arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘Yeni’

Messi Mi Ronaldo Mu?

Pazartesi, 30 May 2011 yorum yok

Ronaldo ve Messi attığı goller ve oynadıkları futbolla izleyenleri bu sezonda da mest etmeyi başardılar.

Oynadıkları futbol ve attıkları gollerle ” Bu gezegene mi aitler ” sorusuna sebep olan Messi ve Ronaldo, yine dünyanın gündeminden inmiyor.

Takımları da kendileri gibi rakip olan ikili, en çok kazanan listesinde de birbirleriyle yarışıyor.

Dünyanın gerçekleşen transferler arasında en pahalı oyuncusu olan Ronaldo, açıklanan 250 milyon Euro’luk bonservisiyle Messi’nin gölgesinde kalıyor.

Real Madrid’in Portekizli oyuncusu Ronaldo, bu sezon takımında Kral Kupası haricinde kupa kazanamasada attığı gollerle övgüye layık oldu.

Ronaldo ilk olarak attığı toplam gol sayısını 50′ye çıkartarak, 49 golle efsanevi futbolcu Ferenc Puskaş’a ait olan Real Madrid tarihindeki bir sezonda en fazla gol atma rekorunu kırdı.

Süper yıldız bununla kalmadı. La Liga tarihinde en çok gol atan futbolcu olan Meksikalı efsane Hugo Sanchez’in 38 gollük başarısının da yeni sahibi oldu. Gol sayısını 40′a çıkaran Ronaldo, ” Taklacı Hugo’yu ” geride bırakdı. Portekizli futbolcu bununla da kalmadı, gözünü Messi’nin rekoruna dikti. Bir sezonda en çok gol atan futbolcu olan Messi’nin 51 kez fileleri havalandırması Ronaldo’nun rekor canavarlığının yeni hedefi oldu.

Şampiyonlar Ligi’nde 6, İspanya Ligi’nde 40, Kral Kupası’nda da 7 gol atan Ronaldo bu sezonda toplam 53 kez fileleri havalandırmış oldu. Son Şampiyonlar Ligi Finali’ne kadar rekoru elinde bulunduran ve Messi’nin 51 gollük rekorounu eline geçiren Ronaldo’nun bu sevinci sadece 2 hafta sürdü. Ancak Cristiano Ronaldo Real Madrid formasıyla 2 sezonda çıktığı 63 maçta 66 gol atarak tüm futbol kamuoyunun övgüsünü hak etti.

Ronaldo ayrıca bu sezon 18 asist yaparak bir başka yeteneğini de ortaya koydu. Ronaldo Şampiyonlar Ligi’nde final oynayamasa da Real Madrid taraftarlarının yeni kahramanı oldu. Los Galacticos’a Raul’u unutturamasa da Madrid’in yeni fenomenleri arasındaki yerini aldı.

Gelelim futbol meleklerinin bizlere özel hediyesi Messi’ye. Söylenen ne kadar söz ve takılan ne kadar çok lakap varsa bir o kadarını daha hak eden Messi, kendine yine hayran bıraktıran bir sezonu geride bıraktı. Sakatlanmaması için neredeyse pamuklara sarıp sarmalayacağımzı duruma gelen Messi, attığı gollerle bizlere yine unutmaz bir sezon yaşattı.

Oyun konsollarından fırladığı izlenimi ile sahada olan Messi, futbolun tanrısı Maradona’nın el vermesiyle Arjantinli ilahın tahtına en büyük aday oldu. Maradona’yı göremeyen nesile en büyük hediye olan Messi, bu sezon tam 53 gol atarak Barcelona tarihine yeni bir rekor yazdırdı. İspanya Ligi’nde 40 gollü Ronaldo’nun gerisinde kalan Messi, 31 kez fileleri havalandırdı.

Arjantinli yıldız, Şampiyonlar Ligi’nde de tam 12 gol atarak Hollandalı Nistelrooy’un rekoruna da ortak oldu. Şampiyonlar Ligi’nde 13 maçta 12 gol atan Messi, Kral Kupası’nda da 7 gol attı. Süper Kupa’da oynanan 2 maçta da 2 kez fileleri havalandırmayı başardı. Toplamda 53 gole ulaşan Messi, Ronaldo ile beraber dünyanın en golcü futbolcuları oldu.

Messi’nin Ronaldo’dan tek farkı ise yaptığı 28 asist oldu. Bunların 13′ünü İspanya Ligi’nde yapan Messi, Şampiyonlar Ligi’nde de 4 asistle kupaya uzanan ellerin en verimlisi oldu. Messi gol krallığı yarışını kaybetse de bu sezon double yaparak 2 kupayı müzesine götürdü.

2003-2004 sezonunda Barcelona C takımına getirilen Messi, sadece 1 sezonda önce B ardından A takıma yükseldi. 2004-2005 sezonunda başladığı Barcelona A Takım kariyeri 7 yıldır devam eden Messi, oynadığı 176 maçta tam 119 gol atmayı başardı.

Bu kırılması zor rekorun altında Iniesta ve Xavi’nin katkısı büyük olsa da kıyaslandığı Ronaldinho’nun izlerini çok çabuk sildi. Messi, dünyanın en iyi futbolcusu olmayı 2011 yılında aldığı Ballon d’Or ödülüyle tescilledi. Altın Top’un sahibi olan Messi, bu yılda da bu ödülün en büyük adayı olmayı başardı.

Konu ile ilgili Aramalar:

İş Kurmak İsteyene 300 Bin TL!

Salı, 24 May 2011 yorum yok

Tübitak, KOBİ’lerin ihtiyaçları doğrultusunda üniversite ve kamu araştırma kurumlarının yürüteceği ürün ve sürece dönük projelere üst limiti 300 bin TL olan yeni destek programı başlattı.
‘TÜBİTAK 1505 KOBİ Yararına Teknoloji Transferi Destek Programı” kapsamında proje giderlerinin yüzde 75′i TÜBİTAK tarafından hibe olarak verilecek, geriye kalan yüzde 25′i ise KOBİ tarafından karşılanacak.

Proje yürütücüsü, araştırmacı ve yardımcı personele ”Proje Teşvik İkramiyesi” üniversite ve kamu araştırma kurumuna ”Proje Kurum Hissesi” ayrıca ödenecek.

1 Haziran 2011 tarihinde yürürlüğe girecek programa proje başvurular 1 Ağustos’tan itibaren alınacak.

AA muhabirinin TÜBİTAK yetkililerinden aldığı bilgiye göre, kurumun başlattığı ”TÜBİTAK 1505 KOBİ Yararına Teknoloji Transferi Destek Programı” ile üniversite ve kamu araştırma kurumlarındaki bilgi birikiminin, KOBİ’lerin ihtiyaçları doğrultusunda ürüne ya da sürece dönüştürülmesi ve ardından da bu bilgi birikiminin KOBİ’lere aktarılarak ticarileştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

1 Haziran 2011 tarihinde yürürlüğe girecek programa proje başvuruları 1 Ağustos 2011 tarihi itibariyle online alınmaya başlanacak.

KOBİ’lerin müşteri kuruluş, üniversite-kamu araştırma kurumlarının ise yürütücü kuruluş olarak ortak başvurması gereken programa, yılın herhangi bir günü proje başvurusu yapılabilecek.

Program kapsamında, proje bütçesi için üst sınır 300 bin TL ve destek süresi proje bazında en fazla 18 ay olarak belirlendi.

Proje giderlerinin yüzde 75′i TÜBİTAK tarafından hibe olarak verilecek, geriye kalan yüzde 25′i ise KOBİ tarafından karşılanacak.

Proje bütçesi üst sınırı olan 300 bin TL’nin haricinde, TÜBİTAK tarafından ayrıca projede görev alacak proje yürütücüsü, araştırmacı ve yardımcı personele ”Proje Teşvik İkramiyesi” üniversite ve kamu araştırma kurumuna ”Proje Kurum Hissesi” ayrıca ödenecek.

Desteklenmesine karar verilen projeler için, proje bütçesinin yüzde 75′ini TÜBİTAK, yüzde 25′ini ise KOBİ, proje bütçe takvimine uygun olarak üniversite ya da kamu araştırma kurumuna ait proje özel hesabına aktaracak.

-”KOBİ’LER DESTEKLE AR-GE YAPACAK”-

Türkiye’deki işletmelerin yüzde 99,8′ini oluşturan KOBİ’lerin ar-ge ve yenilik yolu ile yarattıkları ekonomik katma değerin arttırılması büyük önem taşıyor.

KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları ar-ge ve yenilik faaliyetlerinin kendi ana faaliyet alanlarından farklı bir disiplinde olması, bu faaliyetler için yapılması gereken ek yatırımın ekonomik olmaması ve ar-ge insan kaynağı yetersizliği ile Türkiye’de üniversite-sanayi işbirliği ve üniversitelerdeki bilgi birikiminin ve gerçekleştirilen ar-ge çalışmalarının çıktılarının sanayiye aktarılması istenilen düzeyde yapılamıyor.

Bu noktalardan hareketle TÜBİTAK tarafından KOBİ’lere yönelik olarak çeşitli destek mekanizmaları geliştiriliyor.

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun 22. Toplantısı’nda onaylanan Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi 2011-2016′nın stratejik amaçlarından biri olarak öne çıkan ”Ulusal Yenilik Sistemi İçerisindeki KOBİ’lerin Rolünün Güçlendirilmesi” kapsamında, kendi bünyesinde ar-ge yetkinliğine sahip olmayan KOBİ’lerin ar-ge ihtiyaçlarının üniversite ve kamu araştırma enstitülerinden karşılanmasında kolaylaştırıcı mekanizmaların oluşturulması bir strateji olarak belirlendi.

TÜBİTAK Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB) bünyesinde yürütülecek programa ilişkin proje başvuru ve değerlendirme formları ile ayrıntılı bilgi, http://www.teydeb.tubitak.gov.tr adresinde yer alıyor.

Konu ile ilgili Aramalar:

Categories: Genel Tags: , , , , , , , , , , ,

Ellerde 4.742 farklı bakteri var

Perşembe, 19 May 2011 yorum yok

ABD’deki Colorado Üniversitesinden biyokimya doçenti Rub Knight ve aynı üniversiteden Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji anabilim dalından doçent Noah Fierer’in kaleme aldıkları bilimsel makaleye göre araştırmalarda, ellerde sanıldığından daha fazla türde bakteri bulunduğu da anlaşıldı.

Yazı, “Proceedings of the National Academy of Sciences” adlı bilimsel yayının on-line sayısında (http://www.pnas.org) bugün yayımlandı. Araştırma, ABD’deki “Ulusal Sağlık Enstitüsü” ve “Ulusal Bilim Vakfı” tarafından desteklendi.

Yazıya göre araştırmanın şefi olan Fierer, “Araştırmamızın sonucunda belirlediğimiz bakteri türü sayısı bizi çok şaşırttı. Kadınların ellerinde çok daha fazla çeşit olduğunu da anladık” dedi.

Araştırmacılar, kadınların ellerindeki bakteri türünün daha zengin olmasının nedenini bilemediklerini, bunun, erkeklerin derisinin daha “asitik” olmasından ve bunun bazı bakteri türlerini öldürüyor olabileceğinden kaynaklanabileceğini belirttiler. Araştırmacılar bir başka nedenin, kadınlarla erkekler arasında, ter ve yağ bezlerinin çalışma farklılıkları olabileceğini de ifade ettiler.

Knight’ın açıklamasına göre kadınların, suyla yıkanması mümkün olmayan deri altlarında yaşayan bakteri sayısı, erkeklere göre daha az.
Ellerde 4.742 farklı bakteri

Araştırmacılar çalışmaları sırasında 51 üniversite öğrencisinden (toplam 102 el)örnekler aldı. Örnekler, DNA bakterilerini belirleyen yeni ve çok detaylı bir sistem kullanılarak incelendi.

