arşiv

‘Sağlık’ kategorisi için arşiv

Yaşlanmaya Karşı Peynir

Pazartesi, 17 May 2010 yorum yok

Finlandiyalı uzmanların yaptığı araştırma, günde bir parça peynir tüketmenin yaşlanmaya bağlı olarak sinir sisteminde oluşan hastalıkların tedavisinde etkili olduğunu tespit etti.

Uzmanlar şöyle dedi: İyi bakteriler bakımından yoğun olan eski peynirler (örneğin eski kaşar) probiyotik açıdan daha zengin.

Bu peynirlerin içindeki bakteriler yaşlanmayı geciktirici özelliğe de sahip. Özellikle yaşlılar her gün mutlaka eski peynir tüketmeli.

Categories: Sağlık Tags:

Beynimizi Dinç Tutmanın Yolları

Cumartesi, 15 May 2010 yorum yok

Güçlü bir hafızaya sahip olabilmenin, unutkanlığı ortadan kaldırmanın ve ileriki yaşlarda beyin sağlığını koruyabilmenin de yolu beslenmeden geçiyor. Yapılan çalışmalar “kolin” adlı maddenin hafıza üzerinde önemli rol oynadığını, eksikliğinde unutkanlığın ortaya çıktığını gösteriyor, kolin açısından zengin yeşil yapraklı sebze ağırlıklı beslenme unutkanlığın önüne geçilmesinde yardımcı oluyor. Bununla birlikte hafızayı güçlendirmek için vitamin B kompleks, lesitin ve kromdan zengin beslenmek gerekmektedir.

Hafızayı koruyan ViTAMiNLER

En çok kullanılan hafıza güçlendiriciler; kolin, lesitin ve fosfatidilkolindir. Öğrenme ve hafıza üzerinde önemli rol oynar. Eksikliğinde unutkanlık, bunama ve felç görülebilir.

Ginkgo Biloba

Ginkgo Biloba’nın beyine giden kan dolaşımını arttırarak beyin hücrelerine glukoz ve oksijen iletimini desteklediği ortaya konulmuştur.

B12 vitamini

B12 vitamini asetilkolin sentezini artırarak hafızayı güçlendirir. B12 eksikliğinde kansızlık, unutkanlık, kas güçsüzlüğü, halsizlik ve uyuşmalar görülür. Vücutta hücrelere oksijen taşınması için gerekli olan demirin eksikliği unutkanlığa neden olmaktadır.

Omega-3

Hafızayı güçlendiren Omega-3 yağ asitleri daha çok balıkta bulunur. Güçlü bir hafıza ve unutkanlığın önüne geçmek için bol bol balık tüketmek alzheimer riskinin azaltılmasında faydalı olacaktır.

AiLELER ÇOCUĞUN BESiN GEREKSiNiMLERi HAKKINDA YETERi KADAR BiLGiLi DEĞiL

Yapılan araştırmalar birçok ailenin, çocukların alması gereken günlük besin gereksinimleri hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını bir kısmının da hatalı bilgiye sahip olduğunu gösteriyor. Bunun aksine elbette konuya dair bilinçli ailelerde var. Ama ne yazık ki bu oran çok parlak değil. Başlıca iki konunun altını çizelim; çocuklara fazla miktarda yedirmek yerine besin değeri yüksek ve yeterli ölçüde yedirmeye gayret edin. Diğer yandan lise çağındaki genç çocuklarınız varsa beslenme alışkanlıklarını mutlaka kontrol edin. Küçük bir örnek; ergenlik döneminde kız çocuklarının yetersiz protein tüketimi sonunda adet düzensizlikleri, kansızlık ve ileri yaşlarda ciddi kadın hastalıkları sorunları görülebilmekte olduğunu unutmayın.

Kansızlığın giderilmesi için B2

B1 ve B2 vitaminleri: Gelişimin sağlanması saflı bezlerinin işleyişlerini düzenli olarak yerine getirilmesi, vücudun enerji ihtiyacının karşılanması için gereklidir. Kansızlığın giderilmesinde özellikle B2 vitamini önemli rol oynar. B6 dokuların iyileştirilmesini sağlar, yine kansızlığa karşı iyidir.

Niasin -B3 vitamini: Vücudun enerji ihtiyacını karşılar. Karaciğerin sağlıklı çalışmasında önemlidir. Sağlıklı deri sağlar. Eksikliğinde çabuk yorulma, konsantrasyon kaybı gibi durumlar görünür.

D vitamini: Eksikliğinde çocuklarda raşitizm görülür. Kemiklerin gelişmesinde kalsiyum ve fosfor kadar gerekli olan bir vitamindir. Balık yağında, süt ve süt ürünlerinde bulunur. Günde 400 ünite kadar yeterlidir. Fazla miktarda D vitamini almak da doğru değildir.

A vitamini: Çocukların büyümesinde faydalıdır. Güçlü bağışıklık sistemi için gereklidir. Ispanak, karnabahar, portakal, greyfurtta bulunur. C vitamini: Büyümeye ve gelişmeye yardımcıdır. Kemiklerin ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Enfeksiyonlara karşı koruyucudur.

Ailelerin dikkatine

OKULDAKi BAŞARI=GÜÇLÜ HAFIZA

Derslerde kavrama ve algıyı arttıran sınavlarda güçlü hafızayı sağlayacak olan yine besinlerdir. Havuç, balık, kırmızı et, pekmez, bal, süt, fındık, badem, avokado, kabak, yoğurt, limon bunlardan bir kaçı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de çocuk obezitesi kapsama alanını giderek arttırmış durumdadır. Bu nedenle ailelerin konuya ilişkin erken dönemde tedbir alması gereklidir.

ÖNCE DOKTORA GÖTÜRÜN

Şişman veya şişmanlık sınırları içinde bir çocuğunuz varsa önce öncelikli olarak yapılması gereken normal gelişimi sağlamak olmalıdır. Çocuğun kilo kontrolü elde tutulmalı varsa kilo fazlasından kurtulması gerekir. Çocuklar ve gençler gelişim çağında olduğu için ailelerin kendilerince diyet uygulaması sakıncalıdır. Mutlaka hekime başvurulmalı ve konuyla ilgili destek yardım alınmalıdır.

Dr. İsmail AĞAR

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Sağlık Tags:

Kolesterole karşı bunları yiyin

Çarşamba, 12 May 2010 yorum yok

Archives of Internal Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, içeriğinde bitkisel protein, mineraller, çinko, kalsiyum, vitamin, antioksidan ve magnezyum bulunan bu kabuklu 3 kuru yemiş insan sağlığı için son derece faydalı.
Araştırma fındık, ceviz ve badem gibi kuru yemişlerin vücutta yağ alımını artırdığını, ancak bu yağların diğer yağlardan farklı olduğundan kolesterol içermediğini ve kolesterolün düşmesine de katkı sağladığını ifade ediyor.

Araştırma, 7 ülkede, deneye tabi tutulan ve kolesterol düşürücü statin grubundan ilaç almayan 583 kişi, ortalama 67 gram badem, ceviz gibi kabuklu yemiş tüketti.
Sonuçta, bu kişilerin kanındaki LDL veya “kötü kolesterol” ortalama yüzde 7,4 azalırken, HDL veya “iyi kolesterolün” yüzde 8,3 artığı tespit edildi.

Categories: Sağlık Tags:

Diş ve Ağız Sağlığında Yapılan 30 Hata

Salı, 11 May 2010 yorum yok

Ağız ve diş sağlığı konusunda farkında olmadan yaptığımız hatalar, kimi zaman telafisi çok güç sonuçlar doğurabiliyor. Buna rağmen, toplumumuzda her konuda olduğu gibi diş bakımı konusunda da kulaktan dolma bilgilerle hareket etmek oldukça yaygın.

Beyazlatmak isterken başvurulan yanlış yöntemler nedeniyle sağlıklı dişler kaybedilebildiği gibi, söz gelimi “ağız kokusu herkeste olur” tarzında yanlış bir bilgi yüzünden tedavi edilebilecek bu sorundan kurtulmak akla bile getirilmez. Oysa ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilen bir ağız problemidir ve kişinin sosyal yaşam kalitesini düşüren bir etkendir.

Çocuklarda süt dişinin erken çekimi, yeni sürecek olan daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olacağı için, bu dişlere dolgu yapılması gerekirken, diş bakımı konusunda yeterli bir bilince sahip olmayan ebeveynler, nasıl olsa yeni diş gelecek diye çocuklarına dolgu yaptırmaya yanaşmazlar. Bu saydıklarımız, ağız ve diş bakımı konusunda yapılan onca yanlıştan sadece birkaçı.

Diş Hekimi Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, ağız ve diş bakımında doğru bildiğimiz yanlışlar ya da yanlış bildiğimiz doğruları şöyle sıraladı:

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINDA YAPTIĞIMIZ 30 HATA
1- Sert diş fırçası daha iyi temizler. (YANLIŞ)

Dişleri iyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaların kullanılması uygundur. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir.

2- Bastırarak fırçalamak daha iyi temizler. (YANLIŞ)

Bastırarak fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, “fırça çürüğü” dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.

3- Beyazlatıcılı diş macunları dişlere zarar verir, zamanla aşındırmalara sebep olur. (DOĞRU)

Diş beyazlaştırıcı olarak piyasada satılan macunlar aslında dişleri beyazlatmaz. Ayrıca antitartar veya sigara içenlere yönelik üretilen diş macunlarında da yoğun miktarda aşındırıcı maddeler olduğu için uzun süreli kullanımda diş minesine kalıcı zararlar verebiliyor.

4- Karbonat ve tuzla fırçalamak dişleri beyazlatmaz. (DOĞRU)

Karbonat ve tuz, iri granüllü maddeler olduğu için dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda dişler parlaklığını kaybeder ve yiyip içtiğimiz besinlerle, dişler daha kısa zamanda doğal rengini kaybeder.

5- Diş macununu fazla kullanmak dişleri çizer. (YANLIŞ)

Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalı. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise “mercimek tanesi” büyüklüğünde olmalı.

6- Dişler, macun ve fırça ıslatılarak fırçalanmalı. (YANLIŞ)

Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için de yeterli sıvı ağızda mevcuttur.

7- Dişler kahvaltıdan önce fırçalanır. (YANLIŞ)

Dişler günde en az iki kez, kahvaltı ettikten sonra ve yatmadan önce fırçalanmalı. Dişler fırçalandıktan sonra, dilin üst yüzeyi de yumuşakça dili tahriş etmeden fırçalanmalı.

8- Estetik diş doğuştan olur, çarpık dişten kurtuluş yok. (YANLIŞ)

Dişte şekil bozukluğunu düzeltme, dişler ağızda mevcut olduğu sürece her yaşta uygulanabilir. Ortodontik tedavi ya da porselen kaplama (lamina) sayesinde; dişler mevcutsa, her yaşta düzeltme yapılarak, güzel görünen dişlere sahip olunabilir.

9- İmplant çene kemiğine en uygun şekilde seçilir ve uzman hekim yaparsa düşme riski yüzde 1 oranına kadar düşer. (DOĞRU)

10- Bütün dişleri çekip yerine implant yerleştirilebilinir. (YANLIŞ)

İmplant’ı, eksik olan dişlerin yerine çene kemiğine yerleştirilen yapay diş kökleri olarak tanımlayabiliriz. İmplant uygulaması sadece, yara iyileşmesini etkileyen bir sistemik hastalık ile kontrol altında olmayan kalp ve şeker hastalığı söz konusu ise yapılmaz.

11- Dişleri çamaşır suyu gibi temizlik ürünleri ile fırçalamak dişleri asla beyazlatmaz, çok sağlıksızdır. (DOĞRU)

Diş beyazlatma işlemi, mutlaka bir diş hekiminden profesyonel yardım alınarak yapılmalıdır. Kulaktan dolma bilgilerle diş beyazlatmaya çalışmak son derece yanlıştır.

12- Beyazlatma (bleaching) dişleri daha da sarartır. (YANLIŞ)

Beyazlatma işlemi, normal diş rengini daha da açmak için yapılır. Beyazlatmanın ilk yapıldığı dönemlerde kahve, çay ve sigara gibi dişleri renklendirecek etkenlerden uzak durmak gerekir. Beyazlatmayı yapacak hekimin tavsiyelerine uyulursa, beyazlatmanın hiçbir yan etkisi yoktur.

13- Diş taşı temizliği dişin minesine zarar verir. (YANLIŞ)

Diş taşı temizliği, uzman bir hekim tarafından doğru uygulandığı takdirde minenin zedelenmesine neden olmaz. Çünkü diş taşı temizliği işleminde diş dokusuna zarar verilmeden, diş yüzeyine ait olmayan oluşumlar (plak, diş taşı) uzaklaştırılır.

14- Diş taşları temizlendikten sonra daha çok diş taşı oluşur. (YANLIŞ)

Dişleri düzenli ve doğru fırçalamak diş taşı oluşumunu engeller. Altı ayda bir diş hekimi kontrolü sayesinde, iyi fırçalayamadığımız alanlarda oluşan diş taşları, hekim tarafından temizlenmiş olur. Bunun da dişe hiçbir zararı yoktur.

15- Ağız kokusu herkeste olur ve geçmez. (YANLIŞ)

Ağız kokusu; çürük diş, diş eti hastalığı, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar, sinüzit yahut üst solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklanabilir. Bu hastalıkların tedavisi sonucunda ağız kokusu önlenebilir.

16- Diş röntgeni doğada alınan radyasyondan daha azdır. (DOĞRU)

Diş röntgenleriyle alınan radyasyon oldukça azdır. Bu radyasyon doğada alınan radyasyondan daha azdır.

17- Hareketli protezler çamaşır suyuna konursa beyazlar. (YANLIŞ)

Hareketli protezleri çamaşır suyuna koymak zararlıdır. Çamaşır suyu, protezin kırılganlığını artırır, ömrünü azaltır. Protezler için özel temizleme tabletleri vardır ve onlar kullanılmalıdır.

18- Çekilen 20 yaş dişinin yerine diş yaptırmaya gerek yoktur. (DOĞRU)

20 yaş dişi çekildiyse, yerine protez diş yaptırmak gerekmez.

19- Diş fırçalarken diş etlerinin kanaması iyidir. (YANLIŞ)

Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.

20- Diş ağrıyınca dişin üzerine aspirin, tütün, kolonya, rakı ve tuz koymak ağrıyı keser. (YANLIŞ)

Alkol ve alkol içerikli maddelerin diş ve dişeti bölgesine uygulanması sonucu dişetlerinde “alkol-aspirin yanığı” denilen komplikasyonlara neden olur. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin (tütün, tuz gibi) de ağrı kesici özellikleri yoktur. Ağrı, ancak mevcut sorun giderildiğinde ortadan kalkar

21- Çekim için kullanılan lokal anestezikler morfindir ve bağımlılık yapar. (YANLIŞ)

Diş hekimliğinde kullanılan lokal anestezik maddeler morfin içerikli değildir ve alışkanlık yapmaz. Morfin, tıp alanında sınırlı vakalarda kullanılan bir ilaçtır.

22- Anestezi yurtdışından gelen morfinle yapılırsa ağrımaz. (YANLIŞ)

Günümüzdeki lokal anestezik maddeler belli standartlarda üretilmiştir. Avrupa malı olmasına gerek yoktur.

23- Erkek ya da bayan diş hekimleri arasında bir fark yoktur. Erkek daha iyi diş çeker diye bir durum yoktur. (DOĞRU)

24- Süt dişleri daimi dişlere sürme rehberliği yapar, zamanından önce dişler çekilmez. Süt dişleri düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır. (DOĞRU)

Süt dişinin erken çekimi, alttan gelen daimi dişlerde çapraşıklığa ve çene kemiği gelişiminde bozulmalara neden olur. Bu nedenle düşecek de olsa dolgu yapılmalıdır.

25- Hamilelikte dişten kalsiyum çekildiğinden, dişetleri kanar. (YANLIŞ)

Hamilelik dönemindeki diş eti kanaması, dişten kalsiyum çekilmesi nedeniyle olmaz. Kanamanın nedeni, ağız bakımının yeterli sağlanmaması halinde hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu dişeti iltihabının oluşması veya mevcut dişeti iltihabının şiddetlenmesidir.

26- Her hamilelik bir diş götürür. (YANLIŞ)

Her hamilelikte diş kaybının gerçekleşmesi söz konusu değildir. Ağız bakımının tam olarak sağlanamaması, tedavi edilemeyen çürüklerin varlığı ve diş eti hastalıklarının ilerlemesi durumunda diş kayıpları görülür

27- Hamilelikte diş tedavisi bebeğe zarar verir. (YANLIŞ)

Aciliyet gerektiren diş tedavileri, hamileliğin her döneminde yapılabilir.

28- Çürük diş çekildikten sonra pis kan akıtılmalıdır, çekilen dişin yerini kanatmak iyidir. (YANLIŞ)

Diş çekiminden sonra, çekim boşluğuna hastanın yaptığı müdahaleler sonucu bölgenin sürekli kanatılması ya da pıhtının uzaklaştırılması, diş çekimi yapılan yerin iltihaplanmasına neden olur. Oluşan pıhtı korunmalıdır.

29- Diş teli sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de kullanılır. (DOĞRU)

Ortodonti (tel tedavisi) alanındaki son gelişmeler sayesinde; tel tedavisi sadece çocuklara değil, erişkin hastalar için de uygulanabilir.

30- Ağrıyan dişi çektirip kurtulmak çözüm değildir. Dişi tedavi ederek mümkün olduğunca ağızda tutmak gerekir. (DOĞRU)

Çürük diş için mümkün olan her türlü tedavi uygulanmalı. Çünkü ne fonksiyon, ne de estetik yönünden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi olamaz.

Migren İçin Kullanılan Ağrı Kesicilere Dikkat

Pazar, 09 May 2010 1 yorum

Selçuk Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Emine Genç, migrende kullanılan ağrı kesici hapların zamanla farklı baş ağrılarına neden olduğunu bildirdi.

Yrd. Doç. Dr. Genç, migrende daha çok kalıtımsal faktörlerin rol oynadığını, migren nedeniyle baş ağrısı çeken çoğu hastanın zaman zaman “Beynimde tümör mü var?” diye endişeye kapıldığını söyledi.

Migren ağrılarının ilk olarak başın bir bölümünde başladığını ifade eden Genç, “Migren başın bazen sağ tarafında, bazen de sol tarafında kendini gösterir. Migrenin zonklayıcı etkisi var. Bu da ataktan atağa değişebilir. Kalp atışları gibi şakaklarda ve başta zonklama hissedilir” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Genç, migren ağrısının belirli bir nedeni olmadığını, özel bir baş ağrısı türü olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Migren atakları çeşitli sıklıklarda kendini gösterir. Kimi migren hastalarının yılda bir kez migren baş ağrısı tutar ama kimi hastaların haftada 2 veya 3 kez baş ağrısı tutar. Baş ağrıları sık tekrarlanıyorsa bu sıklığı azaltacak tedavi uygulanır. Bu da bazı ilaçların her gün düzenli olarak alınmasıyla başarılabilir. Bazı hastalıkların belli ilaçlarla tamamen tedavisi olur ancak migren ilaçla tamamen tedavi edilebilecek bir hastalık değildir. Önerdiğimiz ilaçların düzenli kullanılmasıyla migren ağrıları seyrekleştirilebilir.”

MİGRENİN NEDENLERİ
Genç, migren ağrılarının sıklığının ve şiddetinin açlık,uykusuzluk, üzüntü, stres ve yiyecek gibi farklı nedenlere göre değiştiğini söyledi.

Düzensiz yemek yeme ve sıvı tüketmenin migrenin tetikleyici sebepleri arasında olduğunu ifade eden Genç, “Bu rahatsızlığı tetikleyen faktörler kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde migrenin çikolata yemekle ilgisi olduğu dahi söylenir. Eskitilmiş kaşar peynirleri tiramin, salam ve sucuk gibi yiyecekler nitrit içermelerinden dolayı migren hastalığını ortaya çıkarabiliyor. Migren hastaları, migreni tetiklediğini bildikleri yiyecekleri kesinlikle tüketmemeli. Bunun haricinde hayatlarını kısıtlamalarına gerektirecek bir durum yok” diye konuştu.

Migrenin sıklığının azaltılması için düzenli yemek yenmesi ve düzenli yaşanması gerektiğine dikkati çeken Genç, “Sakin ve düzenli ruh haline sahip olmak migren için olumlu faktörlerdir. İlaçlar kesildikten sonra migren ağrıları tekrar başlayabilir. Bu ilaçla da ilaç dışı yöntemlerle de öyledir” dedi.

KUPUNKTUR TEDAVİSİ VE MİGREN
Hastaların çok sordukları yöntemlerden biri olan akupunkturun uygulanması halinde de migren ağrılarının tekrar etme olasılığı bulunduğunu kaydeden Genç, şöyle konuştu:

“Ağrı kesici ilaçlar baş ağrılarında sıkça kullanılır. Hasta ağrı kesici ilaçla rahatlayabiliyor. Migren rahatsızlığı olanlar sıklıkla ağrı kesici kullanıyor. İlerleyen zamanlarda bu ağrı kesicilere bağlı baş ağrısı sorunu ortaya çıkıyor. Üstelik bu ağrı kesiciler, migren hastalarının hekime başvurmasını geciktiriyor. Baş ağrıları ortaya çıkınca gecikmeden mutlaka hekime başvurulmalı.”

Konu ile ilgili Aramalar:

Hamilelikte Nasıl Beslenilmeli

Pazar, 02 May 2010 yorum yok

Evet, artık siz iki kişisiniz ama bu sizin her şeyden bol bol yiyebileceğinizin bir göstergesi olmamalı. Tükettiğiniz ürünlerin besin değerlerini bilerek yerseniz, bu süreci daha keyifli geçirmenin yanında sağlıklı bir hamilelik de yaşamış olursunuz.

Annenin kendi günlük yaşantısını sürdürmek için gerekli besin ve enerji öğelerine ek olarak alacağı protein, enerji, vitamin ve mineraller anne ve doğacak bebeğin sağlıklı olması açısından gereklidir. Normal bir hamilelik süresince annenin ortalama yaklaşık 8-12 kg alması beklenir. Bu artışı sağlayabilmek için annenin ek olarak günlük 20 gr. protein, 15-20 mg. demir, 500 mg. kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gerek.

Hamilelik döneminizde çeşitli yiyecek gruplarından faydalanabilirsiniz. Yiyeceklerin vücudumuzda çeşitli görevleri var. Görevi aynı olan yiyeceklerden “besin grupları” oluşur. Gruptakilerden biri yerine diğerini yiyerek de doğru beslenebilirsiniz.

Et, yumurta, kurubaklagil grubu: Beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Protein ve demir kaynağıdır.

Süt ve süt ürünleri: Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler. Protein ve kalsiyum kaynağıdır.

Sebze ve meyveler: Büyüme ve gelişme için vitamin ve mineral kaynağı.

Tahıllar: Enerji ve B grubu vitaminleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye yardımcı olurlar.

Yağlar ve şekerler: Sadece enerji içerirler. Sağlıklı ve dengeli beslenmede ölçülü tüketmeniz gereken bu besin grubunu hamileliğiniz boyunca da aynı özende tüketmelisiniz. Enerji kaynağı bu besin grubunun kontrol dışı veya ihtiyaç fazlası tüketimi, yaşamın her evresinde olduğu gibi hamilelik döneminde de aşırı kilo nedeni olabilmektedir.

Doğru olan, hamileliğin annenin yaşı ve boyuna göre ideal kilodaylen başlamasıdır.

Anne adayı normale göre kilo fazlası olduğu bir dönemde hamile kalırsa, (hamilelik süresince kilo alacağı da göz önüne alınırsa) hamileliğin gerek anne gerekse bebek açısından sorunlu olması kaçınılmaz olur. Bu nedenle hayatın her evresinde ideal kilonuzu korumalısınız. Planlı bir hamilelik için ise önce ideal kilonuza inmeli, sonra hamile kalmalısınız.

Fazla kilolarınızla başladığınız hamilelik sürecinizin ilk aylarında kilonuzu korumaya çalışmalı, ilk üç ay enerji eklemesi yapmamalı, dördüncü aydan itibaren yüksek enerjili yiyeceklerden kaçınmalı, hamilelik için gerekli besin öğelerini alarak gereksinmelerinizi karşılamalısınız.

Ergenlik çağındaki anne adaylarından ya da hareketli hamilelerde ideal kilo alımının sağlanması, artan gereksinimin karşılanması önemlidir. Hamilelik döneminde kilo artışı önemlidir. İlk üç ay 0,5-1 kg, sonraki aylarda ise ortalama 1-1,5 kg. almalısınız.

Çok zayıf, yetersiz ve dengesiz beslenen hamilelerde; düşük ağırlıklı doğum, erken doğum, ölü doğum, zihinsel ve bedensel özürlü doğum riski yüksektir. Annede kansızlık, kemik erimesi ve diş çürümeleri, hipotansiyon, vücutta su tutulması (ödem), halsizlik görülür. Kilolu hamilelerde hipertansiyon, şeker hastalığı, zor doğumda olası durumlar arasındadır.

Örnek Liste

Sabah
1 bardak süt
1 yumurta
1 dilim peynir
1 dilim tahıllı ekmek
1 domates, 1 salatalık, maydanoz, yeşilbiber, dereotu, nane
4-5 zeytin

Ara
1 meyve+ 1 bardak ayran + 1 dilim tahıllı ekmek

Öğle
1 porsiyon et/balık/tavuk/hindi
1 porsiyon zeytinyağlı sebze/1 kase çorba
1 bardak ayran
1 porsiyon salata
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 dilim tahıllı ekmek + 1 dilim peynir + domates, salatalık + 1 meyve

Akşam
1 porsiyon etli kuru baklagil
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon salata veya 1 kase yoğurt
1 dilim tahıllı ekmek

Ara
1 bardak süt + 1 meyve

Hamilelikte yararlı besinler

Süt, yoğurt, peynir: Kalsiyum, protein
Yeşil yapraklı sebzeler: C vitamini, lif, folik asit
Yağsız kırmızı et: Protein, demir
Tavuk: Protein, demir
Balık: Protein, fosfor
Tahıllı ekmek: Protein, lif, folik asit

Hamilelikte zararlı besinler

Tatlı ve şekerlemeler
Şekerli marmelatlar
Alkollü içecekler
Gazlı ve şekerli içecekler (Kola, gazoz vb.)
Tuz
Kızartmalar, yağlı ve baharatlı sucuk, salam, sosis gibi gıdalar
Aşırı kahve veya çay
Sigara

Hamilelik döneminizde 1 günde tüketmeniz gereken besinler ve ölçüleri

Süt ve süt ürünleri

Miktarı: 2 su bardağı süt veya yoğurt
1 porsiyon peynir (2 dilim) veya 2 yemek kaşığı çökelek

Et, yumurta ve kuru baklagiller

Miktarı: 1 yumurta
1 porsiyon et, balık, tavuk, hindi (100 gr.)
1 porsiyon kuru baklagil (120 gr.)

Taze sebze ve meyveler

Miktarı: 2 porsiyon pişmiş taze sebze
3 porsiyon çiğ taze sebze
2-3 adet orta boy meyve

Tahıllar

Miktarı: 4-6 ince dilim tahıllı ekmek
1 porsiyon bulgur pilavı veya tahıllı makarna
1 porsiyon çorba

Yağlar

Miktarı: 1-2 yemek kaşığı zeytinyağı

Şekerler

Miktarı: 1-2 çay kaşığı bal veya pekmez (çok arzu edilirse!)

Konu ile ilgili Aramalar:

Tek Günlük Diyet Listesi

Pazar, 02 May 2010 yorum yok

Yarın kaçamak  yapma  diyeti

Bu diyetin ertesi günü istediğiniz bir şeyi yiyebilirsiniz.
Kahvaltı: Yulaf ezmesi + ceviz + kurutulmuş yabanmersini
Ara öğün: Kereviz sapı + fıstık ezmesi
Öğle: Yeşil salata + ızgara + tavuk + biraz zeytinyağı
Akşam: Tam tahıllı makarna + zeytinyağı ile tatlandırılmış ızgara karides + taze orman meyveli tatlı

Regl öncesi sendrom diyeti

Kahvaltı: Süzme peynir + orman meyveleri (dut, çilek, böğürtlen…) +  vitamin  takviyesi
Öğle: Ispanak salatası + somon + yağsız süt
Ara öğün: Yağsız patlamış mısır + iki kare bitter çikolata
Akşam: Sarımsak, mantar, soğan ve domates soslu tam tahıllı makarna

Randevu diyeti

Kahvaltı: Meyveli smoothie (şeftali, çilek, muz, ananas ve yoğurt)
Öğle: Avakadolu Sezar salatası
Ara öğün: Nane çayı + salatalık dilimi
Akşam: Sodyumu azaltılmış çorba + buharda pişirilmiş somon ya da tavuk

İşyeri diyeti

Kahvaltı: Çırpılmış yumurta beyazı + tam tahıllı mısır gevreği + portakal
Öğle: Taco salata (yağsız biftek + barbunya + yeşillikler)
Ara öğün: Az yağlı kepekli muffin + su
Akşam: Tam tahıllı ekmeğe hindili sandviç + elma

Konu ile ilgili Aramalar:

12 yıl birden yaşlanmayın

Cuma, 30 Nis 2010 yorum yok

Oslo Üniversitesi’nde, 20 yıl süreyle yaşam tarzları takip edilen yaklaşık 5 bin kişiyi kapsayan araştırmada ilginç verilere ulaşıldı.. Çalışmaya katılan ve 4 sağlıksız alışkanlığın hepsine birden sahip olan 314 kişiden 91′i (yüzde 29) çalışma kapsamında hayatını kaybettiği açıklandı.

Bu alışkanlıkların hiçbiri bulunmayan en sağlıklı 387 kişinin ise sadece yüzde 8′i (32 kişi) hayatını kaybetti. Archives of Internal Medicine isimli tıp dergisinde yayınlanan araştırmada incelenen kötü alışkanlıklar ise şöyleydi: sigara içmek; alkol almak; haftada 2 saatten daha az fiziksel aktivite yapmak; günde 3 kereden az sebze ve meyve yemek. Bu alışkanlıkların hepsinin bir arada bulunması ölüm riskini artırdığı, sağlıklı kişilerden 12 yıl daha hızlı yaşlandırdığı tespit edildi.

Amerikan hükümeti, yetişkinler için günde en az 4 kase sebze veya meyve yenmesini, yaşa ve aktivite seviyesine bağlı olarak haftada yaklaşık 2,5 saat egzersiz yapılmasını öneriyor. Katılımcıların 4 bin 886′sı 18 yaş ve üstünde olduğu, yaş ortalamasının ise 44 olan araştırmada, katılımcılar rastgele seçilmişlerdi. 20 yıllık çalışma süresince, sağlıklı yaşam tarzına bağlı olarak oluşan ölüm nedenleri arasında kalp hastalığı ve kanser bulunuyor. Sağlıklı yaşam tarzını sürdüren herkesin daha uzun yaşayacağı anlamına gelmediğini söyleyen araştırmacılar, ancak sağlıklı alışkanlıkların bu ihtimali artıracağını ifade ettiler.

Categories: Sağlık Tags: ,

Kola İçenler Dikkat

Cumartesi, 03 Nis 2010 yorum yok

Danimarkalı bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma aşırı kola tüketiminin erkeklerdeki sperm kalitesini düşürdüğünü ortaya çıkardı. Kola severlerin iştahını kaçıran bu araştırma başta Danimarka kamuoyu olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde şaşkınlık meydana getirdi.

Araştırma Güney Danimarka Üniversitesinden Profesör Tina Kold Jensen tarafından yapıldı. Doğal ilaç uzmanı olan Prof Jensen, 2 bin 500 civarında Danimarkalı genç erkekten alınan sperm örnekleri üzerinde yaptığı araştırmalar neticesinde; aşırı kola tüketiminin sperm kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü ortaya çıkardı.

devamını oku…

Konu ile ilgili Aramalar:

Kalp Krizini Azaltmanın En Önemli Yolları

Cumartesi, 03 Nis 2010 yorum yok

ABD’de yapılan araştırmalar kadınların kalp krizi geçirme risklerinin daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı. İsveçli bilim adamlarının 24 bin kadın üzerinde yaptığı başka bir araştırmaya göre ise alınacak önlemlerle kadınların kalp krizi geçirme riski yüzde 92 oranında azalıyor.

Bu bilgilerin ışığında Amerikan Prevention Dergisi, kalp krizi riskini azaltmanın 28 yolunu şöyle sıraladı.

devamını oku…