arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Diye’

Cep Telefonunun Zararları

Perşembe, 02 Haz 2011 yorum yok

Amerika Çevre Sağlığı Örgütü (Environmental Health Trust) Kurucu Başkanı ABD’li doktor Devra Davis, vücut ve beynin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emdiğini belirterek, ”Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” dedi.
İstanbul Kadir Has Üniversitesinde gerçekleştirilen ”Cep telefonunun sağlığa zararları” konulu konferansa ilişkin yapılan açıklamaya göre, konferans Türkiye, Fransa, Yunanistan, İtalya, İsrail ve Amerika’daki araştırma merkezlerinden gelen uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.
Konferansta konuşan Davis, bugün dünyada cep telefonları tarafından üretilen mikrodalga radyasyon seviyesinin spermlere zarar verdiğine dikkati çekerek, ”Günde yaklaşık 2 saat cep telefonu kullanan erkeklerin sperm sayısı normal erkeklere nazaran yüzde 30 düşürüyor. Günde 4 saatten daha uzun süre cep telefonu kullanımı ise sperm sayısını yüzde 40 oranında azaltıyor. Dolayısıyla bu kişilerin çocuk sahibi olma ihtimalleri azalıyor. Ayrıca hamilelik sırasında bebeklerin DNA ve hafızalarını olumsuz etkiliyor” dedi.
Titreşimli dijital cep telefonu sinyallerinin de bağışıklık sistemini onaran insan kan hücrelerine, saç köklerine ve lenfositlere zarar verdiğini ve tahrip ettiğini vurgulayana Davis, cep telefonunun kulakta veya kulağa yakın mesafede 50 dakikadan fazla tutulmasıyla sağlıklı bir bireyin beyninde değişikliklere yol açtığına dikkat çekerek, ”Vücut ve beyin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emiyor. Telefon ile konuştuğumuz zamanlarda mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” diye konuştu.
Konferansta konuşan Prof. Dr. Lloyd Morgan ise da telefonlarının baz istasyonları tarafından üretilen mikrodalga radyasyon seviyesinin, mikrodalga fırın içerisinde olduğu kadar büyük olduğuna dikkat çekerek, ”İnsanların bu kadar yakınında olmaları yasaklanmalıdır. Türkiye, aktif olan baz istasyonların yerleşim yerlerine kurulmasını yasaklayan düzenlemeler yapmalıdır” dedi.
Gazi Üniversitesi Biyofizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Seyhan da Türkiye’nin baz istasyonu yerleştirme konusunda özel bir dikkat harcaması ve insanların onlarla direkt temas kurmalarını engellemek için girişimlerde bulunulması gerektiğinin altını çizdi.
Toplantıda açıklanan Atina Üniversitesi Hücre Biyolojisi ve Biyofizik Bölümü ”Elektromanyetik Biyoloji Araştırma Takımı” çalışmasında ise cep telefonlarının özellikle hafızaya zarar verdiği, nörolojik proteinleri ve beyin metabolizma proteinlerinin etkisini değiştirdiği ve DNA tahribatına neden olduğu bilgileri yer aldı.

-ALINABİLECEK ÖNLEMLER-

Açıklamaya göre, Amerika Çevre Sağlığı Örgütü Kurucu Başkanı Devra Davis’in ”Cepteki Tehlike” kitabında, cep telefonlarının zararlarından korunmak için alınabilecek en etkili bazı önlemleri şöyle sıraladı:
”-Cep telefonunuzu hiçbir zaman direkt olarak başınıza veya vücudunuza tutmayın.
-Cep telefonu ile konuşurken diafon, kulaklık, hands-free cihazları veya tüplü kulaklık kullanın.
-Mümkün oldukça sabit telefonları kullanmaya çalışın.
-Cep telefonunuz açıkken vücudunuza yakın bir yerde taşımayın. Örneğin cep telefonunuzu cebinizde veya göğüsünüzde taşımayın. Cep telefonunuz açıkken, kullanmıyor olsanız bile radyasyon yaymaya devam eder.
-Cep telefonunuzun sinyal seviyesi düşükken veya cep telefonunuz çekmediğinde daha güçlü çalışır ve daha çok radyasyon yayar.
-Cep telefonlarını çocuklardan uzak tutun.
-Çocuklar yetişkinlerden en az 2 kat daha fazla mikrodalga radyasyon emerler. Hamileler cep telefonlarını karınlarından kesinlikle uzak tutmalıdır.
-Uyurken cep telefonunuzu yakınınızda bulundurmayın. Siz uyursunuz, ancak cep telefonunuz uyumaz. Cep telefonunuz açık olduğu müddetçe radyasyon yaymaya devam eder. Cep telefonunuzu yastığınızın altına, yatağınızın yanındaki komodine veya uyumakta olan birinin yakınına koymayın.”

AA

Konu ile ilgili Aramalar:

Duman’ın Konser Albümü

Salı, 31 May 2011 yorum yok

Türk rock müziğinin sadık bir dinleyici kitlesine sahip önemli gruplarından Duman’ın, 32 şarkıdan oluşan 2 CD’lik konser albümü “Canlı” 3 Haziran’da Pasaj Müzik etiketiyle yayınlanıyor.

Kaan Tangöze (vokal/gitar), Batuhan Mutlugil (gitar), Ari Barokas (bas) ve Cengiz Baysal’dan (davul) oluşan Duman, bugüne kadar beş stüdyo albümü ile bir konser albümü ve DVD’sini müzik severlerin beğenisine sundu.

Prodüktörlüğünü Duman’ın üstlendiği, Durul Seren’in kayıt, miks ve masteringini yaptığı “CANLI” albümünün ilk klibi “Helal Olsun” olarak belirlendi. Sözleri Kaan Tangöze müziği Batuhan Mutlugil’e ait Hürcan Emre Yılmazer yönetmenliğinde çekilen klip, 7 Kasım 2010 tarihli Bostancı Gösteri Merkezi konserinin görüntülerinden oluşuyor.

DUMAN’dan ilk defa akustik yorumlar ve sürpriz iki cover şarkı…

2010 ve 2011 yıllarında yapılan beş farklı konserin kayıtlarından oluşan “CANLI” albümündeki şarkılar, rock müzik severlerin beğenisine 2 CD’de sunuldu. Merakla beklenen çalışmanın en büyük özelliği bazı Duman şarkılarının akustik olarak yeniden yorumlanması. “Dibine Kadar”, “Sarhoş”, “Elleri Ellerime” ve “Haberin Yok Ölüyorum” gibi şarkıların akustik yorumların yer aldığı albümün bir diğer sürprizi de cover şarkılar. Yıllar önce Erkin Koray’ın yorumladığı söz ve müziği Burhan Bilgin’e ait olan “Sen Yoksun Diye” ve Aşık Veysel’in “Kara Toprak” türküsü albümün dikkat çeken çalışmaları.

Konu ile ilgili Aramalar:

“Doktorun ağzında kulağımı gördüm”

Cuma, 20 May 2011 yorum yok

KONYA’nın Seydişehir İlçesi’nde tartışma sonucu burnunu kırdığı 40 yaşındaki aile hekimi Ahmet Özcan’ın, ısırması sonucu kulağının bir bölümü kopan eczacı kalfası 29 yaşındaki Kenan Aksakal, psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Aksakal, ”Kavga ederken yere düştük ve arbede halinde iken doktorun dişlerini gördüm ve beni ısıracağını anladım. Daha sonra doktorun ağzında kulağımı gördüm” dedi. Burnu kırılan doktor Özcan ise, ”Burnum kırılıp, kan boşaldıktan sonra kendimi kaybettim. Ne olduğunu hatırlamıyorum” diye konuştu
Seydişehir 2 Nolu Sağlık Ocağı’nda Aile Hekimi olarak görev yapan Dr. Ahmet Özcan, mobil hizmet kapsamında geçen salı günü Gökhüyük Köyü’ndeki tek odalı sağlık evine gitti. Dr. Özcan, iddiaya göre hastalarını muayane ettiği sırada, yine mobil hizmet kapsamındaki nöbetçi eczanenin kalfası Kenan Aksakal, hastaların reçetelerini almak için odayı girip beklemek istedi. Dr. Özcan, Aksakal’a dışarıda beklemesini söyledi. Bunun üzerine doktor ile eczacı kalfası arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Dr. Özcan, eczanenin sahibiyle telefonla görüştü. Ardından Kenan Aksakal sağlık evinden ayrıldı.

’KULAK DİKİLEMEDİ’

Gökhüyük Köyü’ndeki hastalarını muayane eden Dr. Ahmet Özcan, otomobiliyle Madeni Köyü’ne geçtiği sırada Kenan Aksakal, önünü kesti. Bunun üzerine Aksakal ve Özcan otomobillerinden indi. İddiaya göre Aksakal, Özcan’a kafa atarak burnunu kırdı. Dr. Özcan da, Aksakal’ın sağ kulağını ısırdı. Kulağının bir bölümü kopan Aksakal, ambulansla Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.

Kulağının kopan bölümü aşırı derecede zedelendiği için dikilemeyen ve tedavisi süren Aksakal, yaşadığı olaylar nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Aksakal, “Ben doktora kafa atmadım. Konuşmak için yanına gittim. O, ’Sana gıcık oluyorum’ diyerek beni ittirdi. Kavga ederken yere düştük ve arbede halinde iken doktorun dişlerini gördüm ve beni ısıracağını anladım. Daha sonra doktorun ağzında kulağımı gördüm. Bu olay karşısında psikolojim bozuldu. Ayrıca oğlum yanıma geldiğinde, ’Baba senin kulağını ne zaman tamir ettireceğiz?’ diye soruyor. Onun bu sorusu karşısında çok üzülüyorum” diye konuştu.

’BURNUMDAN KAN BOŞALINCA KENDİMİ KAYBETTİM’

Burnu kırıldığı için 10 günlük iş göremez raporu aldığını belirten Dr. Ahmet Özcan da şunları anlattı:

”Hastaları muayene ettiğim için Kenan Aksakal’a dışarıda beklemesini söyledim. Çünkü diğer eczanelerin görevlileri de dışarı bekleyip, reçete işlemlerini yapıyorlar. İtiraz etti. Tartıştık. Sonra sağlık evinden ayrıldı. Diğer köye giderken önümü kesti. Bana kafa atıp burnumu kırdı. Burnumdan kan boşalınca kendimi kaybettim. Ne olduğunu hatırlamıyorum.”

Her iki tarafın da jandarmaya birbirlerinden şikayetçi olduğuna dair müracaatta bulunduğu belirtildi.

Konu ile ilgili Aramalar:

“Teknik direktör Terim, Elmander tamam”

Perşembe, 19 May 2011 yorum yok

Galatasaray’ın çiçeği burnunda başkanı Ünal Aysal katıldığı % 100 Futbol’da Güntekin Onay ve Rıdvan Dilmen’in konuğu oldu. Aysal, NTV Spor canlı yayınında sarı-kırmızılı takımın yeni teknik direktörünün Fatih Terim olduğunu resmen açıkladı. Aysal, Bolton’ın yıldızı Elmander ile kesin olarak anlaştıklarını da söyledi.

Galatasaray’ın yeni başkanı Ünal Aysal, % 100 Futbol’da Güntekin Onay ve Rıdvan Dilmen’in sorularını yanıtlıyor. Aysal, NTV Spor canlı yayınında sarı kırmızılı takımın teknik direktörünün Fatih Terim olduğunu açıkladı.

Aysal, Saat 20:45. Adnan Polat başkan 20:45′i çok sever biliyorsunuz. Onun tam saati, o zaman açıklayabilirim sorun değil. Bugün 19.05 itibariyle sayın Fatih Terim ile el sıkıştık, tam mutabakat sağladık. ikimiz de güçlerimizi Galatasaray için birleştirmeye ve Galatasaray’ın başarısı için elimizden gelen her şeyi yapma kararını aldık. Bu yakın işbirliği yarın sabahtan itibaren başlayacak. Bizim aramızda şu anda el sıkışmak önemli. Hoca da sözünün adamıdır, bende sözümün arkasında her zaman durmuşumdur. Bizim el sıkışmamız yeterli” diye konuştu.

“TERİM KARARIMDAN SON DERECE EMİNİM, ENDİŞEM YOK”
“Biz Terim ile aynı heyecanı paylaştığımızın farkına vardık” diyen Aysal, “Ben değişik bir insan buldum. Yani benim de medyadan takip ettiğim sanki işte imparator anahtarı alırım, kimseyi oraya sokmam, elimde sopayla herkesi kovalarım imajı vardı. Ama katiyetle böyle bir şey görmedim. Uzlaşıcı, beraber çalışma arayışında olan ve yardımcı, yardımlaşmayı seven bir insan gördüm. Benim için sürpriz oldu. Ben Fatih hocayı eskiden tanımıyorum. Bu geçtiğimiz dönemde yakından tanıma imkanına kavuştum. Doğrusunu isteseniz aldığım karardan da son derece eminim, herhangi bir endişem yok. Yardımcılarıyla ilgili bir şey, o önümüzdeki günlerde toparlayacağımız bir şey, muhakkakki orada da ideal kadroyu bulacağız” dedi.

“BÜTÜN ÇÖZÜMLERİMİZ UZUN VADELİ”
Her zaman uzun vadeli çözümlerden yana olduğunun altını çizen Ünal Aysal, “Yani Fatih Terim gibi bir hocayla kısa vadeli bir iş düşünmeniz hem ona, hem de kulübe saygısızlık olur. Zaten hiçbir çözümümüz kısa vadeli değil. Bütün çözümlerimiz uzun vadeli ve buna en uygun profil olarak da hocanın profili bana göründü. Bu evvelden alınmış bir karar değil. Çoktan beri takip ettiğim, tereddüt ettiğim, yabancı hocalarla da mukayese ettiğim vakit bugün Fatih Terim hocanın burada ağırlıklı bu görevin en iyi adayı olduğunu tespit ettiğim ve kendisine teklifi götürmüştüm 2 gün önce. Konuştuk, o da düşündü, bende biraz düşündüm. Özellikle hoca için yeni bazı şeyler olabilirdi. Gördüğünüz gibi sizler için de yepyeni benim bazı yaklaşımlarım, hoca için de alışmadığı bir şeyler olabilirdi. Ama çok mutlulukla tespit ettim ki özellikle kurumsallık konusundaki ısrarlarım hoca tarafından büyük bir memnuniyetle karşılandı. Kendisinin özellikle ikinci defa Galatasaray’ın başına geldiği vakit sorunların çoğunlukla kurumsallığın olmamasından kaynaklandığı konusunu analiz ettik beraber. “Eğer ben bir ekip içinde çalışsaydım, bu desteği görseydim çok daha başarılı olurdum” dedi ki ben buna inandım, yürekten böyle olduğuna inanıyorum. Çünkü o günkü yapıyı da biliyorum. Burada ‘yiğidi öldür, hakkını ver’ yani biraz da bunun olması lazım. Demek ki kurumsal yapıda bir ekip halinde çalışılacak. Herkes kendi kısmının gereğini yapacak ama karşılıklı görüşme, konuşma ve fikir birliğinle en iyisini bulacağız. Zaten benim de yaklaşımım “anahtarı ver kurtul” değil katiyetle. Çözüme katıl, gerekli desteği ver, gerekli denetlemeyi de yap, en iyi neticeyi al’ politikasıdır. Hocayla bu konuda tam bir görüş birliğine vardığımız için de çok mutluyum bu akşam” şeklinde konuştu.

“SUYUN SICAKLIĞINI ÇOK İYİ BİLİYORUM”
Aysal, “Bu bir bayrak yarışı demiştim. Bayrak yarışını gözünüzün önüne getirin. Bir oyuncu koşarken, öbürü de beraber koşuyor bir müddet ki alayım. Ondan sonra bir hızı yakaladıktan sonra alıyor ve devam ediyor. Bu sözüm bu kasıtla söylenmiş bir sözdü, uluorta söylenmiş bir söz değildi, bilinçli bir sözdü. Ben bu olayı bayrak yarışı olarak başlattım. Ben Galatasaray’ı üye olduğum günden beri çok yakından takip ediyorum. Oyuncu alım satımları falan değil, gündelik takip ettim. Bu dönem içinde gazetelerde bana sorulduğu vakit, beyanatlarım oldu, yazılarım oldu, röportajlarım oldu, Galatasaray camiası beni tanıdı, yani ben son 2-3 ay içinde ortaya çıkmış bir adam değilim. Tanıyan tanıyordu ama tanımayan da tanımıyordu. Ön planda olmamama rağmen işin içindeydim her zaman için. Yani bugün ben soğuk bir suya atlamış değilim, suyun sıcaklığını çok iyi biliyorum. Galiba seçmenim de, üyelerimiz de bu şekilde davrandı ki bana ve benim ekibime teveccüh ettiler. Kendilerine bir kere daha teşekkür ediyorum burada, bence de iyi yaptılar” ifadelerini kullandı.

“SÖZ VERMİŞTİM VE TUTTUM”
Başkan Aysal, Galatasaray ile uzun zamandır ilgilendiğinin altını çizerken, “Galatasaray’daki bütün gelişmeleri takip ediyorum. Hatta özellikle üye olduktan sonra da çok daha yakından ilgilenmeye başladım. Bu benim tabiatımda var. Bir yere üyeysem, eğer bir sistemin içindeysem o sistemle çok yakından ilgilenmek gibi eskiden gelen bir alışkanlığım var. Ama başkan olmak gibi bir niyetim, heyecanım olmadı hiçbir zaman. Ancak bu geçtiğimiz aylar içinde kulüpteki hiç istenmeyen gelişmeler karşısında ben bir açıklama yaptım zaten. Benim ismim medyada telaffuz edildi, kulübümüzün diğer duayenleri tarafından. Ben de o zaman şöyle bir açıklama yaptım, “Kulübün bugünkü şartlarda deneyimli, enerjik ve bu işi başarabilecek genç kadrolar bu göreve talip olurlarsa ben destek veririm” dedim. Ve olmazlarsa da “Elimi taşın altına koyarım” dedim, böyle bir söz vermiş bulundum. Sonra zaman içinde bu göreve talip olan kadrolara baktığım vakit, sanki genelde bir isteksizlik var, herkes bugünkü ortamdan çekiniyor gibi bir durum doğdu. Onun üzerine sözümü tutmak zorunda kaldım ve aday oldum” dedi.

“TAKIMIN BUGÜNKÜ DURUMU TRAFİK KAZASI”
Kulübün bu seneki içinde bulunduğu durumu trafik kazası olarak niteleyen Aysal, “Bugünkü durum bir trafik kazası, yani hep öyle görüyorum. Aynı kelimeyi kullanıyorum, çünkü buna inandığım için söylüyorum. Kulüp projelerinde başarılı etaplar katetti ama bir nakit sorunu yaşandı son özellikle bir kaç ay içinde. Tabii bu yukarıda bazı uyumsuzluklar yarattı. Bu uyumsuzluklar aşağı doğru süzüldüğü vakit yeşil sahaya kadar indi ve Galatasaray hiç arzu edilmeyen ve hiç alışmadığı, bugüne kadar hiç tatmadığı, 20 seneden beri tatmadığı bir levhada 14. pozisyona kadar indi. Bu tabii camianın alışmadığı bir şey. Tabii infial oldu. Geldiğimiz durum işte bu neticede” diye konuştu.

“BENİM BUGÜNKÜ PROGRAMIM SADECE 3 SENE”
Bugünkü planlarının sadece önümüzdeki 3 yıl için olduğunu söyleyen Aysal, “Ben 3 yıllık bir program yaptım kendime. Bu 3 yılda inşallah hedeflediğim yerlere gelebilirse arkadaşlarımızla beraber, 3 yıl sonunda ben müsaade isteyeceğim. Ama her şey çok iyi gider, camia “Gel bunun 3 sene de keyfini sür” derse bu da bir ihtimal ama o gün ne yapacağıma karar vermedim ama bugün benim programım sadece 3 sene” şeklinde konuştu.

“BEN KONUŞMAM EYLEM YAPARIM”
Kendisinin genel felsefesinin netice odaklı çalışmak olduğunu söyleyen Ünal Aysal, “Kendime koyduğum hedeflere varabilmek için de öncelikle sözün kısa kesilip eylemin yapılmasına inanırım. Eylemciyim ve görevim bir şeyleri yoluna koymak, o görevi yapmam gerekiyor. Bu konuşarak olmuyor. Konuşarak camia içindeki bazı uzlaşmaları, birleşmeleri ve bazı barışmaları yaratmam gerektiğine inanıyorum. Konuşmanın da bir faydası var ama bir yere kadar, ondan sonra esas eylemi gerçekleştirmeniz lazım. Tahmin ediyorum ki, uzlaşma ve huzur verme yönünden biz bir etap kaydettik zaten. Şu anda öyle hissediyorum. Gerektiği vakit her zaman medyayla beraber olacağım, bana düşen görev bu ama bunu da fazla istismar etmemek lazım, esas görevimiz bizim büroda, makine dairesinde hep onu söylüyorum” dedi.

“KURUMSAL YAPIYI İŞLER HALE GETİRMEMİZ LAZIM”
Aysal, “Galatasaray, 500 senelik bir eğitim müessesesi gerçeğini bir kenara bırakırsak, 106 yaşında, bir asrı devirmiş, yeni bir asra hazırlanan büyük bir kurum. Büyük imkanları var, o imkanların bazında ben gayrimenkuller, paralar ben bunlardan bahsetmiyorum, insan gücü var. Bir kültür birliği ve bizim çok ciddi bir insan kaynağı zenginliğimiz var Galatasaray’da, bunu değerlendirmek lazım ve bunu 21. yüzyıla girerken kulübe muhakkak katkı olarak sunmamız gerekiyor. Yapılacak çalışmaların bazında bu geliyor. Bu ne demek? Belki aynı şeyi tekrarlıyor gibi görünüyorum ama çok önem verdiğim bir şey. Bu kurumsal yapının tesisi işler hale getirmesidir. Baktığımız vakit kulüplere kurumsal yapı hepsinde var ama yapı işlemiyor. Yapılar başkanların elinde ve başkanın bir talimatıyla 3 kişi atılıyor, 5 kişi alınıyor. Şu sporcu alınıyor, bu sporcu satılıyor. Ben Galatasaray’da hedeflediğim ve idealize ettiğim durum, bunun kurumsal yapı içinde ve bir saygınlık içinde cereyan etmesi, bunun kendi kendine işleyen bir mekanizma haline gelmesi, kişilere bağlı olmaması, yarın öbür gün bir başkan görevini bitirdi, ayrıldı. Yeni gelecek başkanın sil baştan yapmayacağı bir düzen içinde çalışmaya başlanması. Profesyonel diyorsunuz, profesyonelliğin bazında para yatıyor. Bu bir holding yapısı içinde gerçekleştirilirse, ki altında zaten oraya gelinmiş bir takım şirketler var. Bu şirketlerin bir kısmı SPK’ya vs. falan kontrol ediliyor bunlar tarafından. Bu yapının iyi çalıştırılması lazım. Zaten mecburuz bunu iyi çalıştırmaya, düzenli çalıştırmaya. Bunun da esasları o kadar zor şeyler değil. Bütün mesele sistemin doğru kurulması ve kuralların iyi anlatılması. Arkası kolay gelir bunun ve bunun da bazında iyi bir planlama, iyi bir bütçeleme, iyi bir kontrol etme geliyor. Bunun dışında kolay yürüyecek bir sistem” diye konuştu.

Konu ile ilgili Aramalar:

Hasta öğrenci yerine robotu derse giriyor

Çarşamba, 26 Oca 2011 yorum yok

Rusya’da 12 yaşındaki Stepan adlı lösemi hastası öğrenci bağışıklık sistemi evden ayrılmasına izin vermediği için kendi adını taşıyan robotla derslerini takip ediyor.

Nasıl mı? Robot Stepan bir web kamerası, mikrofon ve hoparlörle donatılmış. Robotun önündeki ekran Stepan’ın ders sırasında öğretmene bir soru sorabilmesine imkân tanıyor.

‘Derste gibi hissediyorum’

Eylül ayından beri robot, Stepan’ın tarih, coğrafya, İngilizce ve Fransızca derslerini izlemesini sağlıyor. Stepan, “Robotun başını sağa sola çevirebiliyorum. Gerçekten kendimi sınıftaymış gibi hissediyorum” diye konuştu. 4500 lira değerindeki robot internet aracılığıyla dünyanın her yerinden kontrol edilebiliyor.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags: , , ,

Yılanları Evlendiriyorlar

Salı, 04 Oca 2011 yorum yok

Kamboçya’da her yıl “uğursuzluğu kovmak için” ilginç bir adet gerçekleştiriliyor. Kamboçyalı köylüler, her yıl köylerine uğursuzluk uğramasın diye piton yılanlarını birbirleriyle evlendiriyor.

Kamboçya’da bu yıl da gerçekleştirilen geleneksel piton düğünlerine yüzlerce kişi akın etti. Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh şehrinden yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan One köyünde, gelin Chamreun ve damat Krong Pich, yüzlerce insanın katıldığı bir düğünle evlendirildi. Kamboçyalı köylülere göre, piton yılanlarının evlendirilmesi, o köye şans ve başarı getireceğine inanılıyor. Aksi takdirde, bütün köye uğursuzluk gelmesinden korkuluyor.

Büyük bir çoğunluğun Budist olduğu köyde yapılan yılanların düğünde, iki Budist din adamının yılanları kutsaması ve topluca yapılan duaların ardından, müzikli eğlencelerle sonlandırılıyor. Hangi yılanların evleneceğine ise köy halkı beraber karar veriyor.

Categories: Genel Tags: , , , , , , , ,

G.Saray’da 4 bomba birden patlayacak

Salı, 14 Ara 2010 yorum yok

Cimbom devrede almayı planladığı 4 futbolcu için 15 Milyon Euro daha bütçe ayırdı.

G.Saray sezon başında Cana, İnsua, Misimovic ve Pino’ya 16 milyon Euro ödedi ama 4 yabancıdan beklediği verimi alamadı. Aslantepe dolsun diye takım yeni yabancılarla süslenecek. Emana, Jenas, Baptista yine gündemde. 4. isim sürpriz.

Galatasaray’da devre arasında yapılması planlanan transferler için, yönetimyine dev bir bütçe ayırdı. Ligde tarihinin en başarısız sezonunu geçiren Sarı-Kırmızılılar, 15 Ocak’ta açılacak olan Türk Telekom Arena’ya giderken, taraftarların ilgisini çekmek ve sezon sonunda Avrupa kupası iddiasını sürdürebilmek için 15 milyon Euro’luk bir transfer bütçesi daha ayırdı.

Yönetim sezon başında da yine benzer bir bütçeyi yeni transferler için ayırmış ancak alınan sonuçlarla büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Misimovic’i Wolfsburg’tan 8 milyon Euro bedelle alan G.Saray, Arnavut Cana için 4.5, Kolombiyalı Pino için de 3 milyon Euro ödemişti. Arjantinli İnsua’yı da 750 bin Euro karşılığında Liverpool’dan bir yıllığına kiralayan yönetim, böylece sezon başında renklerine bağladığı 4 yabancısı için, sadece bonservis bedeli ve kiralama ücreti olarak toplam 16 milyon 250 bin Euro ödemeyi garanti etmiş oldu.

Sarı-Kırmızılılar’da ilginç ve ilginç olduğu kadar da gizli bir çekişme yaşanıyor. Devre arası transferinde Hagi ile yönetimkelimenin tam anlamıyla ayrı tellerden çalıyor. Yönetim, Hagi’nin tercihlerini Rumen futbolculardan yana kullanmak istemesine karşılık farklı isimler peşinde. Listenin başında ise Romalı Baptista, Real Betis’li Emana ile Tottenham’lı Jenas bulunuyor. Bu oyuncunun yanına bir de Rumen ekleme planlarıyla birlikte Cimbom’un kasasından 4 futbolcu için 15milyon Euro daha çıkacak. (Htspor)

3000 Yılda bir açan çicek

Çarşamba, 13 Eki 2010 yorum yok

Bitkilerin üzerinde parazit olarak yaşadığı öğrenilen çiçeğin sap uzunluğu 5 ile 7 milimetre arasında değişirken, dünyada bugüne kadar sadece 17 adet ‘udumbara’ tespit edildiği biliniyor.

Bursa’nın Gözede köyünde elma toplamaya giden Mücahit Ketenci, kopardığı elmanın üzerinde bulunan çiçeği çok küçük olmasına rağmen fark ettiğini söyledi. Ketenci, daha önce medyada çiçekle ilgili haberlerin yer alması sebebiyle ‘udumbara’yı tanımakta zorluk çekmediğini kaydetti.

Komşularının büyük ilgi gösterdiği çiçekten dünyada sadece 17 tane olduğunu belirten Ketenci, Allah’ın böyle bir çiçekle insanlara çok şey anlattığını, bundan ibret almamız gerektiğini söyleyerek bu konuyla ilgili maddi çıkar sağlayacak herhangi bir teklife sıcak bakmayacağını bildirdi. Bursa’ya ve insanlığa faydalı olmak adına istenmesi halinde çiçeği seve seve verebileceklerini açıklayan Ketenci, ‘Böyle bir şeyden maddi çıkar sağlamayı düşünmek bana göre ters” dedi.

Ketenci, çiçeği bir an önce yetkililere teslim etmek istediğini, bu kadar nadir bulunan bir çiçeğin yok olmasından büyük üzüntü duyacağını ifade etti. Yetkililerden ilgi beklediğini belirten Ketenci, ‘Udumbara çiçeği, eğer insanlara, Bursa’ya faydalı olacak ve araştırmalara konu olacaksa her türlü yardıma hazırım’ diye konuştu.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , , , ,

Başbakan Trabzonda Sert Konuştu

Pazar, 13 Haz 2010 yorum yok

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon’daki toplu açılış ve TOKİ anahtar teslim töreninde yaptığı konuşmada, bazı basın organlarında Türkiye’nin Batı’dan koptuğuna ilişkin haberlerin yer aldığını söyledi.
”Önceki gün yine manşet attılar, ‘Türkiye Batı’dan kopuyor, Türkiye yönünü Arap ülkelerine döndü’ diye yaygara koparıyorlar. Açın bakın İsrail basınına da inadına aynı şeyi söylüyorlar” diyen Erdoğan, kısaca şunları söyledi:
”İsrail destekli uluslararası basın da aynı şeyi söylüyor. Talimatı aynı yerden alıyorlar. O yabancı gazete, İsrail’e hizmet etmek için kurulmuş, görevini yapıyor. Peki sen kime hizmet ediyorsun? Sen hangi görevi yerine getiriyorsun?
Senin ülken bir mücadele veriyor, senin milletin ayağa kalkmış, ölen kardeşleri için ağlıyor. Peki sen hangi ülkeye hangi millete hizmet ediyorsun? devamını oku…

Konu ile ilgili Aramalar:

Galatasarayın Daha Yapacağı VAr

Cumartesi, 12 Haz 2010 yorum yok

Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat önemli açıklamalarda bulundu.
Ezeli rakibi Fenerbahçe’nin etik dışı davrandığını söyleyen Polat, Lig Tv’de katıldığı programda, Stoch için epey zamandır uğraş verdiklerini belirterek, ”Üzgün, kırgın ya da kızgın değilim. Prensip olarak biz rakiplerimizin yurt dışı hatta yurt içi transferleriyle hiç ilgilenmedik. İşlerini bozmamak için biz bu işlere hep uzak durduk. Ama Stoch ile ilgili Fenerbahçe’nin dün akşam Chelsea ile görüştüğünü biliyorduk. Anlaşmışlar, hayırlı olsun. Biz bu transferde tıkanmadık. Kendi dengelerimiz var, maliyetlerimiz var. UEFA’nın 2012 kriterlerini düşünerek, bütçe prensiplerine uyma kararı aldık. Ne olursa olsun biz transferi yapalım, diye bir düşüncemiz yok. Fenerbahçe Kulübü büyük bir zafer kazanmış gibi teklifleri ikiye katlayarak futbolcuyu aldı, olabilir. Bundan sonra demek ki rakiplerimizle ilgili düşünceleri gözden geçirip, tavrımızı ona göre belirleyeceğiz” diye konuştu. devamını oku…