Hidayet Orlando’ya Geri Döndü
Phoenix ile Orlando arasında gerçekleşen takasta Hidayet yuvaya geri döndü. Boşa geçen 1,5 yılın acısını çıkarır mı dersiniz.
Haberin Ayrıntılarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
http://www.3sayi.com/hidayet-turkoglu-orlando-magicte.html
http://www.3sayi.com/hedo-turkoglu-efsanesi-geri-mi-donuyor.html
Facebook’un en popüler üyesi
Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un 103 yaşındaki en yaşlı üyesi, kendisiyle ilgili haberlerin çıkmasından sonra bine yakın arkadaşlık talebi aldığını söyledi.
İngiltere’nin Pembrokeshire bölgesinde yaşayan 103 yaşındaki Lillian Lowe, haberlerin çıkmasından önce Facebook’ta çoğu aile üyelerinden oluşan sadece 20 kadar arkadaşı olduğunu belirtti.
Ancak Facebook’un en yaşlı üyesi olduğuna dair haberlerin çıkmasından sonra, dünyanın dört bir yanından 999 kullanıcıdan arkadaşlık talebi aldığını kaydetti.
Lowe, ‘Çok nazik ve moral veren mesajlar gönderdiler. Ama hepsine yanıt veremiyorum’ dedi.
Lowe’un, 104 yaşındaki Ivy Bean’in geçen Temmuz ayında ölmesinden sonra, 500 milyon Facebook kullanıcısı arasındaki en yaşlı üye olduğuna inanılıyor.
Emekli bir otel işletmecisi olan Lowe, ailesinden haber almak için haftada iki kez Facebook’a girdiğini belirtti.
Lowe, ‘Facebook’u çok seviyorum. Torunlarımı görüp, onlarla konuşabiliyorum. Çok vakit kaybettiriyor. Ama benim yaşımda çok zamanınız oluyor. Dolayısıyla Facebook kullanamayı çok seviyorum’ dedi.
Lowe, Twitter’ı da duyduğunu, ancak henüz ne olduğunu bilmediğini söyledi
İnsan beyni orta yaşlarda olgunlaşıyor
Yapılan yeni araştırmalar, beynin 40′lı yaşların sonuna kadar gelişmeye devam ettiğini gösterdi.
Bilim adamları, beynin fiziksel gelişimini çocukluğun ilk dönemlerinde tamamladığını düşünüyordu ancak yeni yapılan araştırma, beynin orta yaşlarda da gelişmeye devam ettiğini ortaya koydu.
Daily Telegraph’taki habere göre, yapılan beyin taramalarında, alnın arkasındaki prefrontal korteksin 30′lu ve 40′lı yaşlarda da şekil değiştirmeye devam ettiği belirlendi.
Bulgunun önemli olduğu, çünkü prefrontal korteksin insanı insan yapan önemli bir beyin bölgesi olduğunun düşünüldüğü belirtildi. Söz konusu bölgenin karar alma, toplumsal iletişim ve diğer pek çok kişilik özelliğini belirlediği düşünülüyor.
Universty College London’dan Prof. Sarah-Jayne Blakemore, yeni bulguyu İngiliz Nöroloji Sempozyumunda sundu.
Blakemore, bundan 10 yıl önce insan beyninin gelişmesinin çocuklukta tamamlandığının düşünüldüğünü belirterek, ”Ancak beyin taramalarında, bunun doğru olmadığını ve beynin on yıllarca daha gelişmeye devam ettiğini gördük” dedi.
Prof. Blakemore, beynin ergenliğin sonlarına doğru yeniden düzenlendiğini ve 30′larla 40′larda gelişmeye devam etiğini söyledi.
Türkiye`nin CERN`e adaylığı kabul edildi
Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezi (CERN), aralarında Türkiye’nin ve İsrail’in de bulunduğu 5 ülkenin adaylık başvurusunu kabul etti. 20 üyesi bulunan CERN’e adaylığı kabul edilen diğer ülkeler ise Sırbistan, Slovenya ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi. Tüm adayların, iki yada üç yıl içerisinde CERN’e tam üye olması bekleniyor.
Geçtiğimiz Temmuz ayında Türkiye’nin üyelik sürecini görüşmek üzere bir CERN heyeti Türkiye’yi ziyaret etmişti. CERN heyetinin Başkanı Dr. Sergio Bertolucci, Türkiye’nin yakın zamanda CERN’e üye olacağını düşündüğünü kaydederek, “Bu CERN için de büyük bir avantaj olacaktır” açıklamasında bulunmuştu. Bertolucci başkanlığındaki heyet Ankara Üniversitesi, ODTÜ, DPT, TÜBİTAK’ı ziyaret ederken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edilmişti.
Aday ülkeler arasında özellikle İsrail, 20 üyesi bulunan CERN’e üye olabilmek için çok uzun süredir diplomatik çaba yürütmüştü. Halen CERN’de gözlemci statüsünde bulunan İsrail, araştırmalara da katılabiliyor. Parçacık fiziği araştırmaları konusunda en önemli merkez olan CERN’den bugüne kadar onlarca İsrailli bilim adamı da faydalanmıştı. İsrail ayrıca oy hakkı olmaksızın açık konferanslara katılabiliyordu.
Ülkelerin adaylık başvurularının kabul edilmesi, aday ülkelerin bilimsel altyapısının ve kapasitesinin kabul edilmesi anlamına geliyor. CERN’e tamamen üye olmaları halinde ise ülkeler, yönetim kuruluna katılıyor ve alınan kararlarda tam yetkiye sahip oluyor.
Ülkeler, üyelik için 10 milyon dolarlık bir ücret öderken, ülkelerin ileri teknoloji şirketleri CERN’de açılacak ihalelere katılabiliyor. Aday ülkelerden İsrail’in bugün 600 bin İsviçre Frankı’na kadar ihalelere katılma hakkı bulunuyor.
Mete Şaşırttı
Öyle Bir Geçer Zaman ki Dizisiyle Şöhret Oldu Ama…
Dizinin ilk bölümü yayınlandıktan sonra aldığı tepkiler sonrasında tanınan bir Oyuncu haline geldiğini söyleyen Aras Bulut iynemli, “Yolda bir arkadaşımla konuşurken yanıma bir kadın geldi, “Dizinizi çok severek izliyoruz, çok güzel” dedi ve fotoğraf çektirmek istedi” şeklinde konuştu.
Dizide Mete karakterini canlandıran iymenli, tanınmanın özel hayatını etkilediğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Şapka takmaya başladım. Dönem filmi çektiğimiz için günlük yaşantımızda çok görünmememiz lazım. Özel hayat derseniz, bir kız arkadaşım olmadığından olumlu ya da olumsuz bir etki söz konusu değil.”
Aşkın Kimyası :)
İlk Olarak Kimyacılar Aşk Konusuna El Attı.
Son zamanlara kadar aşkın ilk elektriklenme anından sonra nasıl devam ettiği konusunda yeterli güvenilir bilgi yoktu. Ya da aşk konusunda bilinenler romanlar, şiirler veya şanslıysak kendi deneyimlerimizden ibaretti diyebiliriz. Sinir sistemi ve hormonlarla ilgili tıbbi bilgiler ilerledikçe aşk bilmecesinin parçaları yavaş yavaş tamamlanmaya başladı. Aşkın kimyasıyla ilgili ilk bulunan hormonlardan biri feromonlardır. 1970′li yıllarda farkedilen bu salgı bazı böcekler ve küçük memeli hayvanlarda karşı cinsin önce burun sinirleri ve sonrasında “vomeronasal cisim” denilen organı yoluyla beynini etkileyerek çiftleşmeye yardımcı olmakta. Bu maddenin bulunmasıyla bilim dünyasında bir heyecan dalgası oluşsa da insanlar üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları yüz güldürücü olmadı.
Aslında aşık olan kişilerin birbirlerinin kokularını beğendikleri eskiden beri biliniyordu fakat bu durumun gerçekten feromonlarla ilgili olduğu henüz kanıtlanmış durumda değil. Ayrıca insanlarda kesin olarak belirlenmiş vomeronazal cisim adlı bir organ yok. Bunların yanında feromon veya benzeri kimyasal maddelerin dışarıdan kullanımının kişileri daha çekici yapmadığı da belirlenmiş. Bu bilgilere rağmen feromonların bulunmasının etkisi öyle fazla oldu ki hala piyasada feromon içeren parfümler satılıyor. Bilim adamları feromonlar konusunda başlangıçta düşünüldüğü kadar başarılı olmasalar da beynin incelenmesinde kullanılan araçların gelişimi ile başka bir alanda gerçekten önemli bilgiler elde edildi.
Konuya Beyin Açısından Bakılınca
Bu konulardaki bilgilerimiz oldukça kısıtlı ama beynin her parçasının başka bir duyu, duygu veya düşüncenin etkisinde çalıştığını biliyoruz. Örneğin görme duyusu beynin tam arkasında bulunan alan tarafından sağlanır. Beyin içindeki kan dolaşımını görüntüleyebilen manyetik rezonans araçlarının gösterdiğine göre aşık olan kişilerde de beynin merkezindeki ön tegment alanı ile kaudat çekirdek ile bunun kuyruk bölgesi etkinleşir. Şaşırtıcı bir durum ama bu merkezlere eskiden ödüllendirme merkezi deniyordu. Bu merkezlerin piyango gibi büyük bir ödül kazanıldığında ayrıca kokain gibi maddelerin alışkanlıkları sırasında etkin olduğu önceden biliniyordu. Acaba beynimiz bize tam aradığımız kişiyi bulunca ödül vermeye mi çalışıyor? Bir başka şaşırtıcı bilgi de bu bölgelerin cinsellikle ilgisi olmaması, yani cinsel istekler veya ilişki sırasında bu bölgeler etkin değil. Diğer bir deyişle aşk en azından başlangıçta cinsellikle ilgili değil.
Bu sonuç ilk olarak 2004 yılında antropoloji uzmanı Helen Fisher ve arkadaşları tarafından bulunmuştu. Yapılan araştırma aslında oldukça basitti, aşık olduğu belirlenen bir kişiye aşık olduğu kişinin fotoğrafının gösterilmesi sırasında beyin kan akımı ölçülüyordu. Gerçekte araştırıcı Helen Fisher da dahil hiç kimse bir farklılık olabileceğini tahmin etmiyordu. Fakat sürpriz biçimde, aşık olunan kişinin fotoğrafı görüldüğünde beynin bazı bölgelerinin kan akımının değiştiğini çok açıkça görüldü.
Aslında bu aşkın organik yani bedensel nedenleri ve sonuçları olabileceğini gösteren ilk bulgulardan biriydi. O zamana kadar aşkın sadece düşünce olarak oluştuğu ve vücutta önemli bir değişiklik yapmadığı varsayımı vardı. Hatta bu konuda araştırma yapan kişilere de başka bilim adamları tarafından küçük düşürücü uyarılar yapılıyordu. Aşk gibi sadece gençlerin ilgilendiği ciddi olmayan bir konuyla hangi ciddi bilim adamı zaman ayırabilirdi ki? Aşkın bedensel değişimlere neden olduğunun öğrenilmesi başka doktorları da cesaretlendirdi ve tekrar hormon düzeyi çalışmaları başladı.
Kimyacılar Tekrar İş Başında
Bu kez aşık olan kişilerde beyinden salgılanan feniletilamin (PEA), dopamin ve norepinefrin adlı hormonların kan düzeyinin arttığı bulundu. Bunlardan özellikle PEA’in bulunması bilimsel çevreler ve medyada büyük yankı uyandırdı. Sonuçta ilk kez aşka özel bir hormon saptanmış oldu. PEA’nın yapısı daha önceden bilinen uyarıcı ilaçlara benzer ve vücutta salgılanmasının artması hoşa giden duygular yaratır. PEA’nın vücutta artması aşkın pençesine düşmüş kişilerdeki aşırı heyecanlı, canlı ve hareketli halin nedenidir. Belki biliyorsunuz PEA aynı zamanda çikolata da bir miktarda bulunur ve bazı kişilerdeki çikalata alışkanlığının sorumlusu olarak kabul edilir. Fakat medyada okuduklarınızın aksine çikolata sizi ilk gördüğünüz kişiye aşık etmez, zaten böyle bir örneği hiç görmedik değil mi? Aşık olmak o kadar kolay değil ve bu konuda bildiklerimiz hala çok az.
Fenetilamin
Feniletilamin molekülü.
Bundan başka aşık olan kişilerin vücutlarında norepinefrin ve dopamin denilen hormonların da salgılanması artar. Norepinefrin beyinde hipotalamusta ve böbrek üstü bezinde üretilir ve vücutta etkileri çok bilinen adrenaline dönüştürülür. Adrenalin bildiğiniz gibi stress hormonudur ve vücutta sık nefes alma, terleme ve kalpte çarpıntı gibi belirtilere neden olur. Zaten aşık olan kişilerde görülenler genel olarak stress belirtilerine benzer. Dopamin ise salgılandığında rahatlama ve iyi duygular yaratır. Bu üç hormon aşkın olumlu veya olumsuz etkilerinden sorumludur. Aşık olan insanlar yaşama daha olumlu bakar, daha hızlı düşünür ve daha güç işleri başarabilirler. Dünyada birçok işin hatta savaşların aşk ve kadınlar için yapılmış olması hormonların bu etkisinin bir uzantısı olmalı.
Aşkın Sonu
Aşk sırasında kişilerin beyninde genellikle huzur veren ve iyi duygular yaşatan hormonlar salgılanır. Bu rahatlatıcı hormon salgısı da aşık olan kişilerin birbirine daha fazla tutku ile bağlanmasını sağlar. Sonuçta aşık olan kişiler birbirinin yakınında oldukça hormon salgıları ve hoşa giden duygulanma şiddeti artacaktır. Aşıklar bu etkiyi artırmak için bilerek veya bilmeyerek ellerinden geleni yaparlar. Bu güzel duygular birçok erkek veya kadında aşk arama alışkanlığını yaratır. Birçok erkek veya kadın sadece bu güzel duyguları yaşayabilmek için kendilerini aşkın kollarına bırakır.
Bu hormonların salgılanması ne yazık ki sürekli değildir. Bir süre sonra, yaklaşık üçüncü yılda hormon düzeyleri düşer, aşık çift ayrılmasa da birbirlerine karşı duygularının yoğunluğu azalmaya başlar. Artık her ikisinde de aşk belirtileri yoktur. Bu dönem evli çiftler için ayrıca önem kazanır, dünyada çeşitli ülkelerde yapılan istatistik çalışmalarında evliliğin dördüncü yılı boşanmaların en sık görüldüğü dönem olarak bulunmuş.
Sonuçta aşkı basit bir hastalık yani bir bağımlılık durumu kabul edilebilir miyiz? Göründüğü kadarıyla ilk tıbbi bulgular bu yönde. Bu araştırmalar sırasında bilim adamları aşkın tedavisini de bulmuş oldu. Aşık olan kişilerdeki hormon değişiklikleri ve belirtiler bazı depresyon ilaçlarını kullanınca kaybolacaktır. Fakat yaşadığı aşkı yoketmek isteyen pek kimse çıkmayacaktır tahmin ediyorum . Aşkın nedeninin bulunması bana kalsa romantizmini azaltmıyor, çünkü aşk sadece hormonlardan ibaret değil. Yaşamınız boyunca aradığınız kişiyi bulmanız, bu kişinin size aynı biçimde yanıt vermesi ve yaşantınızı, mutlu veya mutsuz anlarınızı bu kişiyle paylaşmanız yaşayabileceğimiz en önemli duygulardan biridir.
Mısır’da Domuz Gribinden 2 Kişi Öldü
Domuz Gribinin Neden Olduğu Enfeksiyondan, Mısır’da 2 Kişinin Hayatını Kaybettiği Bildirildi.
Halk arasında, Domuz Gribi olarak bilinen (A) H1N1 virüsünün neden olduğu enfeksiyondan, Mısır’da 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Mısır’ın resmi Nil televizyonunun haberine göre, Hurgada kentinde polis Tümgenerali Mustafa Şefik ile Mansura kentinde ismi açıklanmayan 70 yaşındaki bir çiftçi, Domuz Gribinden dolayı yaşamını yitirdi.
Özel On televizyonu ise Sağlık Bakanlığı kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, ülke genelinde, son 10 gün içinde 137 kişide Domuz Gribine rastlandığını ve bu kişilerin tedavilerine başlandığını belirtti.
Haberde, Domuz Gribi vakalarının daha çok Nil deltasındaki bölgelerde görüldüğü, söz konusu ölümlerin 2010 yılı içinde ilk olduğu bilgisine yer verildi.
Mısır Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Mısır’da 2009 yılında 134 kişi Domuz Gribi virüsünden dolayı hayatını kaybetmişti.
Büyük Üstad Yoğun Bakımda
Münir Özkul, Yoğun Solunum Yetmezliği Nedeni Ile Yoğun Bakıma Alındı.
Halen yoğun
bakım servisinde solunum cihazına bağlı olarak tedavisi devam eden Münir Özkul’un durumuna istinaden açıklamada bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Selvi ve Yoğun Bakım Koordinatörü Dr. Kadir Doğruer, sanatçının durumunun stabil hale getirildiğini, ancak yoğun bakımdan çıkmak için henüz hazır olmadığını ifade etti.
Beşiktaş’ın Rakipleri Belli Oluyor
Avrupa Ligi’nde 2. ve Muhtemel 3. Tur Kura Çekimi İsviçre’nin Nyon Kentinde Yapılıyor.
UEFA Avrupa Ligi’nde Çarşamba ve Perşembe akşamı
İşte Beşiktaş’ın muhtemel rakipleri (1. torba): Manchester City, Bayer Leverkusen, Sporting Lisbon, Villarreal, Dynamo Kyiv, CSKA Moskova, Zenit St Petersburg, Stuttgart, PSV Eindhoven, Paris Saint-Germain, Liverpool, Porto, Spartak Moskova, Braga, Ajax, Twente.
Beşiktaş’ın da içinde bulunduğu ve temsilcimizin eşleşme ihtimali bulunmayan 2.torba: Lech Poznan, Aris, Lille, PAOK, BATE Borisov, Sparta Prag, Anderlecht, Young Boys, Metalist Kharkiv, Sevilla, Napoli, Beşiktaş, Rubin Kazan, Basel, Rangers, Benfica.
Nyon kentindeki UEFA merkezinde TSİ 14.00′de başlayacak kura çekiminde, Beşiktaş’ın bu tur ile muhtemel 3. turdaki rakipleri de belirlenecek.
UEFA Avrupa Ligi 2. turunda ilk maçlar 17 Şubat 2011, rövanşları ise 24 Şubat 2011′de yapılacak.
Öte yandan, kura çekimine Beşiktaş Kulübü adına futbol komitesi başkanı ve asbaşkan Serdal Adalı ile futbol komitesi üyesi Cengiz Zülfikaroğlu katılacak
Altın’da rekor yükseliş
Son aylarda yükselişini sürdüren cumhuriyet altının, birikim yapmak isteyenler için yeniden gözde yatırım aracı olmaya başladığı bildirildi.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Üyesi ve Değerli Metaller ve Mücevher Ticareti Sektör Temsilcisi Murat Karteper, altının ons fiyatının dünya genelindeki gelişmelerle paralellik gösterdiğini söyledi.
BU FİYAT GÖRÜLMEDİ
Ülkeler arasındaki ilişkilerde güvensizliğin artmasıyla ons altının fiyatının arttığını dile getiren Karteper, ‘Son dönemlerde onsun ciddi bir hızla arttığını gözlemliyoruz. Öyle ki, ons bin 400′e ulaştı. Dolayısıyla da işlem gören altının fiyatları artışa geçti’ dedi.
Şu an cumhuriyet altının illere göre farklılık göstermekle birlikte 450 TL civarından alıcı bulduğunu ifade eden Karteper, şöyle konuştu:
‘Altının bu fiyatı geçmiş yıllarda gördüğünü söylemeyiz. Başka bir deyişle altın rekor fiyatını yaşıyor. Son aylarda yükselişini koruyan altının bu özelliği, halk arasındaki bakış açısının değişmesine de neden oldu.
Mesela uzun zamandan beri sadece takı için müşteri ağırlayabildiğimiz kuyumcu dükkanları bugünlerde, yatırım amaçlı başta cumhuriyet altını almak üzere yanımıza gelen müşterilerle doluyor. Hatta yatırım için gelen müşteri sayımızı katladık diyebilirim.’
Karteper, altına yatırım yapmak isteyenlerdeki artıştan banka şubelerinin de nasibini aldığını, bankalardaki hesaplarda ise külçe altının tercih edildiğini belirtti.