arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Uzun’

Cep Telefonunun Zararları

Perşembe, 02 Haz 2011 yorum yok

Amerika Çevre Sağlığı Örgütü (Environmental Health Trust) Kurucu Başkanı ABD’li doktor Devra Davis, vücut ve beynin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emdiğini belirterek, ”Cep telefonu ile konuştuğumuz zamanlarda, mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” dedi.
İstanbul Kadir Has Üniversitesinde gerçekleştirilen ”Cep telefonunun sağlığa zararları” konulu konferansa ilişkin yapılan açıklamaya göre, konferans Türkiye, Fransa, Yunanistan, İtalya, İsrail ve Amerika’daki araştırma merkezlerinden gelen uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.
Konferansta konuşan Davis, bugün dünyada cep telefonları tarafından üretilen mikrodalga radyasyon seviyesinin spermlere zarar verdiğine dikkati çekerek, ”Günde yaklaşık 2 saat cep telefonu kullanan erkeklerin sperm sayısı normal erkeklere nazaran yüzde 30 düşürüyor. Günde 4 saatten daha uzun süre cep telefonu kullanımı ise sperm sayısını yüzde 40 oranında azaltıyor. Dolayısıyla bu kişilerin çocuk sahibi olma ihtimalleri azalıyor. Ayrıca hamilelik sırasında bebeklerin DNA ve hafızalarını olumsuz etkiliyor” dedi.
Titreşimli dijital cep telefonu sinyallerinin de bağışıklık sistemini onaran insan kan hücrelerine, saç köklerine ve lenfositlere zarar verdiğini ve tahrip ettiğini vurgulayana Davis, cep telefonunun kulakta veya kulağa yakın mesafede 50 dakikadan fazla tutulmasıyla sağlıklı bir bireyin beyninde değişikliklere yol açtığına dikkat çekerek, ”Vücut ve beyin her an cep telefonlarının yaydığı mikrodalga radyasyonun yarısını emiyor. Telefon ile konuştuğumuz zamanlarda mikrodalga radyasyon nedeni ile beyin hücrelerimizin bir kısmı ölmeye başlıyor” diye konuştu.
Konferansta konuşan Prof. Dr. Lloyd Morgan ise da telefonlarının baz istasyonları tarafından üretilen mikrodalga radyasyon seviyesinin, mikrodalga fırın içerisinde olduğu kadar büyük olduğuna dikkat çekerek, ”İnsanların bu kadar yakınında olmaları yasaklanmalıdır. Türkiye, aktif olan baz istasyonların yerleşim yerlerine kurulmasını yasaklayan düzenlemeler yapmalıdır” dedi.
Gazi Üniversitesi Biyofizik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nesrin Seyhan da Türkiye’nin baz istasyonu yerleştirme konusunda özel bir dikkat harcaması ve insanların onlarla direkt temas kurmalarını engellemek için girişimlerde bulunulması gerektiğinin altını çizdi.
Toplantıda açıklanan Atina Üniversitesi Hücre Biyolojisi ve Biyofizik Bölümü ”Elektromanyetik Biyoloji Araştırma Takımı” çalışmasında ise cep telefonlarının özellikle hafızaya zarar verdiği, nörolojik proteinleri ve beyin metabolizma proteinlerinin etkisini değiştirdiği ve DNA tahribatına neden olduğu bilgileri yer aldı.

-ALINABİLECEK ÖNLEMLER-

Açıklamaya göre, Amerika Çevre Sağlığı Örgütü Kurucu Başkanı Devra Davis’in ”Cepteki Tehlike” kitabında, cep telefonlarının zararlarından korunmak için alınabilecek en etkili bazı önlemleri şöyle sıraladı:
”-Cep telefonunuzu hiçbir zaman direkt olarak başınıza veya vücudunuza tutmayın.
-Cep telefonu ile konuşurken diafon, kulaklık, hands-free cihazları veya tüplü kulaklık kullanın.
-Mümkün oldukça sabit telefonları kullanmaya çalışın.
-Cep telefonunuz açıkken vücudunuza yakın bir yerde taşımayın. Örneğin cep telefonunuzu cebinizde veya göğüsünüzde taşımayın. Cep telefonunuz açıkken, kullanmıyor olsanız bile radyasyon yaymaya devam eder.
-Cep telefonunuzun sinyal seviyesi düşükken veya cep telefonunuz çekmediğinde daha güçlü çalışır ve daha çok radyasyon yayar.
-Cep telefonlarını çocuklardan uzak tutun.
-Çocuklar yetişkinlerden en az 2 kat daha fazla mikrodalga radyasyon emerler. Hamileler cep telefonlarını karınlarından kesinlikle uzak tutmalıdır.
-Uyurken cep telefonunuzu yakınınızda bulundurmayın. Siz uyursunuz, ancak cep telefonunuz uyumaz. Cep telefonunuz açık olduğu müddetçe radyasyon yaymaya devam eder. Cep telefonunuzu yastığınızın altına, yatağınızın yanındaki komodine veya uyumakta olan birinin yakınına koymayın.”

AA

Konu ile ilgili Aramalar:

Çipli Pasaport Sayısı 1 Milyonu Geçti

Pazartesi, 16 May 2011 yorum yok

Türkiye adına verilen pasaportların uluslararası standartlara uygun olarak makinede okunabilir ve e-pasaport olarak tanzim edilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı ve günde 10 bin pasaport verilecek sistem kuruldu. Yeni tip e-pasaportlar 1 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe kondu.

Yeni tip pasaportlarda sahteciliğe karşı alınan önlemler yanında tanziminin de daha güvenli hale getirilmesi için merkezi bir tanzim sistemi kuruldu. Vatandaşların bulunduğu il, ilçe pasaport biriminde verilen müracaat, aynı gün içerisinde tanzim merkezi tarafından tanzim ediliyor ve vatandaşın müracaat sırasında verdiği adresine en geç 3-4 gün içerisinde teslim ediliyor.

Vatandaşların, bulunduğu yerleşim merkezinden pasaport başvurusunu yapabilmesi için 370 pasaport birimi hizmet veriyor. Yeni tip pasaportların yürürlüğe konduğu 1 Haziran 2010 tarihinden bugüne kadar 1 milyon 112 bin 973 adet yeni tip pasaport tanzim edildi.

5682 sayılı Pasaport Kanunu’nda yapılan değişiklikle, yeni tip pasaportların uluslararası dolaşıma girmesiyle yine uluslararası kurallar gereği, bu pasaportlarda refakat kayıt işlemi ve temdit işleminin kaldırılması yönünde yasal düzenlemeye gidildi.

Diğer yandan, Değerli Kâğıtlar Kanunu Genel Tebliği ve Harçlar Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılarak, 20 Haziran 2010 tarihinden itibaren Pasaport Harçları ve Cüzdan bedellerinde ortalama yüzde 50′ye yakın bir indirim sağlandı. Ayrıca, önceden en fazla 5 yıl süreli pasaport alma imkânı var iken, bu süre 10 yıla çıkarılmak suretiyle hem vatandaşların daha uzun süreli pasaport alma imkanı sağlandı hem pasaportların maliyeti ucuzlatıldı.

Konu ile ilgili Aramalar:

Mutluluğun Şifresi

Cuma, 06 May 2011 yorum yok

İngiliz Independent gazetesinin internet sitesinde yayımlanan haberde, araştırmanın, 5-HTT adlı genin uzun versiyonuna sahip kişilerin, mutlu doğduklarını ve yaşamlarından daha memnun olduklarını gösterdiği belirtildi.

Araştırmayı yapan ekibin lideri, London School of Economics’te davranışsal ekonomi uzmanı olan Jan-Emmanual De Neve, insanların, 5 ila 10 yılda genomlarını okuyabileceklerini belirterek, böylece bardağın boş tarafını görmelerinin, kalıtımsal olduğunun farkına varabileceklerini kaydetti.

Beyindeki serotonin hormonunu düzenleyen 5-HTT geniyle ilgili olarak 2009 yılında yapılan bir araştırmada da bu genin uzun versiyonuna sahip insanların bilinçaltında negatif görüntülerden kaçınma ve pozitif olanları seçme eğiliminde olduklarını ortaya koymuştu.

Sonuçları “Journal of Human Genetics” dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde 20′li yaşlarındaki 2500 yetişkine, yaşamlarından mutlu olup olmadıkları soruldu, genin iki uzun versiyonuna sahip olanlar, diğerlerinden yüzde 17 daha fazla hayatlarından çok memnun olduklarını söyledi.

Konu ile ilgili Aramalar:

225 yıl sonra denize kavuşan ülke

Cuma, 22 Eki 2010 yorum yok

Denize kıyısı olmayan Bolivya, Peru ile yaptığı bir anlaşma ile 99 yıllığına Pasifik Okyanusu kıyısındaki bir şeridi kullanmaya hak kazandı.

Guardian gazetesinde yer alan habere göre Peru, denize çıkışı olmayan Bolivya’ya Büyük Okyanus’ta bir sahil şeridini 99 yıllığına kiraladı.

Peru Devlet Başkanı Alan Garcia ve Bolivya lideri Evo Morales arasında imzalanan anlaşmaya göre, Bolivya Peru’nun güneyinde yer alan Ilo limanına 15 kilometre uzaklıktaki 3.58 kilometrekarelik bu alana liman inşa edebilecek ve burayı serbest ticaret bölgesi ilan edebilecek.

Garcia, tarihi anlaşmanın imzalanmasının ardından Ilo limanında yaptığı konuşmada, “Bolivya’nın okyanusa hiçbir kıyısının bulunmaması adil değil. Burası artık aynı zamanda bir Bolivya denizi” ifadesini kullandı.

EVLENİRSEM, BALAYIMI BURADA GEÇİRECEĞİM

Bolivya lideri Morales ise eğer evlenirse balayını bu sahilde inşa edilecek bir tatil köyünde geçireceğini söyledi.

Bolivya’nın okyanusa ulaşma hayallerini gerçeğe dönüştüren bu gelişme, bir dönem araları oldukça açık olan iki ülke liderinin de yakınlaşmasını sağladı.

1879-1884 yılları arasındaki Pasifik savaşlarında Şili bir dönem Peru ve Bolivya’ya ait olan ve zengin maden kaynaklarına sahip olan toprakların kontrolünü ele geçirmişti. Bu savaş neticesinde de Bolivya tamamen bir kara ülkesi haline gelmişti.

Bolivya uzun süredir Şili’den kendisi için Pasifik Okyanusu’na uzanan bir koridor açmasını istiyordu. Ancak Şili bu öneriyi reddediyordu.

Guardian gazetesi, iki ülkenin bu kardeşlik anlaşmasıyla 1879-84 Pasifik Savaşı’nda topraklarını işgal eden komşuları Şili’ye diplomatik bir mesaj verdiklerini belirtiyor.

Çocuklarım Leke Tutmaz Halımda Leke Yaptılar

Çarşamba, 20 Eki 2010 yorum yok

Çocuklarım Leke Tutmaz Halımda Leke Yaptılar

Bu yazıda halı garantileri hakkındaki gerçeği kimi alışveriş tavsiyelerini tartışacağız.

Halılarının ne kadar dayanıklı olduğu konusunda halı üreticileri kimi zaman abartılı iddialarda bulunurlar. Yaygın bir standart 5 yıl leke 5 yıl yıpranma garantisi idi. Yıllar içinde insanlar garantiler konusunda bilgilendikçe, birçok değişiklik oldu.

Ünlü “yıpranma garantisi” ile başlayalım. Bu garanti temel olarak belirli bir süre zarfında, örneğin 5 yıl içinde, halının yok olmayacağını ifade der. Halınızın korkunç görünmeyeceğini ifade etmez, sadece yıpranmayacağını söyler. Halı garantilerine ilişkin ortaya çıkan çok sayıda sorun üzerine, üreticiler daha iyi kalitede, daha sıkı dokunmuş ve daha iyi kalitede lif kullanılan halılar üretmeye başladılar. Bu süreçte kimi ilave garantiler de kullanmaya başladılar.

Leke garantisi halı satın alanlar tarafından muhtemelen en iyi bilinen garantidir. Bu konudaki halı garantileri genellikle 5 ila 20 yıllık süreleri kapsarlar. Bu garantilerin kimileri aldatıcı olabilir. İstisna tutulan durumlar hakkında bilgi edinmek için garantiyi dikkatle okumalısınız. Asit, mürekkep ve diğer zararlı sıvılar gibi kimi lekeler garanti kapsamında değildir. İlave olarak, karşılaşacağınız daha uzun süreli kimi garantiler çoğunlukla olefi lifinden üretilen halılar içindir. Bu lif ağartmaya dirençlidir ancak petrol tabanlı olduğu için petrol ve katran gibi petrol türevi lekelere karşı dirençli değildir. Kimi satıcılar bu konuları müşterileri yeterince bilgilendirmezler. Bu bakımdan garanti belgeleri dikkatlice okunmalıdır.Halı Yıkama

Özet olarak yeni bir Halı satın aldığınızda garanti durumu ne olacaktır? Muhtemelen halınız 7 ila 10 yıl arasında bir garantiye sahip olacaktır. Bu normal bir yaya trafiği altında halınızın yeterli olacaktır. 7 ila 10 yıl arasındaki bir garantinin yeterli olduğu söylenebilir. Eğer 25 yıl garantisi olan bir halı görürseniz ve gerçekten 25 yıl dayanacağını düşünürseniz, muhtemelen yanılıyor olacaksınız. Dekorasyon değişikliği ya da taşınma gibi nedenlerde değişim yapılacağı için bir halı çok durumda 10 yıl ya da daha az bir süre kullanılır. Halı garantileri bir tür kalite göstergesi olarak kullanılabilir. Eğer 5 yıl yıpranma 5 yıl leke garantisi olan bir halı görürseniz muhtemelen bu halıdan sadece 2 ila 3 yıl yararlanabilirsiniz. Daha uzun süreli garantiler de genellikle bu sürenin biraz altında bir yararlanma süresi sağlarlar. Kaliteli firmalar daha sağlam garantiler verip bu garantilerdeki yükümlülüklerini yerine getirirken kimi firmaların bu konuda fazla özenli olmayabileceğine dikkat edilmelidir.

Türkiye Büyüyor!!!

Pazar, 13 Haz 2010 yorum yok

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türk-Arap Forumu’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Ekonomi hızlı büyüme trendine girince, enerji fiyatları da yükselince cari açığın genişlediğini beilrten Şimşek, “Cari açık finansmanı konusunda kaygı yok. Orta vadede cari açığın aşağı çekilmesini istiyoruz buna yönelik de tedbirler alıyoruz. Cari açığın yakın dönemde sıfırlanması gündemde olan bir konu değil” dedi.
“İlk çeyrekte büyüme yüzde 10-14 arasında olabilir” diyen Şimşek, ikinci çeyrekte büyümenin çift haneli olma olasılığının düşük olduğunu ifade etti.
Şimşek, bütçe hedeflerini tutturacaklarını, hedeflerden çok daha iyi performans gösterildiğini kaydetti.
Euro’nun değer kaybının kısa vadede Türkiye için olumsuz olduğunu belirten Şimşek, “Euro’nun değer kaybının uzun vadede çok büyük etkisi olacağını tahmin etmiyorum. Avrupa’nın rekabetçi hale gelmesi Türkiye’ye uzun vadede olumlu yansır” diye konuştu.

Fenere İlk Yıldız Geldi

Cuma, 11 Haz 2010 yorum yok

Fenerbahçe, transfer bombasını patlattı ve Chelsea’nin sol kanat oyuncusu Stoch’u kadrosuna dahil etti.
Galatasaray’ın da uzun süredir transferini bitirmek için uğraştığı Slovak futbolcu, sarı-lacivertli renklere bağlandı.
2009-2010 sezonunda kiralık olarak Twente’de forma giyen 21 yaşındaki genç yıldız ile 4 yıllık anlaşmaya varıldı.
Stoch, Slovakya Milli Takımı’nın formasıyla 2010 Dünya Kupası’nda mücadele vermeye hazırlanıyor.

Konu ile ilgili Aramalar:

Stoch Fenerde

Cuma, 11 Haz 2010 yorum yok

Fenerbahçe, transfer bombasını patlattı ve Chelsea’nin sol kanat oyuncusu Stoch’u kadrosuna dahil etti.
Galatasaray’ın da uzun süredir transferini bitirmek için uğraştığı Slovak futbolcu, sarı-lacivertli renklere bağlandı.
2009-2010 sezonunda kiralık olarak Twente’de forma giyen 21 yaşındaki genç yıldız ile 4 yıllık anlaşmaya varıldı.
Stoch, Slovakya Milli Takımı’nın formasıyla 2010 Dünya Kupası’nda mücadele vermeye hazırlanıyor.

Konu ile ilgili Aramalar:

Beşiktaşın Teknik Direktörü Belli Oldu

Perşembe, 10 Haz 2010 yorum yok

Geçen hafta Mustafa Denizlinin sağlık sorunları nedeniyle beşiktaş teknik direktörlüğünden ayrılmasından sonra Beşiktaş yönetimi yeni teknik direktör arayışlarına başlamıştı.Hatta borsaya altı teknik direktörün ismi bildirilmişti.İlk olarak lucescu ile görüşen ondan hayır cevabını alan Beşiktaş yönetimi daha sonra pelegrini ile bir araya geldi.Pelegrininde çok yüksek isteklerinden dolayı anlaşma sağlanamayınca uzun zamandır beşiktaş gündeminde medyayı meşgul eden Bernd Shuster ile anlaşma sağlandı.Beşiktaş bu tranferi borsaya bildirdikten sonra bir kaç gün içerisinde imza atılması bekleniyor. Kısaca beşiktaşın yeni teknik direktörü bernd shuster oldu.

Kolesterol Neden Oluyor

Salı, 08 Haz 2010 yorum yok

Nature Neuroscience dergisinde yayınlanan araştırma, kandaki kolesterol seviyesini kısmen beyinin belirlediği gösterdi.
Araştırma, ”kolesterolün sadece yiyip içtiklerimiz ve karaciğerdeki kolesterol üretimiyle bağlantılı olduğu” inancıyla zıtlık oluşturuyor.
Cincinnati Üniversitesi’nden bir grup bilim adamının fareler üzerinde yaptığı deneyde, açlık hormonu “ghrelin” seviyesinin artmasının, hayvanların kanındaki kolesterol miktarının yükselmesine yol açtığı ortaya çıktı.
Kandaki kolesterol seviyenin yükselmesinin nedeninin, beynin karaciğere daha az kolesterol depolama emri vermesinden kaynaklandığı belirtildi.
ARAŞTIRMA MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİN ETKİSİNİ GÖSTERDİ devamını oku…

Konu ile ilgili Aramalar: