arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Daha’

Az sermayeyle köşe döndüren işler

Pazar, 22 May 2011 yorum yok

Tam Türk girişimcisine göre işler. Köşeyi dönmek isteyenlere duyurulur.

100 bin lira ile bir daire alıp 500-600 TL kira geliri elde edebilirsiniz ya da aynı parayla başarılı bir franchise zincirine girip kendi işinizi kurabilirsiniz. Kimi markaların aylık cirosu yatırımın iki üç katını buluyor.

Standart bir dairenin satın alınabileceği 100 bin TL gibi bir yatırımla kurulan kimi işler, yatırımcısına aylık 500-600 TL’lik ev kira gelirinden daha fazlasını kazandırarak hayatlarını kurtarıyor. Üstelik de bazılarına ilk yatırım için 10 bin lira bile yeterli olurken, bazılarında yatırımın iki- üç katı kadar aylık ciro sağlanıyor. Franchise sistemi altında kendisini gösteren bu işler, Türk girişimcisinin son dönemdeki gözbebeği.

Limon satma hevesi değil

Franchise & More Danışmanlık kurucusu ve Ulusal Franchise Derneği (UFRAD) Genel Sekreteri Osman Bilge, Türkiye’de güçlü bir girişimcilik hamlesi yaşandığını, bunun eski şehir efsanesindeki “limon satma” hevesi olmadığını söyledi. Bilge “Girişimciler modern, markalı, güvenli iş sahibi olmak istiyorlar. Bunun da yolu franchise’tan geçiyor. Türk girişimcisi bu işi çok sevdi. 2010 yılında Türkiye, franchise zinciri sayısı açısından Avrupa birincisi oldu” dedi.

Başarı girişimcinin elinde

Franchise dünyada hızla yayılan ve yüksek başarı sağlayan, batma riskini düşüren bir yöntem. Ama seçimde dikkat edilmesi gereken önemli hususlar var. Franchise’in garantili değil, sistemli bir iş olduğunu anlatan Bilge “Başarı girişimcinin elinde. Kapanma oranının çok düşük olmasının sırrı, titiz seçimlerde yatar. Konseptini akıllıca kuran, güçlü tanıtım yapan, iyi yerler seçen, başarılı olabilecek girişimcilere franchise veren büyük markalar hem kazanır, hem kazandırır. Ama sistemin kurmayan, olmayacak yere dükkan açanlar başarısız olur. Öte yandan büyümüş ve her yere yayılmış markalar az kazandırır, büyümekte olan başarılı markalar çok kazandırır” dedi.

100 bin TL ile neler yapabilirsiniz?

Kadınlara özel spor merkezi

ABD’nin günde yarım saat sporla zayıflama akımını ülkemize getiren B-fit’in girişimcileri de müşterileri de kadınlar. Apartman katlarında açılabiliyor. Toplam yatırımı 60.000 TL.
Almanya orijinli Akkufit, Türkiye’de AkuPil markasıyla yayılıyor. Her türlü pil bulunuyor. 15-30 metrekare büyüklüğündeki mağaza için 50-60.000 TL gerekiyor. Aylık ciro ortalama 12-15 bin TL arasında.

Sokakta canı patates çekene

AVM lerde stand açan Mr.Pato, kızarmış patatesin yanı sıra misket köfte ve sosis sunuyor. Toplam yatırım 40.000 TL. Etsiz çiğköfte markası Komagene mağazası açmak için AVM ve yoğun caddeler uygun. 25 bin lira yatırım maliyeti ile aylık 10 bin ile 50 bin TL ciro elde edilebiliyor.

Yatırım 2 yılda dönüyor

Geleneksel Samsun pidesi sunan Sampi’de yatırım maliyeti AVM ve ‘evlere servis’ ünitelerinde 70 ile 100 bin lira arasında değişiyor. Yatırım 1.5 ile 2 yılda geri dönüyor. Mantı konseptli cafe ve restoran zinciri Mantı Keyfi, 40 metrekarelik alanlarda franchising bedeli dahil 80 bin liralık yatırımla kurulabiliyor. Aylık ciro 8-10 bin TL.
Cızbız Köfte’de yatırım maliyeti metrekare başına bin lira seviyesinde. Öz Mersin Tantuni’nin bayilik bedeli ise 30-100 bin lira arasında değişiyor. Aylık ciro 8-16 bin TL arasında.

Kumpirle gelen ciro

Mr Kumpir’de yatırım maliyeti 12 bin euroyu buluyor. Aylık ciro yerine göre 80 bin lirayı buluyor.
Gooalstar, çeşitli futbol temalı eğlence etkinliklerini kurumsal müşterilerine organizasyonlar için kiralıyor. 10 bin TL yatırımla, aylık ciro 10 bin TL’nin altına düşmüyor. Amerikan orijinli meyve suyu zinciri Juice Zone, stand ve kafe formatında, 45 bin USD yatırımla açılıyor.

Eve teslim kuru temizleme

Ruşen tarafından kurulan konseptte giysiler evden alıp temizlenerek eve teslim ediliyor. Yatırım tutarı 60-100.000 TL arasında. Fatura ödeme merkezleri market içinde ya da ayrı mağaza olarak açılabiliyor. Yatırım tutarı 6 – 37 bin TL arasında. Ayaküstü pilav noktası opilavcı ise AVM ve işlek caddelerde 35-50 bin TL arası maliyetle açılabiliyor.

Selma ŞENOL

BUGÜN

Konu ile ilgili Aramalar:

Hamit Altıntop Real Madrid’le imzaladı

Perşembe, 19 May 2011 yorum yok

REAL’DE 3.TÜRK

Bayern Münih’ten ayrıldığı geçtiğimiz günlerde açıklanan Hamit Altıntop’un Real Madrid ile resmen anlaşma imzalayacağı kulübün resmi internet sitesi tarafından duyuruldu. Daha önce Türk asıllı Alman futbolcu Mesut Özil ve Nuri Şahin’i kadrosuna katan Real Madrid, Hamit Altıntop’la birlikte 3.Türk transferine imza atmış oldu.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Spor Tags: , , , , , ,

Örümcek Adam Türkiye’de

Salı, 17 May 2011 yorum yok

860 m yaptığı tırmanışla gündeme gelen Örümcek Adam Alain Robert, bu kez de Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası Sapphire İstanbul’a tırmanacak.

Son 15 yılda yüzden fazla gökdelene tırmanan ve en son dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa’ya ( 860 m) yaptığı tırmanışla gündeme gelen Örümcek Adam Alain Robert, bu kez de Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası Sapphire İstanbul’a tırmanacak. Daha önce genel olarak yasa dışı tırmanışlar gerçekleştiren Robert, bu sefer davet üzerine tırmanacak.

AÇIK FİKİRLİ TÜRKİYE

Yaptığı illegal tırmanışlardan dolayı kendisini ‘suçlu’ olarak gören Alain Robert, “Bir suçluyu davet etmek Türkiye’nin ne kadar açık fikirli bir ülke olduğunu gösteriyor.” dedi.

Robert, toplumların daha katı bir hale geldiğini belirterek insanlara sahip olduğu özgürlük duygularını yeniden hatırlattığını ifade etti. Avustralya’da yaptığı tırmanıştan ötürü ülkeye giriş izni olmadığına dikkat çeken Robert, ancak hakkında açılan tüm davalardan beraat ettiğini söyledi. Yaptığı işin çok zevkli bir meslek olduğunu dile getiren Robert, “Asıl sorun gökdelenlere tırmanmak değil. Sorun her yerimizi gözetleyen kameralar. Çünkü özgürlüğümüz kısıtlanıyor” şeklinde konuştu. Tırmanışların zaman içinde büyük dikkat çektiğini söyleyen Robert, insani amaç taşıyan çalışmalara dikkat çekmek için de tırmandığını vurguladı. 48 yaşında olan Alain Robert ilk tırmanışını 10 yaşında gerçekleştirdiğini söylüyor. Robert, tırmanmadan önce bol bol su içtiğini, makarna ya da pilav yediğini belirtiyor.

İSTANBUL SAPPHİRE TIRMANACAK

”Örümcek adam” lakabıyla tanınan Fransız tırmanışçı Alain Robert, bugün Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek binası İstanbul Sapphire’e tırmanacak. Robert, Kiler Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) tarafından 250 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen, 261 metre anten yüksekliğine sahip İstanbul Sapphire’in açılış etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek tırmanış öncesi, basın mensuplarıyla bir araya geldi ve bir deneme tırmanışı gerçekleştirdi.

Gökdelen tırmanışlarını genellikle yasa dışı gerçekleştirdiğini ancak zaman zaman Sapphire’de olduğu gibi davet üzerine de gökdelenlere tırmandığını söyleyen Robert, bundan önceki en son tırmanışını Dubai’de 828 metre yüksekliğe sahip Burj Khalifa’da gerçekleştirdiğini belirtti.

Konu ile ilgili Aramalar:

Altın Rekora Doymuyor

Cuma, 13 May 2011 yorum yok

Uluslararası piyasada 1.510 dolar seviyelerinde işlem gören altın yurtiçi piyasalarda rekor kırıyor. Tarihinin en yüksek seviyesi olan 1.577 doları/onsu gören altın yurtiçi piyasalar rekor olarak daha yeni yansıyor.

İstanbul Kapalıçarşı’da 24 ayar külçe altının gram fiyatı 76,95 liraya yükselerek yeni zirvesini gördü. Altın bundan önceki rekorunu 76,75 lira ile önceki gün kapanışta kırmıştı.

İstanbul Kapalıçarşı’da alınıp satılan altın türlerinin, önceki ve bugün itibariyle kapanış fiyatları (TL) şöyle:

PERŞEMBE……….CUMA (KAPALIÇARŞI)
ALIŞ……..SATIŞ…..ALIŞ……SATIŞ
24 Ayar Külçe Altın (Gr.)………….75,55……..75,90…….76,60……..76,95
Cumhuriyet Ata Lira………………..501,00…..509,00……508,00……516,00
22 Ayar Bilezik (Gr.)………………..68,75…….74,40……..69,70…….75,40
Vakıf Altını (5 Gr.)………………….377,51……381,09……381,28……384,98
Vakıf Altını (100 Gr.)………………7.550,21….7.621,79…7.625,52….7.699,63
Lira Ziynet…………………………..480,94……..498,96…….488,26……506,34
Yarım Ziynet………………………..240,09………250,48…….243,75…….254,17
Çeyrek Ziynet……………………….120,05………125,74………121,87…..127,59

Konu ile ilgili Aramalar:

Hesap İşletim Ücreti

Perşembe, 13 Oca 2011 yorum yok

‘Hesap İşletim Ücreti’ adı altında hesabınızdan para çekilmişse geri alabilirsiniz.

AA

Antalya’da bir tüketici, bankamatikten banka hesap hareketlerini incelediğinde hesabından, ‘Hesap İşletim Ücreti’ kesildiğini farkedine, bankadan parasını icra yoluyla tahsil etti.

Antalya’da bir sivil toplum kuruluşunda koordinatör olarak çalışan Sevim Murat yaptığı açıklamada, Antalya’da bir banka şubesinde su ve elektrik faturalarının ödenmesi için ‘Otomatik Ödeme Talimatı’ verdiğini, bu nedenle bankada hesap açtırdığını belirtti.

Evini kiraya verdiği için faturalardan birini iptal ettirdiğini kaydeden Murat, bankamatikten banka hesap hareketlerini incelediğinde hesabından ”Hesap İşletim Ücreti” kesildiğini tespit ettiğini bildirdi.

İlgili banka yetkililerinden ‘Hesap İşletim Ücreti” alınmasının yasal olmadığını, bu nedenle hesabından kesilen 34 liranın kendisine ödenmesini isteyen Murat, şöyle devam etti:

”Sözlü olarak banka yetkililerinden hesabımdan kesilen 34 liralık ‘Hesap İşletim Ücreti’nin ödenmesini istedim. Ancak bu parayı ödemeyeceklerini belirttiler.

Bunun üzerine 28 Temmuz 2010 tarihinde Muratpaşa Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne başvurdum. Tüketici Hakem Heyeti, benim lehime karar vererek 34 liranın ödenmesine karar verdi. Hakem Heyeti, aynı anda taraflara kararı tebliğ etti.

Bankaya yeniden gittiğimde kararın kendilerine ulaşmadığını belirterek parayı ödememekte ısrar etti. Bu kez Antalya 1. İcra Dairesi’ne başvurarak 34 liralık paranın tahsil edilmesini istedim. İcra kanalıyla 34 lira olan bedeli icra masraflarıyla birlikte 95 lira olarak geri aldım.”

Bankaların ‘Hesap İşletim Ücreti’ adı altında yapılan kesintilerin yasal olmadığını savunan Murat, tüketicilerin bu konuda daha dikkatli olmalarını istedi. Sevim Murat, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bankalar hiçbir suretle bankasında hesabı bulunan ya da emekli maaşlarını çekebilmek için banka hesabı açtıran müşterisinden ‘hesap işletim ücreti’ adı altında kesinti yapamaz.

Bu yasal değildir. Buna rağmen bankalar bu hususta geri adım atmaları gerekirken tam aksine hesap işletim ücreti tutarlarını artırmaktadırlar. Bunda biraz sebep de banka müşterilerinin yani tüketicilerin haklarını yeterince aramamasıdır.

Tüketicinin hakkını aramaktaki duyarsızlıkları bankaların hesap işletim ücretlerini artırmalarına sebep olmaktadır. Hesap işletim ücreti yasal değildir. Vatandaşlar haklarını aramalıdır.”

Konu ile ilgili Aramalar:

Yasak Aşka Meydan Dayağı!

Çarşamba, 29 Ara 2010 yorum yok

Bursa’nın Büyükorhan ilçesinde kalabalık bir grup, evli kadınla birlikte olduğu iddiasıyla köy meydanında dövdükleri kişinin el ve ayaklarını bağladıktan sonra jandarmaya ihbarda bulundu.

Jandarmanın el ve ayakları bağlı ve yaralı halde bulduğu kişi hastaneye kaldırılırken, olayla ilgili 11 kişi gözaltına alındı.

İlçeye bağlı bir köyde, gece H.A’nın (28) evinden çıktığı ileri sürülen A.Y (44), yanına yaklaşan kalabalık bir grup tarafından köy meydanına götürülerek, darbedildi.

Daha sonra A.Y’nin el ve ayaklarını bağlayan kalabalık dağıldı. Bu gruptaki kişilerden birinin jandarmayı arayarak ”köy meydanında biri var, gelin alın” diye ihbarda bulunması üzerine köy meydanına gelen jandarma ekipleri, A.Y’yi el ve ayakları bağlı ve yaralı halde buldu.

A.Y, jandarma tarafından Büyükorhan Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Olayla ilgili 11 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Evli H.A ile birlikte olduğu gerekçesiyle dövülüp, el ve ayakları bağlandığı ileri sürülen A.Y’nin iddiaları kabul etmediği öğrenildi.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , ,

Azra Akın’a Kocaman Bravo

Salı, 28 Ara 2010 yorum yok

Her hafta yaptığı dans ile yarışmanın birincisi seçilen Azra Akın, bu hafta jüriden ilk kez tam puan alan yarışmacı oldu.

Gecede ikinci dansını siyah üzerine beyaz puantiyeli elbisesiyle yapan Azra Akın muhteşem dansıyla izleyen herkesi kendisine hayran bıraktı.

işte jürinin Azra Akın için söylediği sözler;

Tan Sağtürk: Şaşırıyorum ben de bazen. inanılmaz. içine sanki profesyonel dansçı kaçmış gibi. Bu kadar hızlı ivme gösterip yükseleceğini kimse tahmin edemezdi.

Saba Tümer: Ne şekersin sen, gerçekten. Çok mu yeteneklisin, herkesten çok daha mı fazla çalışıyorsun. Enteresan yani.

Lilia: Çok beğendim. Harikasınız. Çok güzel.

Sait Sökmen: Harikasınız. Çok güzel. Bu yetenek sende nereden çıktı bilmiyorum. Ama inanılmaz. Ben de inanamıyorum. iyi aileler çocuklarını baleye falan gönderirler de yetenek başka bir şey.

94 Yaşında Baba Oldu

Salı, 28 Ara 2010 yorum yok

Hindistan’ın Haryana eyaletinde yaşayan bir çiftçi 94 yaşında baba oldu.

Times Of India gazetesinin internet sitesindeki habere göre, Kharkhoda ilçesinde yaşayan 94 yaşındaki Ramajit Raghav yeni doğan oğluyla, daha önce bu rekoru elinde tutan ve 90 yaşında baba olan Hindistanlı Nanu Ram Jogi’yi geçerek “dünyanın en yaşlı babası” unvanını aldı.

Bölgede 1929 yılında yayılan salgını hatırlayan ve Haryana eyaleti yaşlılık aylıkları kayıtlarına göre 94 yaşında olan Ramajit’in eşi Shakuntala ise 50 yaşında.

Hastane yetkilileri, çiftin, “Tanrının lütfu” olarak gördüğü ve Karamjit olarak adlandırdıkları çocuğun sağlıklı olduğunu belirtti.

İnsan beyni orta yaşlarda olgunlaşıyor

Cumartesi, 18 Ara 2010 yorum yok

Yapılan yeni araştırmalar, beynin 40′lı yaşların sonuna kadar gelişmeye devam ettiğini gösterdi.

Bilim adamları, beynin fiziksel gelişimini çocukluğun ilk dönemlerinde tamamladığını düşünüyordu ancak yeni yapılan araştırma, beynin orta yaşlarda da gelişmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Daily Telegraph’taki habere göre, yapılan beyin taramalarında, alnın arkasındaki prefrontal korteksin 30′lu ve 40′lı yaşlarda da şekil değiştirmeye devam ettiği belirlendi.

Bulgunun önemli olduğu, çünkü prefrontal korteksin insanı insan yapan önemli bir beyin bölgesi olduğunun düşünüldüğü belirtildi. Söz konusu bölgenin karar alma, toplumsal iletişim ve diğer pek çok kişilik özelliğini belirlediği düşünülüyor.

Universty College London’dan Prof. Sarah-Jayne Blakemore, yeni bulguyu İngiliz Nöroloji Sempozyumunda sundu.

Blakemore, bundan 10 yıl önce insan beyninin gelişmesinin çocuklukta tamamlandığının düşünüldüğünü belirterek, ”Ancak beyin taramalarında, bunun doğru olmadığını ve beynin on yıllarca daha gelişmeye devam ettiğini gördük” dedi.

Prof. Blakemore, beynin ergenliğin sonlarına doğru yeniden düzenlendiğini ve 30′larla 40′larda gelişmeye devam etiğini söyledi.

Aşkın Kimyası :)

Cuma, 17 Ara 2010 yorum yok

İlk Olarak Kimyacılar Aşk Konusuna El Attı.
Son zamanlara kadar aşkın ilk elektriklenme anından sonra nasıl devam ettiği konusunda yeterli güvenilir bilgi yoktu. Ya da aşk konusunda bilinenler romanlar, şiirler veya şanslıysak kendi deneyimlerimizden ibaretti diyebiliriz. Sinir sistemi ve hormonlarla ilgili tıbbi bilgiler ilerledikçe aşk bilmecesinin parçaları yavaş yavaş tamamlanmaya başladı. Aşkın kimyasıyla ilgili ilk bulunan hormonlardan biri feromonlardır. 1970′li yıllarda farkedilen bu salgı bazı böcekler ve küçük memeli hayvanlarda karşı cinsin önce burun sinirleri ve sonrasında “vomeronasal cisim” denilen organı yoluyla beynini etkileyerek çiftleşmeye yardımcı olmakta. Bu maddenin bulunmasıyla bilim dünyasında bir heyecan dalgası oluşsa da insanlar üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları yüz güldürücü olmadı.
Aslında aşık olan kişilerin birbirlerinin kokularını beğendikleri eskiden beri biliniyordu fakat bu durumun gerçekten feromonlarla ilgili olduğu henüz kanıtlanmış durumda değil. Ayrıca insanlarda kesin olarak belirlenmiş vomeronazal cisim adlı bir organ yok. Bunların yanında feromon veya benzeri kimyasal maddelerin dışarıdan kullanımının kişileri daha çekici yapmadığı da belirlenmiş. Bu bilgilere rağmen feromonların bulunmasının etkisi öyle fazla oldu ki hala piyasada feromon içeren parfümler satılıyor. Bilim adamları feromonlar konusunda başlangıçta düşünüldüğü kadar başarılı olmasalar da beynin incelenmesinde kullanılan araçların gelişimi ile başka bir alanda gerçekten önemli bilgiler elde edildi.

Konuya Beyin Açısından Bakılınca
Bu konulardaki bilgilerimiz oldukça kısıtlı ama beynin her parçasının başka bir duyu, duygu veya düşüncenin etkisinde çalıştığını biliyoruz. Örneğin görme duyusu beynin tam arkasında bulunan alan tarafından sağlanır. Beyin içindeki kan dolaşımını görüntüleyebilen manyetik rezonans araçlarının gösterdiğine göre aşık olan kişilerde de beynin merkezindeki ön tegment alanı ile kaudat çekirdek ile bunun kuyruk bölgesi etkinleşir. Şaşırtıcı bir durum ama bu merkezlere eskiden ödüllendirme merkezi deniyordu. Bu merkezlerin piyango gibi büyük bir ödül kazanıldığında ayrıca kokain gibi maddelerin alışkanlıkları sırasında etkin olduğu önceden biliniyordu. Acaba beynimiz bize tam aradığımız kişiyi bulunca ödül vermeye mi çalışıyor? Bir başka şaşırtıcı bilgi de bu bölgelerin cinsellikle ilgisi olmaması, yani cinsel istekler veya ilişki sırasında bu bölgeler etkin değil. Diğer bir deyişle aşk en azından başlangıçta cinsellikle ilgili değil.
Bu sonuç ilk olarak 2004 yılında antropoloji uzmanı Helen Fisher ve arkadaşları tarafından bulunmuştu. Yapılan araştırma aslında oldukça basitti, aşık olduğu belirlenen bir kişiye aşık olduğu kişinin fotoğrafının gösterilmesi sırasında beyin kan akımı ölçülüyordu. Gerçekte araştırıcı Helen Fisher da dahil hiç kimse bir farklılık olabileceğini tahmin etmiyordu. Fakat sürpriz biçimde, aşık olunan kişinin fotoğrafı görüldüğünde beynin bazı bölgelerinin kan akımının değiştiğini çok açıkça görüldü.
Aslında bu aşkın organik yani bedensel nedenleri ve sonuçları olabileceğini gösteren ilk bulgulardan biriydi. O zamana kadar aşkın sadece düşünce olarak oluştuğu ve vücutta önemli bir değişiklik yapmadığı varsayımı vardı. Hatta bu konuda araştırma yapan kişilere de başka bilim adamları tarafından küçük düşürücü uyarılar yapılıyordu. Aşk gibi sadece gençlerin ilgilendiği ciddi olmayan bir konuyla hangi ciddi bilim adamı zaman ayırabilirdi ki? Aşkın bedensel değişimlere neden olduğunun öğrenilmesi başka doktorları da cesaretlendirdi ve tekrar hormon düzeyi çalışmaları başladı.
Kimyacılar Tekrar İş Başında
Bu kez aşık olan kişilerde beyinden salgılanan feniletilamin (PEA), dopamin ve norepinefrin adlı hormonların kan düzeyinin arttığı bulundu. Bunlardan özellikle PEA’in bulunması bilimsel çevreler ve medyada büyük yankı uyandırdı. Sonuçta ilk kez aşka özel bir hormon saptanmış oldu. PEA’nın yapısı daha önceden bilinen uyarıcı ilaçlara benzer ve vücutta salgılanmasının artması hoşa giden duygular yaratır. PEA’nın vücutta artması aşkın pençesine düşmüş kişilerdeki aşırı heyecanlı, canlı ve hareketli halin nedenidir. Belki biliyorsunuz PEA aynı zamanda çikolata da bir miktarda bulunur ve bazı kişilerdeki çikalata alışkanlığının sorumlusu olarak kabul edilir. Fakat medyada okuduklarınızın aksine çikolata sizi ilk gördüğünüz kişiye aşık etmez, zaten böyle bir örneği hiç görmedik değil mi? Aşık olmak o kadar kolay değil ve bu konuda bildiklerimiz hala çok az.
Fenetilamin
Feniletilamin molekülü.
Bundan başka aşık olan kişilerin vücutlarında norepinefrin ve dopamin denilen hormonların da salgılanması artar. Norepinefrin beyinde hipotalamusta ve böbrek üstü bezinde üretilir ve vücutta etkileri çok bilinen adrenaline dönüştürülür. Adrenalin bildiğiniz gibi stress hormonudur ve vücutta sık nefes alma, terleme ve kalpte çarpıntı gibi belirtilere neden olur. Zaten aşık olan kişilerde görülenler genel olarak stress belirtilerine benzer. Dopamin ise salgılandığında rahatlama ve iyi duygular yaratır. Bu üç hormon aşkın olumlu veya olumsuz etkilerinden sorumludur. Aşık olan insanlar yaşama daha olumlu bakar, daha hızlı düşünür ve daha güç işleri başarabilirler. Dünyada birçok işin hatta savaşların aşk ve kadınlar için yapılmış olması hormonların bu etkisinin bir uzantısı olmalı.

Aşkın Sonu
Aşk sırasında kişilerin beyninde genellikle huzur veren ve iyi duygular yaşatan hormonlar salgılanır. Bu rahatlatıcı hormon salgısı da aşık olan kişilerin birbirine daha fazla tutku ile bağlanmasını sağlar. Sonuçta aşık olan kişiler birbirinin yakınında oldukça hormon salgıları ve hoşa giden duygulanma şiddeti artacaktır. Aşıklar bu etkiyi artırmak için bilerek veya bilmeyerek ellerinden geleni yaparlar. Bu güzel duygular birçok erkek veya kadında aşk arama alışkanlığını yaratır. Birçok erkek veya kadın sadece bu güzel duyguları yaşayabilmek için kendilerini aşkın kollarına bırakır.
Bu hormonların salgılanması ne yazık ki sürekli değildir. Bir süre sonra, yaklaşık üçüncü yılda hormon düzeyleri düşer, aşık çift ayrılmasa da birbirlerine karşı duygularının yoğunluğu azalmaya başlar. Artık her ikisinde de aşk belirtileri yoktur. Bu dönem evli çiftler için ayrıca önem kazanır, dünyada çeşitli ülkelerde yapılan istatistik çalışmalarında evliliğin dördüncü yılı boşanmaların en sık görüldüğü dönem olarak bulunmuş.
Sonuçta aşkı basit bir hastalık yani bir bağımlılık durumu kabul edilebilir miyiz? Göründüğü kadarıyla ilk tıbbi bulgular bu yönde. Bu araştırmalar sırasında bilim adamları aşkın tedavisini de bulmuş oldu. Aşık olan kişilerdeki hormon değişiklikleri ve belirtiler bazı depresyon ilaçlarını kullanınca kaybolacaktır. Fakat yaşadığı aşkı yoketmek isteyen pek kimse çıkmayacaktır tahmin ediyorum . Aşkın nedeninin bulunması bana kalsa romantizmini azaltmıyor, çünkü aşk sadece hormonlardan ibaret değil. Yaşamınız boyunca aradığınız kişiyi bulmanız, bu kişinin size aynı biçimde yanıt vermesi ve yaşantınızı, mutlu veya mutsuz anlarınızı bu kişiyle paylaşmanız yaşayabileceğimiz en önemli duygulardan biridir.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Ask Tags: , , , , , , , , , , ,