Bu 102 elde toplam 4.742 bakteri türü belirlendi. Bu türlerden yalnızca 5′inin bütün ellerde bulunduğu anlaşıldı. Her insanın elinde genellikle diğerlerinden farklı bakteriler yaşadığı gibi, bir insanın iki elinde yaşayan bakteriler de genellikle birbirinden farklı. Bir insanın iki elindeki bakteri türlerinin ortalama yüzde 17′si birbirinin aynı.

Araştırmaya göre ortalama bir elde 150 bakteri türü yaşıyor. Ancak bakterilerin türünü belirlemek yaklaşık olarak mümkün olmasına karşın, elde toplam kaç adet bakteri bulunduğunu saymak mümkün olmuyor.

Araştırmacılar, aynı çalışmayı çeşitli ülkelerde tekrar ederek sonuçların karşılaştırılmasının önemli olacağını vurguluyorlar.
Kabullenmek gerek

Araştırmadan anlaşıldığı kadarıyla, bakterilerle yaşamayı kanıksamak gerekiyor. Çünkü el yıkama, bunları ortadan kaldırmıyor. Knight’a göre düzenli el yıkama önemli ancak el yıkama, bakteriyi ortadan kaldırmıyor. Knight, makalede, “bakteri kolonileri, el yıkamanın hemen ardından hızla yeniden ürüyor. Veya el yıkama, deri yüzeyinde bulunan bakterilerin büyük bölümünü gideremiyor” dedi.

Konu ile ilgili Aramalar:

En iyi maaş hangi işte

Salı, 17 May 2011 yorum yok

PwC Türkiye araştırmasına göre, başlangıç ücretlerinde en yüksek maaşı hukuk ve iş geliştirme pozisyonlarında işe başlayanlar alıyor.

Kamu kurumları, özel kuruluşlara endüstri odaklı denetim, vergi ve danışmanlık hizmeti sunan PwC Türkiye’nin ”Başlangıç Ücretleri ve Yan Haklar Araştırması”na araştırmasına göre, araştırmaya katılan şirketlerin büyük kısmı 2011 yılında yeni işe alım yapacaklarını beyan etti.
HUKUK, ARGE, BİLGİ İŞLEM ÇALIŞANLARI EN YÜKSEK ÜCRETİ ALIYOR

21 farklı çalışma alanında başlangıç ücret ve yan haklarının ele alındığı 18 farklı sektörden, araştırmada sermaye yapısı açısından yerli-yabancı-ortak girişim, çalışan sayısı bakımından KOBİ-büyük ölçekli işletme konumundaki 93 şirketin yer aldığı araştırma sonuçlarına göre, başlangıç ücretlerinde hukuk, iş geliştirme, bilgi işlem ve AR-GE konularında çalışacak kişiler en yüksek ücretleri alıyor. Çağrı merkezi, idari işler ve müşteri hizmetleri alanları ise en düşük ücret grubu olarak göze çarpıyor.

PwC Türkiye İK Hizmetleri Kıdemli Müdürü Murat Karakaş, araştırmayla ilgili, katılımcı firmaların çok büyük bir kısmının maaşları Brüt-TL ve 12 maaş olarak öderken, yılda bir defa ücret artışı yaptığını kaydetti.

Ücret artış oranlarında 2009–2010 ve 2011 değerlerine bakıldığında yüzde 0-4 oranlarından yüzde 6-8 bandına kayma olduğunu belirten Karakaş, şu değerlendirmede bulundu:
YEMEK VE ULAŞIM ÜCRETİ STANDART

”2011 yılı için ortalama ücret artış oranı yüzde 8,10 olarak gerçekleşmiş. Başlangıç pozisyonları düşünüldüğünde yemek ve ulaşım olanakları neredeyse standart hale gelmiş durumda. Ulaşım olanaklarında özellikle pazarlama, satış ve tıbbi satış mümessilliği gibi fonksiyonlar için şirket aracı ön plana çıkıyor. Fazla mesai, izin uygulamaları gibi konularda ise kanuni minimum değerler genelde baz alınmış durumda. Sağlık sigortası yaygınlaşmış gibi görünmekle beraber başlangıç pozisyonları için hayat sigortası ve bireysel emeklilik olanakları pek yaygın değil.”

Çalışma hayatında artık hiç olmadığı kadar farklı nesillerin bir arada çalıştığını söyleyen PwC Türkiye İK Hizmetleri Direktörü Murat Demiroğlu da yeni nesil çalışanların beklentilerinin de çok farklı olduğunu, çalışanların giderek daha talepkar ve teknolojinin de yardımı ile beklentilerini dillendirip paylaşmaya hevesli olduğunu kaydetti.

Demiroğlu, ”İşgücü piyasası daha da canlanırken, kurumların çalışanlarını dinleyip anlayarak, hem maddi hem de manevi olarak ihtiyaçlarından haberdar olmaları gerekiyor. Daha fazla sorumluluk, gelişim fırsatı ve çalışanların potansiyellerini kullanabilmelerine yardımcı olacak fırsatların yaratılması/sunulması gibi konular öne çıkıyor. En az maddi olanaklar kadar maddi olmayan ödüller de önemli” ifadelerini kullandı.

Konu ile ilgili Aramalar:

Çipli Pasaport Sayısı 1 Milyonu Geçti

Pazartesi, 16 May 2011 yorum yok

Türkiye adına verilen pasaportların uluslararası standartlara uygun olarak makinede okunabilir ve e-pasaport olarak tanzim edilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı ve günde 10 bin pasaport verilecek sistem kuruldu. Yeni tip e-pasaportlar 1 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe kondu.

Yeni tip pasaportlarda sahteciliğe karşı alınan önlemler yanında tanziminin de daha güvenli hale getirilmesi için merkezi bir tanzim sistemi kuruldu. Vatandaşların bulunduğu il, ilçe pasaport biriminde verilen müracaat, aynı gün içerisinde tanzim merkezi tarafından tanzim ediliyor ve vatandaşın müracaat sırasında verdiği adresine en geç 3-4 gün içerisinde teslim ediliyor.

Vatandaşların, bulunduğu yerleşim merkezinden pasaport başvurusunu yapabilmesi için 370 pasaport birimi hizmet veriyor. Yeni tip pasaportların yürürlüğe konduğu 1 Haziran 2010 tarihinden bugüne kadar 1 milyon 112 bin 973 adet yeni tip pasaport tanzim edildi.

5682 sayılı Pasaport Kanunu’nda yapılan değişiklikle, yeni tip pasaportların uluslararası dolaşıma girmesiyle yine uluslararası kurallar gereği, bu pasaportlarda refakat kayıt işlemi ve temdit işleminin kaldırılması yönünde yasal düzenlemeye gidildi.

Diğer yandan, Değerli Kâğıtlar Kanunu Genel Tebliği ve Harçlar Kanunu Genel Tebliği’nde değişiklik yapılarak, 20 Haziran 2010 tarihinden itibaren Pasaport Harçları ve Cüzdan bedellerinde ortalama yüzde 50′ye yakın bir indirim sağlandı. Ayrıca, önceden en fazla 5 yıl süreli pasaport alma imkânı var iken, bu süre 10 yıla çıkarılmak suretiyle hem vatandaşların daha uzun süreli pasaport alma imkanı sağlandı hem pasaportların maliyeti ucuzlatıldı.

Konu ile ilgili Aramalar:

Altın Rekora Doymuyor

Cuma, 13 May 2011 yorum yok

Uluslararası piyasada 1.510 dolar seviyelerinde işlem gören altın yurtiçi piyasalarda rekor kırıyor. Tarihinin en yüksek seviyesi olan 1.577 doları/onsu gören altın yurtiçi piyasalar rekor olarak daha yeni yansıyor.

İstanbul Kapalıçarşı’da 24 ayar külçe altının gram fiyatı 76,95 liraya yükselerek yeni zirvesini gördü. Altın bundan önceki rekorunu 76,75 lira ile önceki gün kapanışta kırmıştı.

İstanbul Kapalıçarşı’da alınıp satılan altın türlerinin, önceki ve bugün itibariyle kapanış fiyatları (TL) şöyle:

PERŞEMBE……….CUMA (KAPALIÇARŞI)
ALIŞ……..SATIŞ…..ALIŞ……SATIŞ
24 Ayar Külçe Altın (Gr.)………….75,55……..75,90…….76,60……..76,95
Cumhuriyet Ata Lira………………..501,00…..509,00……508,00……516,00
22 Ayar Bilezik (Gr.)………………..68,75…….74,40……..69,70…….75,40
Vakıf Altını (5 Gr.)………………….377,51……381,09……381,28……384,98
Vakıf Altını (100 Gr.)………………7.550,21….7.621,79…7.625,52….7.699,63
Lira Ziynet…………………………..480,94……..498,96…….488,26……506,34
Yarım Ziynet………………………..240,09………250,48…….243,75…….254,17
Çeyrek Ziynet……………………….120,05………125,74………121,87…..127,59

Konu ile ilgili Aramalar:

Facebook Kredi Para Kazandıracak

Cuma, 06 May 2011 yorum yok

Facebook artık bir sosyal ağ platformu değil. 500 milyon üyesinin avantajını sonuna kadar kullanan bir reklam şirketi haline geldi. Ancak site bundan sonra size de para verecek. İşte detaylar.

İnternet sektöründeki her beğenilen fikri Facebook kendi bünyesine davet etmeye devam ediyor. Groupon’u bile kendi içeriğine ekleyen ünlü sosyal ağ sitesi şimdi ise tıkla kazan reklamcılığına el attı. 500 milyon üyesiyle dünyanın en avantajlı reklam platformu haline gelen Facebook, bundan sonra reklamları tıklayan üyelerine para da verecek.

Tıklama başına 10 Cent olarak açıklanan bu ücretli uygulama şimdilik sadece Amerika’da yürürlüğe girmiş durumda. Ancak önümüzdeki günlerde, Facebook tüm dünyada para dağıtacak. Peki, Facebook’un sisteminin mevcut diğer platformlardan en önemlisi Google’ın uyguladığı yöntemden farkı nedir?

Facebook’un Farkı Ne Olacak?

Buradaki fark, kullanıcıların o parayı asla nakit olarak ellerine alamamasında yaşanacak. Facebook’un tıkla kazan sisteminde, biriken paralar kullanıcılara Facebook Credits ya da sitenin yeni Groupon hizmeti olan Offers üzerinden ödenecek.

Elinize nakit geçmeyecek ancak Facebook’un sunduğu hizmetler içerisinden istediğiniz her şeyi satın alabileceksiniz. Facebook Offers’ın kafelerden, alışveriş merkezlerine kadar geniş bir satış ağı olduğu düşünülürse yeni sistem oldukça ilgi çekeceğe benziyor. (Shift.net)

Konu ile ilgili Aramalar:

Sperm Skandalına 3 Yıl Hapis

Pazartesi, 10 Oca 2011 yorum yok

Etiler’de bir çöp konteynerinde cesedi bulunan Münevver Karabulut’un iç çamaşırına başka bir cesetten sperm bulaşmasında sorumlu oldukları iddia edilen üç Adli Tıp Kurumu görevlisi hakkında “görevi kötüye kullanmak” suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Etiler’de başı kesilmiş halde cesedi bir çöp konteynerinde bulunan 17 yaşındaki Münevver Karabulut’un otopsi raporu 18 Mayıs 2010 tarihinde açıklandı. Uzman doktor Nurettin Nezih Anolay, Dr. Yavuz Kabakuş ve otopsi yardımcısı Bekir Bayrak’ın imzalarını taşıyan raporda, Münevver’in iç çamaşırı ile üzerine giydiği şortun arka kısmında 3 adet kan ve sperm örneği bulunduğu belirtiliyordu.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Karabulut’un otopsisinde uzman doktor Nurettin Nezih Anolay, doktor Yavuz Kabakuş ve otopsi yardımcısı Ahmet Şahin’in görev yaptığı belirtildi. Şahin savcılığa verdiği ifadesinde, bulaşmanın ne zaman gerçekleştiğini hatırlamadığını ifade ederek, ”Bulaşma, otopsi işlemi sırasında diğer teknisyen arkadaşına yardım etmem sonucu oluşmuş olabilir. Göreve yeni başlayan bayan teknisyenlerin tek başlarına cesedi çevirmekte zorlanmaları nedeniyle zaman zaman onlara yardım ediyorduk” dedi.

HER İKİ MUAYENEDE DE AYNI ELDİVENLER KULLANILMIŞ

İddianamede, Karabulut’ın iç çamaşırında tespit edilen kanla karışık sperm lekesinin, aynı gün çok sayıda kot kırığı, iç organ ve büyük damar yaralanması bulunan Nafi Cakcak’ın ölü muayene ve otopsi işlemine de yargım ettiği anlaşılan otopsi teknisyeni Ahmet Şahin’in her iki muayene ve otopside aynı eldiveni kullanması nedeniyle ortaya çıktığı sonucuna varıldığı belirtildi.

Sanıkların “görevi ihmal” suçunu oluşturduğu belirtilen iddianamede, Anolay, Kabakuş ve Şahin’in 6 ay ile 2′şer yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianameye inceleyen Bakırköy 6. Sulh Ceza Mahkemesi, sanıkların eylemlerinin “görevi kötüye kullanmak” suçunu düzenleyen ve 1 ile 3 yıl arasında hapis cezası isteniyor.

Konu ile ilgili Aramalar:

94 Yaşında Baba Oldu

Salı, 28 Ara 2010 yorum yok

Hindistan’ın Haryana eyaletinde yaşayan bir çiftçi 94 yaşında baba oldu.

Times Of India gazetesinin internet sitesindeki habere göre, Kharkhoda ilçesinde yaşayan 94 yaşındaki Ramajit Raghav yeni doğan oğluyla, daha önce bu rekoru elinde tutan ve 90 yaşında baba olan Hindistanlı Nanu Ram Jogi’yi geçerek “dünyanın en yaşlı babası” unvanını aldı.

Bölgede 1929 yılında yayılan salgını hatırlayan ve Haryana eyaleti yaşlılık aylıkları kayıtlarına göre 94 yaşında olan Ramajit’in eşi Shakuntala ise 50 yaşında.

Hastane yetkilileri, çiftin, “Tanrının lütfu” olarak gördüğü ve Karamjit olarak adlandırdıkları çocuğun sağlıklı olduğunu belirtti.

Konu ile ilgili Aramalar:

Güneydoğuya 2 Yeni İl Daha Geliyor

Çarşamba, 22 Ara 2010 yorum yok

Hükümet, son dönemde terör merkezli sokak eylemlerinin en çok yaşandığı 2 ilçeyi il yapmaya hazırlanıyor. Bu amaçla, İçişleri Bakanlığı’ndaki yasal hazırlıkların son aşamasına geldiği öğrenildi.

Hükümet, terör merkezli sokak eylemlerinin en çok yaşandığı Yüksekova ve Cizre’yi il yapmaya hazırlanıyor. Hazırlıklar son aşamaya geldi..

Bakanlığın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatını beklediği, bu talimat sonrasında ilgili düzenlemeleri Bakanlar Kurulu’nda görüşülmek üzere Başbakanlık’a göndereceği kaydedildi. Kararın Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında da ele alındığı, Genelkurmay Başkanlığı’nın da olumlu görüş bildirdiği öğrenildi.

Sokak hareketlerinin merkezleri
Beş kentte büyükşehir belediye başkanlığı kurulması için çalışmalar yürüten İçişleri Bakanlığı, iki ilçenin il yapılması çerçevesinde başlattığı çalışmalarda son aşamaya geldi. Bakan Beşir Atalay’ın talimatı sonrasında harekete geçen İller İdaresi Genel Müdürlüğü, Şırnak’ın Cizre, Hakkari’nin Yüksekova ilçelerinin “il statüsüne yükseltilmesi” için gereken yasal çalışmaların alt yapısını tamamladı.

Bugüne kadar geçen sürede özellikle terör örgütü PKK ve bağlantılı grupların Yüksekova ve Cizre’de gerçekleştirdiği sokak hareketleri kamuoyunda büyük yankı uyandırıyordu. Geniş bir yelpazede alınan tüm önlemlere karşın her iki ilçedeki örgüt yapısının tam olarak çözülememesi ve örgüt faaliyetlerinin halktan da destek görmesi dikkat çekiyordu.

Alınan bilgilere göre, geçtiğimiz MGK toplantılarında da konu masaya yatırılırken, Cizre ve Yüksekova’nın il yapılması görüşü değerlendirmeye alındı. Bu çerçevede, hükümetin açılım çalışmalarını koordine eden ve yürüten İçişleri Bakanlığı’nda her iki ilçenin de il yapılması için yasal çalışma başlatıldı. Genelkurmay Başkanlığı’nın da konuya olumlu baktığı kaydedildi.
Batıda il olmayı bekleyen birçok ilçe bulunmasına karşın, hükümetin hem demokratik açılım projesine destek olmak, hem de terör merkezli toplumsal olayların önlenebilmesi amacıyla Cizre ve Yüksekova’nın il yapılmasını benimsediği öğrenildi. İçişleri Bakanlığı’nın, terör örgütünün etkin olduğu söz konusu iki ilçenin il yapılmasıyla ilgili gereken tasarılarını geçtiğimiz günlerde tamamladığı belirtildi. Bakanlığın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan gelecek son talimat sonrasında, yasal düzenlemeleri Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesi için Başbakanlık’a göndereceği öğrenildi.

İl olursa olanaklar artacak
İki ilçe, il olmaları halinde bir yandan yeni olanaklara, diğer yandan da güvenlik önlemleri kapsamında idarenin daha etkin olduğu bir yapıya kavuşacak. Ekonomik ve siyasi anlamda bir çok değişiklik iki ilçedeki halkın günlük yaşamını büyük ölçüde etkileyecek. 2554 sayılı İller İdaresi Yasası çeçevesinde her iki ilçe büyük olanaklara elde edecek. Halen il merkezlerinde faaliyet yürüten bir çok kamu kurum ve kuruluşun hem personel sayısı artırılacak hem de ilçelerde faaliyeti olmayan yeni kamu kurum ve kuruluşları kurulacak. Böylece, her iki ilçedeki kamu personeli istihdamı artırılacak.
İlgili yasa çerçevesinde hükümetin kaymakam yerine kentlere atayacağı valiler daha geniş yetkilere sahip olacak. Valiler il güvenliğinin sağlanmasında da etkin rol alacak.

Öcalan, Yüksekova modeli önermişti
Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşmede, “Yüksekova modelinin” yaygınlaştırılmasını istemişti. Öcalan, “Yüksekova eskiden en geri kalmış bir yerdi, ama şimdi nasıl en gelişmiş ve ileri bir yer haline geldi. İşte bu örgütlenme ve kolektif yaşamla başarılabilir. Her yer Yüksekova’yı örnek almalıdır. Yüksekova gibi birkaç yer daha olsa çözüm daha hızlı gelişir” demişti.

Cizre ve Yüksekova’nın il olması halinde Türkiye’nin 82. ve 83. illeri kurulacak. Cizre, halen Şırnak il sınırları içindeki Güçlükonak ve İdil ilçelerini içine alarak 82.; Yüksekova ise Türkiye-Irak-İran sınır üçgenindeki Hakkari’nin Şemdinli ilçesini içine alarak 83. il olacak.

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal da, başbakanlığı döneminde terör sorununun çözülmesine katkı sağlamak amacıyla Siirt’in Batman ilçesiyle Mardin’in Şırnak ilçesini il statüsüne yükseltmişti. Son dönemde, ilçelerin il yapılmasında ise daha çok ekonomik ve siyasi kriterler gözönüne alınmıştı. 67 plaka numaralı Zonguldak’tan sonra sırasıyla Aksaray, Bayburt, Karaman, Kırıkkale, Batman, Şırnak, Bartın, Ardahan, Iğdır, Yalova, Karabük, Kilis, Osmaniye, Düzce, Yalova, Karabük, Kilis, Osmaniye ve Düzce(81) il olmuşlardı.

Konu ile ilgili Aramalar: