanların da gribe yakalanma ihtimali yüksek kişiler arasında bulunduğunu ifade eden Aksu, alınacak tedbirleri şöyle anlattı:

”Gribe karşı aşı yaptırmak etkili bir yöntemdir ancak tek başına yüzde 100 etkili olmaz. Bunun yanında eller sürekli olarak yıkanmalı. Kış aylarında kalabalık ortamlardan mümkün olduğu kadar kaçınılmalı. Gripten korunmak için selamlaşmalarda öpüşmekten vazgeçilmeli. Eğer bulunulan ortamda gripli bir kişi varsa, aynı eşyaları kullanmamaya özen gösterilmeli.”

Categories: Sağlık Tags:

Akupunkturla sigara nasıl bırakılabilir?

Perşembe, 02 Eyl 2010 yorum yok

Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.

İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.
Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.

Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.

Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?

Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.

Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?

%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.

Categories: Sağlık Tags:

Uzun Yaşamalarının Sırrı Ne?

Çarşamba, 01 Eyl 2010 yorum yok

Uzun Yaşamalarının Sırrı Ne?
Normal bir fareden çok daha uzun yaşayan kör sıçanlar, uzun yaşamın sırlarını arayan bilimadamlarının araştırma konusu…

Bir tür tüysüz ve buruşuk fare bugünlerde bilimadamlarının gözdesi…

İngiliz bilimadamları, bu minik kemirgeni, oksitosin hormonu diğer adıyla aşk molekülüne ait sırları aydınlatacak bir anahtar olarak görüyor.

Diğer Memelilere Göre Kansere Yakalanma Riskleri Düşük
Araştırmalar, bu kör sıçanların diğer memelilere kıyasla kansere yakalanma riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor.

Ancak bugünlerde asıl merak konusu insanı andıran gelişmiş sosyalleşme dürtüleri.

Koloniler halinde yaşayan bu kör sıçanların bir de kraliçeleri var. Diğerleri, kraliçenin direktiflerine uyarak ya bebeklere bakmak ya da koloniyi korumakla görevli.

Oksitosin hormonunun kör sıçanların bu muazzam düzenini kurmakta anahtar rol oynadığına inanılıyor.

Otizm Gibi Nörolojik Hastalıkların Tedavisine Işık Tutabilir
Dahası, oksitosin üzerinde yapılacak araştırmaların da, otizim gibi nörolojik hastalıkların tedavisi konusunda ışık tutması umuluyor.

Anayurtları Kenya ve Etiyopya olan bu kemirgenler, uzun yaşamın genetik sırlarını araştıran bilimadamlarının da ilgi alanına giriyor.

Çünkü bir farenin ortalama ömrü 2 yıl iken, bu kemirgenler 30 yıla kadar yaşayabiliyor…

Categories: Sağlık Tags:

Neler mide kanseri yapıyor?

Çarşamba, 01 Eyl 2010 yorum yok

Uzmanlar çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlıkları ile sigara- alkol tüketiminin mide kanserine yol açtığını söyledi…

Mide kanseri, karnın sol üst bölgesinde bulunan midenin herhangi bir bölgesine yerleşebilen, genellikle lenf bezleri karaciğer ve akciğere yayılabilen; tüm kanserler içinde en sık görülenler arasında 4. ancak kanserden ölümlerde 2. sırada yer alan bir kanser türüdür. Çeşitli sebeplerden dolayı midenin mukoza zarından tümörler gelişir; bu tümörlerden kötü huylu olanları, kansere neden olmaktadır. Ülkemizde de en sık görülen kanser türleri arasında bulunan mide kanserinden dünyada her yıl yaklaşık 800 bin kişi ölmektedir. mide kanseri Erkeklerde bayanlara kıyasla 3 kat daha fazla görülmektedir. ABD’de mide kanserine ait oranlara bakıldığında yıllık yeni vaka sayısı yaklaşık 25 bin dolayındadır.

Etli gıdalara isteksizlik önemli bir mide kanseri belirtisidir
Erken dönemde olan mide kanserleri çoğu kez başlangıçta belirsiz ve özellikli bir bulgusu yoktur; yani belirti vermeyebilirler. Başlangıçta hazımsızlık ve şişkinlik; özellikle etli gıdalara karşı isteksizlik önemli belirtiler gösterebilmektedirler. Daha geç dönemlerde ise; karın ağrısı, bulantı, kusma, gıda alımından sonra şişkinlik, kilo kaybı görülmektedir. Daha önce herhangi bir şikayeti olmayan 40 yaş üzerinde bir kişide hazımsızlık ve kilo kaybı gibi durumlar bu hastalık açısından değerlendirmeyi gerektiren belirtilerdendir.

Mide Kanseri İçin Risk Faktörleri
Sindirim sistemi organlarından midenin herhangi bir parçasından gelişebilen bir kanser türü olan mide kanserinin oluşumunu tetikleyen birçok neden bulunmaktadır. Mide kanserine neden olabilecek durumları şu şekilde sıralayabiliriz:
• Beslenme tarzı: Beslenme alışkanlığının önemli rol oynadığı mide kanserinde özellikle mangalda pişmiş et ve benzeri gıdalar, aşırı tuzlanmış ve salamura yapılmış sebzeler, mide kanserinin oluşumunda etkin olduğu kabul edilmektedir. Mide kanserinden korunmak amacıyla Akdeniz menüsü tarzında beslenme koruyucu sayılabilecek önlemlerden biridir. Taze ve doğal olan sebze ve meyveler yine mide kanserine karşı koruyucu özelliğe sahiptir.
• Enfeksiyonlar: H.plori, mide kanserine neden olan önemli bir faktör olarak kabul edilmektedir. Tüm mide kanserli olguların %65-85’inde H.plori enfeksiyonu mevcuttur. Diğer taraftan bakıldığında da tüm H.plori enfeksiyonlu olguların %2’sinde mide kanseri vakasına rastlanmaktadır.
• Sigara ve alkol: Sigara, önemli aynı zamanda da önlenebilir bir mide kanseri nedenidir. Sigaranın mide kanserine olan tetikleyici özelliğine bir de alkol ile birlikte tüketiminin eklenmesi mide kanseri olma oranını çok daha fazla artırmaktadır. Bunun için sigara ve alkolden uzak durulması önerilmektedir.
• Genetik: Birçok hastalık gibi mide kanserinde de genetik faktörlerin etkili olabileceği bilinmektedir. Tüm mide kanserli olguların yaklaşık %10’unda genetik faktörler ön planda bulunmaktadır.

Hastalığı erken evrede yakalamak tedavi için önemli bir adım
Mide kanseri tanısında en önemli araç endoskopidir. Risk grubundaki olgulara mutlaka endoskopi uygulaması yapılmalıdır. Endoskopi uygulamasında, ucunda kamera olan bir boru ile mideye girilmesi sağlanır ve gözlemlenen ur oluşumuna biyopsi uygulanmaktadır. Kesin tanı konması için biyopsi kaçınılmazdır. Endoskopinin uygun kullanımı ile hastalığı erken evrede yakalamak mümkün olabilmektedir. Özellikle Japonya da endoskopinin etkin kullanımı; erken tanıyı ve buna bağlı olarak bu hastalıktan kurtularak uzun yaşam sonuçlarını da beraberinde getirmiştir. Bunun dışında kontrastlı grafiler ve bilgisayarlı tomografi mide kanseri tanısını sağlayan diğer önemli araçlardandır. Mide kanseri tanısının ardından uygulanacak olan tedavi multi disipliner yaklaşımı gerektirmektedir; yani ekip çalışması ile başarı sağlanabilmektedir. Cerrahi olarak tümörün uygun bir şekilde çıkarılması hastalığın en önemli ve en belirleyici tedavi şekli olmaktadır. Hastalığın evresine göre kemo-radyoterarpi tedavisi uygulanması önemli bir etkinliğe sahiptir. Eğer lenf bezlerine sıçrama olmuşsa mutlaka kemoterapi yapılmalıdır.

Categories: Sağlık Tags:

Doğru nefes ömrü uzatıyor

Salı, 31 Ağu 2010 yorum yok

Gaziosmanpaşa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Denyan Mansuroğlu, çarpıcı bir gerçeğe işaret etti ve doğru nefes almanın insan ömrünü uzattığını söyledi.

“Kulüp Kalbim” üyeleriyle Acarlar Longozu’na gerçekleşecek “Oksijen Terapisi Gezisi”nde hastalar ve yakınlarına bilgi veren Mansuroğlu,” nefes burundan 4 saniye alınmalı, 6 saniyede verilmeli” dedi.

Gaziosmanpaşa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Sorumlusu Doç Dr. Denyan Mansuroğlu, “Kulüp Kalbim” üyeleri ile Karasu Acarlar Longozu’na yaptıkları gezide çarpıcı gerçeklere işaret etti. Mansuroğlu, oksijenin insan yaşamı için önemine dikkat çekerken, doğru nefes alma ile insan ömrünün uzayacağını söyledi.

Doç. Dr. Denyan Mansuroğlu; “Oksijen Terapisi Gezisi”ne katılan, aralarında by-pass ameliyatı olanlar ve yakınlarının bulunduğu katılımcılara yaptığı açıklamada oksijenin yaşam için önemine işaret etti. İnsan vücudunun 6 litre oksijen kapasitesi bulunduğunu, ancak özellikle ülkemizde bilgi ve eğitim eksikliği nedeniyle bunun sadece 4 litresinin kullanıldığını, bu nedenle yaşam süremizin kısaldığını vurguladı.

Vücuttaki tüm mekanizmaların oksijene ihtiyacı olduğunu belirten Mansuroğlu şunları söyledi; “Diyaframın genişlemesini sağlayarak, oksijeni vücuda tamamen yaymamız gerekiyor. Bunun için yapılması gereken iş çok basit. 4 saniye burundan nefes alınacak, 6 saniyede bırakılacak. Böylece vücut oksijeni tam kapasite olarak bütün organlara yayacak.”

“Kulüp Kalbimin yaptığı gezilerin amacı hem temiz oksijenin olduğu yere gitmek, hem de solunumu doğru bir şekilde kullanmanın yöntemini hastalarımıza aşılamak” diyen Mansuroğlu birlikte bir saat doğa yürüyüşü yaptıkları hastalarına şöyle konuştu; “Doğru solunumla sinir sistemi gevşer, kalp ve damarlar rahatlar, buna paralel olarak insan ömrü uzar. Yapılması gereken yavaş ve ekonomik bir solunum ile temiz oksijeni almak. Bunun için doğa yürüyüşlerini fırsat buldukça yapmak gerekiyor.”

Karasu Acarlar Longozu’na yapılan geziye katılan Kardiyoloji Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Nuri Kurtoğlu ise “Ameliyat ettiğimiz hastalarımızla ‘Kulüp Kalbim’ üyelerine bu tür etkinliklerde daha fazla zaman ayırma fırsatımız oluyor. Doktor-Hasta ilişkisini bir kenara bırakıp, onların sağlıklı bir şekilde yaşama devam etmelerinin önünde hiçbir engel olmadığını gösteriyoruz. Verdiğimiz tıbbi desteği, mental olarak tamamlıyoruz” dedi.

Günübirlik gerçekleşen geziye Kardiyoloji Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Nuri Kurtoğlu ile Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Denyan Mansuroğlu, bölüm doktorları, hemşireler, sağlık personeli, kalp hastalığı tedavisi gören hastalar ve yakınları katıldı.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Sağlık Tags: