arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Dedi’

Cep Telefonunun Zararları

Perşembe, 02 Haz 2011 yorum yok

Amerika Çevre Sağlığı Örgütü (Environmental Health Trust) Kurucu Başkanı ABD’li doktor Devra Davis, vücut ve beynin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emdiğini belirterek, ”Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” dedi.
İstanbul Kadir Has Üniversitesinde gerçekleştirilen ”Cep telefonunun sağlığa zararları” konulu konferansa ilişkin yapılan açıklamaya göre, konferans Türkiye, Fransa, Yunanistan, İtalya, İsrail ve Amerika’daki araştırma merkezlerinden gelen uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.
Konferansta konuşan Davis, bugün dünyada cep telefonları tarafından üretilen mikrodalga radyasyon seviyesinin spermlere zarar verdiğine dikkati çekerek, ”Günde yaklaşık 2 saat cep telefonu kullanan erkeklerin sperm sayısı normal erkeklere nazaran yüzde 30 düşürüyor. Günde 4 saatten daha uzun süre cep telefonu kullanımı ise sperm sayısını yüzde 40 oranında azaltıyor. Dolayısıyla bu kişilerin çocuk sahibi olma ihtimalleri azalıyor. Ayrıca hamilelik sırasında bebeklerin DNA ve hafızalarını olumsuz etkiliyor” dedi.
Titreşimli dijital cep telefonu sinyallerinin de bağışıklık sistemini onaran insan kan hücrelerine, saç köklerine ve lenfositlere zarar verdiğini ve tahrip ettiğini vurgulayana Davis, cep telefonunun kulakta veya kulağa yakın mesafede 50 dakikadan fazla tutulmasıyla sağlıklı bir bireyin beyninde değişikliklere yol açtığına dikkat çekerek, ”Vücut ve beyin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emiyor. Telefon ile konuştuğumuz zamanlarda mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” diye konuştu.
Konferansta konuşan Prof. Dr. Lloyd Morgan ise da telefonlarının baz istasyonları tarafından üretilen mikrodalga radyasyon seviyesinin, mikrodalga fırın içerisinde olduğu kadar büyük olduğuna dikkat çekerek, ”İnsanların bu kadar yakınında olmaları yasaklanmalıdır. Türkiye, aktif olan baz istasyonların yerleşim yerlerine kurulmasını yasaklayan düzenlemeler yapmalıdır” dedi.
Gazi Üniversitesi Biyofizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Seyhan da Türkiye’nin baz istasyonu yerleştirme konusunda özel bir dikkat harcaması ve insanların onlarla direkt temas kurmalarını engellemek için girişimlerde bulunulması gerektiğinin altını çizdi.
Toplantıda açıklanan Atina Üniversitesi Hücre Biyolojisi ve Biyofizik Bölümü ”Elektromanyetik Biyoloji Araştırma Takımı” çalışmasında ise cep telefonlarının özellikle hafızaya zarar verdiği, nörolojik proteinleri ve beyin metabolizma proteinlerinin etkisini değiştirdiği ve DNA tahribatına neden olduğu bilgileri yer aldı.

-ALINABİLECEK ÖNLEMLER-

Açıklamaya göre, Amerika Çevre Sağlığı Örgütü Kurucu Başkanı Devra Davis’in ”Cepteki Tehlike” kitabında, cep telefonlarının zararlarından korunmak için alınabilecek en etkili bazı önlemleri şöyle sıraladı:
”-Cep telefonunuzu hiçbir zaman direkt olarak başınıza veya vücudunuza tutmayın.
-Cep telefonu ile konuşurken diafon, kulaklık, hands-free cihazları veya tüplü kulaklık kullanın.
-Mümkün oldukça sabit telefonları kullanmaya çalışın.
-Cep telefonunuz açıkken vücudunuza yakın bir yerde taşımayın. Örneğin cep telefonunuzu cebinizde veya göğüsünüzde taşımayın. Cep telefonunuz açıkken, kullanmıyor olsanız bile radyasyon yaymaya devam eder.
-Cep telefonunuzun sinyal seviyesi düşükken veya cep telefonunuz çekmediğinde daha güçlü çalışır ve daha çok radyasyon yayar.
-Cep telefonlarını çocuklardan uzak tutun.
-Çocuklar yetişkinlerden en az 2 kat daha fazla mikrodalga radyasyon emerler. Hamileler cep telefonlarını karınlarından kesinlikle uzak tutmalıdır.
-Uyurken cep telefonunuzu yakınınızda bulundurmayın. Siz uyursunuz, ancak cep telefonunuz uyumaz. Cep telefonunuz açık olduğu müddetçe radyasyon yaymaya devam eder. Cep telefonunuzu yastığınızın altına, yatağınızın yanındaki komodine veya uyumakta olan birinin yakınına koymayın.”

AA

Konu ile ilgili Aramalar:

En iyi eşinizi bulmanın olasılığı 285 binde 1′e denk geliyor…

Salı, 24 May 2011 yorum yok

ntvmsnbc’nin haberine göre Warwick Üniversitesi’nde matematik öğretmenliği yapan Peter Backus insanların neden yalnız kaldığını bilimle bulmaya çalıştı. Üç yıllık yalnızlığı sonrasında “Neden Bir Kız Arkadaşım Yok” adlı tezin yazan Backus’a göre doğru insanı bulma şansınız 285 binde 1′e denk geliyor.

Backus bu tezinde dünya dışı yaşam arayışında kullanılan Drake Denklemi’nden yararlanmış.

Sonuçlar da İngiliz bekarlar için hiç de umut vaadetmiyormuş. 30 yaşındaki Backus, İngiltere’de yaşayan 30 milyon kadından sadece 26 tanesinin kendisine uygun olduğu sonucuna varmış.

Denklem yaşları 24 ila 34 arasında olan, Londra’da yaşayan, bekar kadınları baz almış. Durum böyle olunca da Backus’un şansı oldukça düşmüş.

Ekonomi uzmanı Backus, “Muhteşem bir ilişki yaşama olasılığım olan sadece 26 kadın var. Bir gece dışarı çıkmamda onlardan biriyle tanışma şansım yüzde 0.0000034. Bu da 285 binde 1′e denk geliyor” dedi.

SADECE KRİTERLERİ DEĞİŞTİRDİ
Drake Denklemi “N = R* x Fp x Ne x Fi x Fc x L” dir. N iletişim kurmayı umabileceğimiz uygarlıkların sayısı, R* Samanyolu Galaksisi’ndeki yıldız oluşma sıklığı, Fp bu yıldızlardan kaç tanesinin gezegene sahip olduğu, Ne bu gezegenlerden kaç tanesinin yaşama elverişli olduğu, Fl yaşama elverişli gezegenlerin kaçında yaşamın oluştuğu, Fi bu gezegenlerin kaçında akıllı yaşamın oluştuğu, Fc bu gezegenlerin kaçında iletişim kurma yetisine yahut isteğine sahip ırkların varlığı L bu tür bir uygarlığın umulan yaşam süresidir. Profesör Frank Drake, galakside 10 bin yaşam formu olabileceğini tahmin etmişti.

Backus orijinal denklemi hayalindeki randevu kriterleriyle değiştirdi; kadınların onu çekici bulma olasılığı ve yaşları 24 ila 34 arasında değişen Londralı kızlar gibi kriterleri kullandı.

Backus, “Sonuçlar aşk arayan insanlar için iç karartıcı gözükebilir ama bekarlar iyi yönünden bakmalı; bu sizin suçunuz değil” dedi. Tezin tamamına üniversitenin internet sitesinden ulaşılabilir.

Konu ile ilgili Aramalar:

“Doktorun ağzında kulağımı gördüm”

Cuma, 20 May 2011 yorum yok

KONYA’nın Seydişehir İlçesi’nde tartışma sonucu burnunu kırdığı 40 yaşındaki aile hekimi Ahmet Özcan’ın, ısırması sonucu kulağının bir bölümü kopan eczacı kalfası 29 yaşındaki Kenan Aksakal, psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Aksakal, ”Kavga ederken yere düştük ve arbede halinde iken doktorun dişlerini gördüm ve beni ısıracağını anladım. Daha sonra doktorun ağzında kulağımı gördüm” dedi. Burnu kırılan doktor Özcan ise, ”Burnum kırılıp, kan boşaldıktan sonra kendimi kaybettim. Ne olduğunu hatırlamıyorum” diye konuştu
Seydişehir 2 Nolu Sağlık Ocağı’nda Aile Hekimi olarak görev yapan Dr. Ahmet Özcan, mobil hizmet kapsamında geçen salı günü Gökhüyük Köyü’ndeki tek odalı sağlık evine gitti. Dr. Özcan, iddiaya göre hastalarını muayane ettiği sırada, yine mobil hizmet kapsamındaki nöbetçi eczanenin kalfası Kenan Aksakal, hastaların reçetelerini almak için odayı girip beklemek istedi. Dr. Özcan, Aksakal’a dışarıda beklemesini söyledi. Bunun üzerine doktor ile eczacı kalfası arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Dr. Özcan, eczanenin sahibiyle telefonla görüştü. Ardından Kenan Aksakal sağlık evinden ayrıldı.

’KULAK DİKİLEMEDİ’

Gökhüyük Köyü’ndeki hastalarını muayane eden Dr. Ahmet Özcan, otomobiliyle Madeni Köyü’ne geçtiği sırada Kenan Aksakal, önünü kesti. Bunun üzerine Aksakal ve Özcan otomobillerinden indi. İddiaya göre Aksakal, Özcan’a kafa atarak burnunu kırdı. Dr. Özcan da, Aksakal’ın sağ kulağını ısırdı. Kulağının bir bölümü kopan Aksakal, ambulansla Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.

Kulağının kopan bölümü aşırı derecede zedelendiği için dikilemeyen ve tedavisi süren Aksakal, yaşadığı olaylar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Aksakal, “Ben doktora kafa atmadım. Konuşmak için yanına gittim. O, ’Sana gıcık oluyorum’ diyerek beni ittirdi. Kavga ederken yere düştük ve arbede halinde iken doktorun dişlerini gördüm ve beni ısıracağını anladım. Daha sonra doktorun ağzında kulağımı gördüm. Bu olay karşısında psikolojim bozuldu. Ayrıca oğlum yanıma geldiğinde, ’Baba senin kulağını ne zaman tamir ettireceğiz?’ diye soruyor. Onun bu sorusu karşısında çok üzülüyorum” diye konuştu.

’BURNUMDAN KAN BOŞALINCA KENDİMİ KAYBETTİM’

Burnu kırıldığı için 10 günlük iş göremez raporu aldığını belirten Dr. Ahmet Özcan da şunları anlattı:

”Hastaları muayene ettiğim için Kenan Aksakal’a dışarıda beklemesini söyledim. Çünkü diğer eczanelerin görevlileri de dışarı bekleyip, reçete işlemlerini yapıyorlar. İtiraz etti. Tartıştık. Sonra sağlık evinden ayrıldı. Diğer köye giderken önümü kesti. Bana kafa atıp burnumu kırdı. Burnumdan kan boşalınca kendimi kaybettim. Ne olduğunu hatırlamıyorum.”

Her iki tarafın da jandarmaya birbirlerinden şikayetçi olduğuna dair müracaatta bulunduğu belirtildi.

Konu ile ilgili Aramalar:

Örümcek Adam Türkiye’de

Salı, 17 May 2011 yorum yok

860 m yaptığı tırmanışla gündeme gelen Örümcek Adam Alain Robert, bu kez de Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası Sapphire İstanbul’a tırmanacak.

Son 15 yılda yüzden fazla gökdelene tırmanan ve en son dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa’ya ( 860 m) yaptığı tırmanışla gündeme gelen Örümcek Adam Alain Robert, bu kez de Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası Sapphire İstanbul’a tırmanacak. Daha önce genel olarak yasa dışı tırmanışlar gerçekleştiren Robert, bu sefer davet üzerine tırmanacak.

AÇIK FİKİRLİ TÜRKİYE

Yaptığı illegal tırmanışlardan dolayı kendisini ‘suçlu’ olarak gören Alain Robert, “Bir suçluyu davet etmek Türkiye’nin ne kadar açık fikirli bir ülke olduğunu gösteriyor.” dedi.

Robert, toplumların daha katı bir hale geldiğini belirterek insanlara sahip olduğu özgürlük duygularını yeniden hatırlattığını ifade etti. Avustralya’da yaptığı tırmanıştan ötürü ülkeye giriş izni olmadığına dikkat çeken Robert, ancak hakkında açılan tüm davalardan beraat ettiğini söyledi. Yaptığı işin çok zevkli bir meslek olduğunu dile getiren Robert, “Asıl sorun gökdelenlere tırmanmak değil. Sorun her yerimizi gözetleyen kameralar. Çünkü özgürlüğümüz kısıtlanıyor” şeklinde konuştu. Tırmanışların zaman içinde büyük dikkat çektiğini söyleyen Robert, insani amaç taşıyan çalışmalara dikkat çekmek için de tırmandığını vurguladı. 48 yaşında olan Alain Robert ilk tırmanışını 10 yaşında gerçekleştirdiğini söylüyor. Robert, tırmanmadan önce bol bol su içtiğini, makarna ya da pilav yediğini belirtiyor.

İSTANBUL SAPPHİRE TIRMANACAK

”Örümcek adam” lakabıyla tanınan Fransız tırmanışçı Alain Robert, bugün Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek binası İstanbul Sapphire’e tırmanacak. Robert, Kiler Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) tarafından 250 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen, 261 metre anten yüksekliğine sahip İstanbul Sapphire’in açılış etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilecek tırmanış öncesi, basın mensuplarıyla bir araya geldi ve bir deneme tırmanışı gerçekleştirdi.

Gökdelen tırmanışlarını genellikle yasa dışı gerçekleştirdiğini ancak zaman zaman Sapphire’de olduğu gibi davet üzerine de gökdelenlere tırmandığını söyleyen Robert, bundan önceki en son tırmanışını Dubai’de 828 metre yüksekliğe sahip Burj Khalifa’da gerçekleştirdiğini belirtti.

Konu ile ilgili Aramalar:

“Kürtçe Seçmeli Ders Olabilir”

Pazar, 26 Ara 2010 yorum yok

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, eğitim dili Türkçe olmak şartıyla Kürtçe ve diğer dillerin seçmeli ders olarak okutulmasında bir mahsur olmadığını söyledi.

HAS Parti Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, 1. Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bir süredir TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan bütçenin yeterince tartışılmadığını söyleyen Kurtulmuş, “Bütçede kaynakların önemli bir kısmı sayıları 500 bini geçmeyen rantiye kesmine aktarılıyor.” dedi. Bütçenin adaletli bir bütçe olmadığını savunan Kurtulmuş, “Nereden bulursanız bulun tüketin, ben de sizden vergi alayım, böylece bütçeyi oluşturayım mantığı ile oluşturulmuş bir bütçedir. Kalkınmayı sağlayacak bir bütçe değildir. Bu bütçe çok az sayıdaki rantiyeciyi kalkındırma bütçesidir.” diye konuştu.

Kurtulmuş iki dilli hayat ile ilgili de “Türkiye’nin resmi dili Türçedir. Türkçe dışında başka bir resmi dilin kullanılması Türkiye’nin menfaatine uygun değildir, doğru değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Ana lisanların ana sütü kadar helal olduğuna inandıklarını söyleyen Kurtulmuş; farklı dil ve renklerin yaratılışın hikmetlerinden olduğunu kaydetti. Kurtulmuş şöyle devam etti: “Resmi dil Türkçe olmak şartıyla bu topraklardaki her yurttaşın kendi ana dilini, etnik kültürünü öğrenmesi, bunları öğrenmek için her türlü imkana sahip olması, ana dilin konuşulması önündeki tüm engellerin kaldırılmasından yanayız. Bu çerçevede eğitim dili Türkçe olmak şartıyla, Kürtçe ve diğer dillerin seçmeli ders olarak okutulması, hatta sadece ders olarak değil, kültürlerin ve folklorik birikimlerin seçmeli ders olarak okutulmasının hiçbir mahsur teşkil etmediği kanaatindeyiz.”

“AKARYAKIT ZAMMINDA MİLLETLE DALGA GEÇİLİYOR”

Akaryakıt zammı ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, “Akaryakıt zammı ile ilgili gelişme kelimenin tam anlamıyla milletle dalga geçmektir.” dedi.

Kurtulmuş, “2 ila 3 kuruş petrol fiyatları indiriliyor. Dün ise 8 kuruş petrol fiyatlarına zam yapılıyor. 3.22 TL’ye satılan euro dizel, 3.30 liraya satılıyor. Kırsal motorin 3.12 liradan, 3.16 liraya yükseliyor.” şeklinde konuştu.

Hükümet yetkililerinin Türkiye’deki petrol ve motorinin otomatik olarak fiyatlandırıldığı yönünde açıklamalar yaptığını kaydeden Kurtulmuş, “Serbest piyasadan bahsediyorsunuz da, ey insafsızlar bu fiyatların içerisindeki yüzde 75′e varan vergileri de dünya piyasaları mı size emrediyor, bu vergileri getirin bu milletin üzerine koyun diye…” dedi.

Kurtulmuş, hükümetin ‘işine geldiği zaman liberal, vergi almaya geldiği zaman da komünist olarak davrandığını’ ileri sürdü.

Konuşmasında Mavi Marmara’nın İstanbul’a geleceğini de hatırlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Kırmızı çizgilerimiz diye ısrarla söylenen üç tane husus vardı. Birincisi Türkiye’den özür dilenecek, ikincisi tazminat ödenecek, üçüncüsü Gazze ambargosu kaldırılacak. Geldiğimiz noktada aradan aylar geçmiş olmasına rağmen, İsrail her fırsatta özür dilemeyeceğini söylüyor. Türkiye İsrail ile ilişkilerinde hiç Mavi Marmara’dan bu yana Gazze’nin ambargosunun kaldırılması laflarını duyuyor musunuz?”

Kurtulmuş, tazminat meselesinin ise uluslar arası hukukun labirentlerine terk edildiğini söyledi.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , , , ,

Facebook’un en popüler üyesi

Cumartesi, 18 Ara 2010 yorum yok

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’un 103 yaşındaki en yaşlı üyesi, kendisiyle ilgili haberlerin çıkmasından sonra bine yakın arkadaşlık talebi aldığını söyledi.

İngiltere’nin Pembrokeshire bölgesinde yaşayan 103 yaşındaki Lillian Lowe, haberlerin çıkmasından önce Facebook’ta çoğu aile üyelerinden oluşan sadece 20 kadar arkadaşı olduğunu belirtti.

Ancak Facebook’un en yaşlı üyesi olduğuna dair haberlerin çıkmasından sonra, dünyanın dört bir yanından 999 kullanıcıdan arkadaşlık talebi aldığını kaydetti.

Lowe, ‘Çok nazik ve moral veren mesajlar gönderdiler. Ama hepsine yanıt veremiyorum’ dedi.

Lowe’un, 104 yaşındaki Ivy Bean’in geçen Temmuz ayında ölmesinden sonra, 500 milyon Facebook kullanıcısı arasındaki en yaşlı üye olduğuna inanılıyor.

Emekli bir otel işletmecisi olan Lowe, ailesinden haber almak için haftada iki kez Facebook’a girdiğini belirtti.

Lowe, ‘Facebook’u çok seviyorum. Torunlarımı görüp, onlarla konuşabiliyorum. Çok vakit kaybettiriyor. Ama benim yaşımda çok zamanınız oluyor. Dolayısıyla Facebook kullanamayı çok seviyorum’ dedi.

Lowe, Twitter’ı da duyduğunu, ancak henüz ne olduğunu bilmediğini söyledi

İnsan beyni orta yaşlarda olgunlaşıyor

Cumartesi, 18 Ara 2010 yorum yok

Yapılan yeni araştırmalar, beynin 40′lı yaşların sonuna kadar gelişmeye devam ettiğini gösterdi.

Bilim adamları, beynin fiziksel gelişimini çocukluğun ilk dönemlerinde tamamladığını düşünüyordu ancak yeni yapılan araştırma, beynin orta yaşlarda da gelişmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Daily Telegraph’taki habere göre, yapılan beyin taramalarında, alnın arkasındaki prefrontal korteksin 30′lu ve 40′lı yaşlarda da şekil değiştirmeye devam ettiği belirlendi.

Bulgunun önemli olduğu, çünkü prefrontal korteksin insanı insan yapan önemli bir beyin bölgesi olduğunun düşünüldüğü belirtildi. Söz konusu bölgenin karar alma, toplumsal iletişim ve diğer pek çok kişilik özelliğini belirlediği düşünülüyor.

Universty College London’dan Prof. Sarah-Jayne Blakemore, yeni bulguyu İngiliz Nöroloji Sempozyumunda sundu.

Blakemore, bundan 10 yıl önce insan beyninin gelişmesinin çocuklukta tamamlandığının düşünüldüğünü belirterek, ”Ancak beyin taramalarında, bunun doğru olmadığını ve beynin on yıllarca daha gelişmeye devam ettiğini gördük” dedi.

Prof. Blakemore, beynin ergenliğin sonlarına doğru yeniden düzenlendiğini ve 30′larla 40′larda gelişmeye devam etiğini söyledi.

Mete Şaşırttı

Cumartesi, 18 Ara 2010 yorum yok

Öyle Bir Geçer Zaman ki Dizisiyle Şöhret Oldu Ama…
Dizinin ilk bölümü yayınlandıktan sonra aldığı tepkiler sonrasında tanınan bir Oyuncu haline geldiğini söyleyen Aras Bulut iynemli, “Yolda bir arkadaşımla konuşurken yanıma bir kadın geldi, “Dizinizi çok severek izliyoruz, çok güzel” dedi ve fotoğraf çektirmek istedi” şeklinde konuştu.

Dizide Mete karakterini canlandıran iymenli, tanınmanın özel hayatını etkilediğini vurgulayarak şöyle konuştu:

“Şapka takmaya başladım. Dönem filmi çektiğimiz için günlük yaşantımızda çok görünmememiz lazım. Özel hayat derseniz, bir kız arkadaşım olmadığından olumlu ya da olumsuz bir etki söz konusu değil.”

Categories: Magazin Tags: , , , ,

Altın’da rekor yükseliş

Çarşamba, 15 Ara 2010 yorum yok

Son aylarda yükselişini sürdüren cumhuriyet altının, birikim yapmak isteyenler için yeniden gözde yatırım aracı olmaya başladığı bildirildi.
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Üyesi ve Değerli Metaller ve Mücevher Ticareti Sektör Temsilcisi Murat Karteper, altının ons fiyatının dünya genelindeki gelişmelerle paralellik gösterdiğini söyledi.

BU FİYAT GÖRÜLMEDİ

Ülkeler arasındaki ilişkilerde güvensizliğin artmasıyla ons altının fiyatının arttığını dile getiren Karteper, ‘Son dönemlerde onsun ciddi bir hızla arttığını gözlemliyoruz. Öyle ki, ons bin 400′e ulaştı. Dolayısıyla da işlem gören altının fiyatları artışa geçti’ dedi.
Şu an cumhuriyet altının illere göre farklılık göstermekle birlikte 450 TL civarından alıcı bulduğunu ifade eden Karteper, şöyle konuştu:
‘Altının bu fiyatı geçmiş yıllarda gördüğünü söylemeyiz. Başka bir deyişle altın rekor fiyatını yaşıyor. Son aylarda yükselişini koruyan altının bu özelliği, halk arasındaki bakış açısının değişmesine de neden oldu.

Mesela uzun zamandan beri sadece takı için müşteri ağırlayabildiğimiz kuyumcu dükkanları bugünlerde, yatırım amaçlı başta cumhuriyet altını almak üzere yanımıza gelen müşterilerle doluyor. Hatta yatırım için gelen müşteri sayımızı katladık diyebilirim.’

Karteper, altına yatırım yapmak isteyenlerdeki artıştan banka şubelerinin de nasibini aldığını, bankalardaki hesaplarda ise külçe altının tercih edildiğini belirtti.

Konut Kredileri Düştü

Cuma, 05 Kas 2010 yorum yok

Toplam tutsat (mortgage) kredileri stoku 15 Ekim 2010 itibariyle yılbaşından buyana yüzde 24,2 artışla 52 milyar 845 milyon liraya yükselirken, 2009′de 869 milyon lira olan takipteki kredi oranı 790 milyon liraya geriledi.

DD Mortgage Genel Müdürü Murat Aysan, tutsat konut finansmanı kredilerinin 53 milyar liraya dayandığını belirtti.

Bunun toplam toplam kredilerin yüzde 11′ini, tüketici kredilerinin de yüzde 34′ünü oluşturduğuna dikkati çeken Aysan, şunları kaydetti:

”Konut kredilerinde yüzde 25′e yakın büyümenin yüzde 27-28 aralığında biteceğini öngörüyoruz. Bu da yaklaşık olarak şu anda 53 milyar lira olan kredi stokunun 55-56 milyar liraya ulaşması demek. Hatta bunun üstü bir rakam bile görebileceğimiz gibi bir hisse kapıldık son bir haftalık büyümede. Haftalık artış 500 milyon liraya yakındır, 465 milyon lira civarında. 2006′da faizlerin yüzde 1′e çok yaklaştığı zamanlarda bir kaç hafta üst üste böyle gördüğümüz büyüme kadar büyüme yaşıyoruz. Bu son derece büyük bir patlama aslında.”

Konut finansmanı kredileri içinde kanuni takibe düşmüş kredilerin 790 milyon liraya indiğini ifade eden Aysan, ”2009 sonunda bu rakam 869 milyon liraydı. Bir yandan kredi miktarı çok hızlı bir şekilde artarken, diğer yandan sorunlu kredi oranı azalıyor” dedi.

İhtiyaç kredilerinin de 57,6 milyar liraya ulaştığına dikkati çeken Aysan, genel olarak kredi iştahının önemli miktarda arttığını söyledi.

Aysan, ”Tapudaki işlem hacmi önemli miktarda arttı. Evler çok fazla alışveriş gördüğü için sorunlu krediler çok azalıyor. Çünkü insanlar evlerini satıyorlar ve borçlarını kapatıyorlar. 2009 boyunca evini satıp kredisini erken kapayan müşteriler yüzde 1 bile değildi, oysa şimdi çok yoğun biçimde arttı. Burada ev alışverişinin çok artması özellikle daha evvelden konut kredisinde sorun yaşamış insanların da elini önemli miktarda rahatlattı” dedi.

Murat Aysan, konut fiyatlarında hafifçe yukarıya doğru hareket görmeye başladıklarını, bunun da konut sektöründe alışverişin arttığını gösterdiğini vurguladı.

”FAİZ EN DÜŞÜK SEVİYESİNDE”

Bu yıl yeni verilen konut kredileri tutarının 30 milyar lirayı aşacağına işaret eden Aysan, ortalama kredi tutarının ise 65 bin liradan 70 bin liraya çıktığını ve bu rakamın yukarı doğru hareket etmesini beklediklerini kaydetti.

Aysan, Bu yıl toplam müşteri sayısının yaklaşık 350 bin olacağını, yeni verilen kredilerin 285-290 bin olacağını, geri kalanının ise yeniden yapılandırma kredileri olacağını tahmin ettiklerini belirtti.

Murat Aysan, ”Faiz oranları en düşük seviyesinde. Şu anda bileşik yüzde 10-11 aralığında. Bu yüzde 0,79 ile yüzde 0,85 aralığında diyebiliriz. Bu kadar düşük faiz seviyesine gelinmesi alım gücünü etkilemiş durumda. Ortalama vade de 7 yıldan 9 yıla doğru hareketleniyor. Vade de yavaş yavaş yükseliyor. Bu da bize daha çok insanın konut aktivitesinin içine girdiğini gösterir” dedi.

EKİM AYINDA 50 MİLYON LİRAYA YAKIN KREDİ”

DD Mortgage olarak hızlı bir şekilde büyüdüklerini, aylık verdikleri kredi adedinin 300′e ulaştığını ifade eden Aysan, şunları kaydetti:

”Bir şubeli organizasyon açısından ayda 300 kredi vermek önemli bir rakam. Biz şu anda 170 milyon liralık bir stokun üstünde oturuyoruz. Bu 170 milyon liralık stokun sene sonunda 200 milyon liraya çıkacağını hatta bir miktar aşacağını görüyoruz.
Sadece Ekim ayında 50 milyon liraya yakın yeni kredi vermiş olduk. Şirket hızlı bir şekilde büyüyecek. Artık herkes bizi biliyor. Kadromuzu büyüttük, şu anda 60 kişiye yaklaştık. Yeni şube açmak için hazırlıklarımızı tamamladık. Yeni şubelerden birini İstanbul’da birini de Ankara’da açmayı düşünüyoruz hemen gelecek senenin başında. Altyapı tarafında yaptığımız gelişmeyle beraber kredi kullandırım ile kredi kullandırım sonrası hizmetleri de Türkiye’de ilk defa birbirinden ayırdık.”

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , , , ,